New York’ta Halkbank davasının ‘yıldız tanığı’ olarak en son 8 Aralık 2017’de ifade veren ve o günden sonra bir daha kendisinden haber alınamayan Reza Zarrab'ın bulunduğu yeri TR724'ten Adem Yavuz Arslan ifşa etti. 

Arslan'ın haberine göre Reza Zarrab, ABD’nin popüler mekanlarından Florida eyaletinin Miami şehri yakınlarındaki Davie bölgesine yerleşti.

Aaron Goldsmith adını alan ve pahalı atlara hizmet veren bir at çiftliği kuran Zarrab yeni kız arkadaşıyla birlikte milyon dolarlık bir malikanede yaşıyor.

Arslan haberide "Çünkü Zarrab uzun süredir ortada yok. Adının karıştığı skandallara dair haberler ise Erdoğan rejimi tarafından özenli imha edildi. Dolasıyla Zarrab’ı ve önemini bilmeyenler, skandalın detaylarını unutanlar olabilir." hatırlatması yaparak şöyle devam ediyor:

İranlı orijinal adıyla Reza Zarrab. Rüşvet vererek aldığı Türkiye vatandaşlığında yer alan adıyla Rıza Sarraf. ABD’deki yeni adıyla da Aaron Goldsmith. (üç farklı dilde de kuyumcu soy ismini alması ilginç)

Türkiye’nin son on yılına damgasını vuran Reza Zarrab kesinlikle sıradışı bir hayat hikayesine sahip.

Ne iş yaptığını ‘ iş adamı’ kimliğini nereden aldığını kimse bilmese de Reza Zarrab yirmili yaşlarda milyon dolarlarla ‘oynayan’ birisi olarak kısa zaman da Erdoğan rejimini dikkatini çeken bir isimdi.

Öyle ki daha 26 yaşındayken Erdoğan ve AKP’li bakanları ‘önüne yatırıyordu.’

Üst düzey bürokratları, siyasileri ve Havuz medyası yöneticilerini rüşvete bağlayıp Türkiye devletiyle adeta dalga geçen sahtecilikler yapmıştı.

Meşhur 17 Aralık büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonuna kadar sadece Ebru Gündeş ile olan evliliği nedeniyle konuşulan Zarrab söz konusu skandal patlayınca sadece Türkiye’nin değil dünyanın manşetlerine çıktı.

Aynı zamanda Erdoğan için dönüm noktasıydı.

O zamana kadar ‘ümmetin lideri’ rolünü oynayan/oynamaya çalışan Erdoğan’ın, ( Sedat Peker’in tabiriyle) gerçekte ‘ümmetin gaspçısı’ olduğu ortaya çıkmıştı.

17 Aralık 2013 sabahı yapılan ve aralarında bakan çocuklarının, üst düzey bürokratların ve işadamlarının olduğu gözaltılardan sonra Türkiye yepyeni bir döneme girdi. Dönemin başbakanı Erdoğan suçüstü yakalanınca “bu hükümete darbedir” deyip yargıya ve polise darbe yaptı.

Polis ve savcılar tutuklandı, suçüstü yapılan rüşvetçiler kahraman edasıyla , arkalarına Türk bayrağı yerleştirilerek ekranlara çıkartıldı. Erdoğan bu soruşturmayı bahane ederek Türkiye tarihinin gördüğü en büyük soykırım pratiklerinden birine imza attı.

Operasyonu yapan polisleri ve savcıları Cemaatçi olarak tanımlayan Erdoğan onbinlerce kişiyi bulan tutuklamaların talimatını verdi ve 15 Temmuz’a uzanan tek adam döneminin düğmesine bastı.

Özetle bütün bu olağanüstü dönemin en kritik ismi Reza Zarrab’tı. Dolayısıyla Türkiye tarihi yazılırken bir çok başlıkta Reza Zarrab’ın adı anılmak zorunda

Reza Zarrab hapisten çıkarıldıktan sonra ‘eski işine’yani kara para aklama, dolandırıcılık ve sahtecilik işlerine geri döndü. Erdoğan ve damat Berat Albayrak’la yakın temas kurdu. Erdoğan ve ailesi için herşey iyi giderken 2016 Mart’ında ABD’ye giden Zarrab tutuklandı.

(...)

DÖRT YIL SONRA İLK GÖRÜNTÜ 

Bugüne kadar “Zarrab nerede?” diye çok sorduk ama somut bir bilgiyi ilk kez bir ay önce edindim.

Hem de sıradışı bir şekilde.

Özetle şöyle oldu: bir okurum ‘Miami’de yaşadığını, Uber yaparak geçimini sağladığını, bir gece lüks bir mekandan aldığı yolcuyu Zarrab’a çok benzettiğini, konuşurken İran aksanını gördüğünü,  şoförünün Türk olduğunu öğrenince konuşmayı kestiğini’ anlattı.

Kolları sıvayıp edindiğim adres bilgileri üzerinden Zarrab’ın peşine düştüm. 

Aslında yaptığım ipi çekmekti. Yani açık kaynaklardan iz sürdüm. İki hafta süren çalışmalarım sonunda Zarrab’ın herşeyini çözdüm.

Kurduğu yeni şirket, yeni adı, malikaneye benzeyen yeni evi… Kısacası Zarrab’ın yeni hayatı artık tüm detaylarıyla elimdeydi. Bu aşamada yapılacak şey Miami’ye gidip Zarrab’ın kapısını çalmaktı.

Bende öyle yaptım.