Can DÜNDAR


ARTI GERÇEK- Erdoğan, Ayasofya’yı müzeden camiye dönüştürürken, bunun karşısındaki muhalefeti parçalayacağını çok iyi biliyordu.

Bir defa muhafazakâr gelenekten gelen Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan ve Meral Akşener, kararı desteklemek zorunda kalacaklardı.

Nitekim Gül, “Tarihi karar” diyerek selamladı.

Davutoğlu, “Özlemdi, gerçek oldu” dedi.

Babacan daha temkinliydi; “Sonuçları göreceğiz. Hayırlı olsun” demekle yetindi.

Akşener zaten müzeden camiye dönülmesini daha geçen ay önerip AKP’nin atağını boşa çıkarmaya çalışmıştı.

Böylece kendilerini merkez sağda konumlandırmaya çalışan partiler, “AKP’den ne farkları var” diye soranlara verecek pek az cevapları olduğuna yeni bir kanıt sundular.

CHP açısından durum daha da vahimdi. Atatürk’ün bir simge kararı tarihten silinirken, yine “CHP dine karşıymış gibi bir görüntü vermeyelim” kaygısıyla başlarını kuma gömdüler. Böylece İslamcı siyasete onay verirken, laikliğin önemli bir yapı taşının daha devrilmesine seyirci kaldılar. Muharrem İnce, daha da cesur davranıp ilk namaz için randevu istedi ve parti içindeki, “Aman dindarları AKP’ye kaptırmayalım”cıların sesi oldu. Lozan’ın yıldönümünü, Ayasofya namazında kutlamak için abdest alan bir muhalefet partisi görüntüsü var karşımızda…

Saray sözcüsü İbrahim Kalın, bunu kullanmakta gecikmedi; BBC’nin “Karara tepkiler var” sorusuna karşılık, siyasal partilerin karar üzerinde konsensüs sağladığını belirtti ve CHP’yi de örnek verdi. Böylece CHP, 15 Temmuz arifesinde, bir kez daha “Yenikapı Ruhu”na payanda oldu.

Sadece HDP, Ayasofya’yı siyasi araca dönüştürmenin hata olduğunu belirtip kararın iptalini istedi. Böylece din istismarından, imparatorluk özentisinden, milliyetçi tırmanıştan rahatsız olan laik ve demokrat kitlelerin sesi oldu.

Bir kez daha gördük ki, Türkiye’nin asıl sorunu, İslamcıların cüreti değil, laikliğin savunmasızlığı…