Oluz Höyük'te 2 bin 600 yıllık sunak bulundu: 'Din tarihi ve arkeolojisini sarsacak'

Oluz Höyük'te 2 bin 600 yıllık sunak bulundu: 'Din tarihi ve arkeolojisini sarsacak'
Yayınlanma:
A+ A-
Oluz Höyük'teki kazılarda Med uygarlığına ait 2 bin 600 yıllık sunak bulundu. Artı Gerçek'e konuşan kazı başkanı Prof. Dr. Şevket Dönmez, "Ön Asya din tarihi ve din arkeolojisini derinden sarsacak somut bilgi ve bulgulara ulaştık" dedi.

Mehmet MENEKŞE


AMASYA- Amasya'da Oluz Höyük'te 17 yıldır süren kazılara Başkanlık eden İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şevket Dönmez, kazıların bu yılki etabının tamamlanmak üzere olduğunu, bugüne kadar gündelik eşyalardan dinsel objelere, mezar taşlarından tapınakta kullanılan envanterlere kadar yaklaşık 2 bin eseri Amasya Müzesi’ne teslim ettiklerini belirtti.

4500 YILLIK TARİH

Oluz Höyük’ü 1997 yılında doktora tezi çalışmaları sırasında keşfettiğini ve kazı çalışmalarına 2007'de başladıklarını anlatan Dönmez, "Oluz Höyük basit görünümlü bir Orta Anadolu höyüğü. Burası tarımcı bir topluluk tarafından kurulmuş olsa bile burasının dinsel bir merkez olduğunu ve bu dinsel olgunun MÖ 1500’lere, Hitit dönemine kadar geriye gittiğini biliyoruz. En eski bulgular geç kalkolitik döneme ait. Oluz Höyük'te henüz yazının olmadığı M.Ö. 4500 yıllarına ait ve bunun üzerinde Hellenistik döneme kadar 10 tane yerleşme kurulmuş. Bu da yaklaşık 4500 yıllık kültürel sürece temas ediyor" dedi.

whatsapp-gorsel-2023-11-21-saat-18-01-33-a5aaf272.jpg

ZELA SAVAŞI

Oluz Höyük'ün M.Ö.48 yılında Zela Savaşı sırasında Romalıların gelmesiyle terk edildiğini belirten Dönmez, "Bin yıl sonra da öncü Türklerin mezarlık alanı olarak kullanılmış. Göçebe Türkler kışlak- yaylak yaşam çerçevesinde burasını bir mezarlık alanı olarak kullanmışlar. Bulgularda ilk Anadolu’ya sızan Oğuz Türklerinin buraya geldiğini görüyoruz" dedi.

whatsapp-gorsel-2023-11-21-saat-18-01-33-e01368cf.jpg

İLK KEZ MED UYGARLIĞINA DAİR KALINTILAR BULUNDU

Med Uygarlığı ile ilgili ilk kez Oluz Höyük'te seramik, metal ve mimari kalıntılarının bulunduğunu vurgulayan Dönmez, "M.Ö. 8. yüzyıl Asur belgeleri Med’lerden 'Madalar' olarak bahseder. Med kentlerine yoğun saldırılar var. Daha sonra biz Med'leri özellikle 7. yüzyılda çok güçlü bir şekilde görüyoruz ve Heredot’un anlatımlarında bunların altı kabileden oluştuklarını biliyoruz. Bunların içinde özellikle Magi’ler kabilelerden birisi ve Zerdüştlüğün de bu Magi kabilesinde olduğu kabul ediliyor. Mazdaizim dininin de önemli bir döneminde Zerdüşt dine öncülük yapıyor. Bizim bugün Zerdüştlük olarak bildiğimiz dini de o dönemde tek tanrı çerçevesinde kuruyor. Ve bundan sonra da Zerdüştün hem İran’da hem de İran’ın başka bölgelerinde bu din faaliyetlerini biliyoruz. Med'ler Frig döneminde karşımıza çıktılar. Friglerin ana tanrıçası Kubaba bu dönemde Oluz Höyük'te yaygın tapınım görmüş" diye konuştu.

'LİYDALILAR İLE SAVAŞIN ARDINDAN OLUZ HÖYÜK MEDLERİN OLUYOR'

M.Ö. 590'larda Urartu Uygarlığı yıkılınca Med'lerin Anadolu'ya geldiğini söyleyen Dönmez, "Bu dönemde de Anadolu’da Lidyalılar egemen. Kızılırmak civarında 590 yılında başlayan bir savaşta Lidyalılar ve Med’ler savaşıyorlar. M.Ö. 585’e kadar 5 yıl bu savaş devam ediyor ve tarihe geçen ünlü güneş tutulmasıyla savaş bitiyor. Bunun üzerine bir barış anlaşması yapılıyor ve anlaşmayla Kızılırmak’ın batısı Lidyalıların, doğusu da Med’lerin oluyor. Bu süreçte Oluz Höyük bir Med toprağı haline geliyor. Doğu Anadolu’da İranlı halkların egemenliği başlıyor. Heredot’un bu geniş aktarımlarına karşın Anadolu’da ve İran’da Med’lerle ilgili çok ciddi kalıntılara rastlanmamış" dedi.

whatsapp-gorsel-2023-11-21-saat-18-01-32-f660f85d-001.jpg

DEMİR ÇAĞINA AİT 2 BİN 500 YILLIK BIÇAK BULUNDU

Oluz Höyük'te bu yıl geç demir çağı madencilik sanatı açısından çok önemli bulgulara rastladıklarını dile getiren Dönmez, "Bunların başında Med ve Pers dönemlerine demirden yapılmış ait kesiciler, bıçaklar, belki de hançer olabilecek eserler bulduk. Ahşap saplarının günümüze kadar sağlam bir şekilde varlıklarını sürdürdüğünü, günümüzdeki gibi perçinlerin ahşabın sap üzerine tutturulmuş olduğunu anlayabiliyoruz. Bu dönemde metal çok değerli. Bulunması, işlenmesi çok zor bir nesne. Anadolu’nun İranlı unsurlarla beraber geç demir çağında demiri çok iyi kullandığını ve bunu da bir bıçak sanatına dönüştürmüş olduğunu anlıyoruz. Bu bıçaklar, Med ve Pers döneminde imal edilmiş 2500-2600 yıllık bıçaklar. Daha önceki yıllarda bu bıçakların Frig dönemine ait olanlarını da bulduk. Oluz Höyük’te bir atölyenin olduğunu düşünüyoruz" diye konuştu.

whatsapp-gorsel-2023-11-21-saat-18-01-32-245abd38.jpg

'DİNSEL ANLAMDA BİR KIRILMA NOKTASI'

Oluz Höyük'te buldukları 2 bin 600 yıllık sunağın ön Asya din tarihi ve din arkeolojisini derinden sarsacağını vurgulayan Dönmez, şu bilgileri verdi:

"Anadolu’nun geleneksel dini politeizm yani çok Tanrılı bir din ve tabii bunun içinde paganizm de var. Gerek neolitik dönemden, gerek eski İran’dan gelen din politeizm yani çok tanrılı bir din. İran kökenli Medlerle beraber İran dinamiklerinin Anadolu’ya girmesiyle beraber bugünkü Zerdüştlüğün belki atası olabilecek Mazda da, Zerdüşt de Anadolu’ya giriyor. Onların dinsel görüşü monoteizm yani tek tanrılı bir inanışa dayanıyor. Gerek Medlerde bulduğumuz, gerek Perslerde bulduğumuz ateş kültü temelindeki bütün bulgular monoteizmi işaret ediyor. Burada ateş, Tanrıyı yansıtan ve saygı gösterilen, kutsanan bir varlık, doğa olayı. Ve onu bir kıble gibi kullanıyorlar. Bu inanış sisteminde figür yasağı var. Hiçbir zaman bir heykele inanmıyorlar ve bunu Herodot da söylüyor. Heykel, sunak gibi şeyler kullanmadan sadece ateşi ve ona yönelmeyi kullanıyorlar. Tek bir güce, tek bir enerjiye saygı gösterme ve tapınma var. Oluz Höyük’te bunu keşfetmemiz önemli. Anadolu’da asalında dinsel anlamda bir kırılma noktası bu. Çok tanrılı (Politeizm) inanıştan tek Tanrılı (Monoteizm) inanışa doğru yaşanan yönelimi çok rahatlıkla yakalayabiliyoruz. Oluz Höyük’te ilk defa bu geçiş ve kırılma sürecinin somut bulgu ve belgelerine ulaştık. Bu bakımdan elde edilen bulgular önemli. Med’ler biraz hayalet kültürdü. yazılı belgeler vardı ama somut bulgu ve belgeler yoktu. Med’ler ile ilgili bu somut belgeleri özellikle dinsel anlamda yakaladık.”

Öne Çıkanlar