Bahçeli: Okul saldırıları sadece asayiş meselesi değil

MHP lideri Devlet Bahçeli, okul saldırılarının çok boyutlu ele alınması gerektiğini belirterek dijital mecralar, aile yapısı ve toplumsal değerlerdeki kırılmalara dikkat çekti. Erken seçim çağrılarını da 'basiretsiz muhalefetin ayak oyunları' olarak niteledi

Bahçeli: Okul saldırıları sadece asayiş meselesi değil

Artı Gerçek - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Urfa ve Maraş’ta yaşanan okul saldırılarına değinen Bahçeli, olayların yalnızca bir asayiş meselesi olarak ele alınamayacağını söyledi. Sorunun çok boyutlu değerlendirilmesi gerektiğini belirten Bahçeli, çocukların maruz kaldığı baskılar, aile bağlarındaki zayıflama, okul ortamı ve dijital dünyanın etkilerine dikkat çekti.

ERKEN SEÇİM ÇAĞRILARINA TEPKİ

Konuşmasında seçim tartışmalarına da değinen Bahçeli, erken seçim taleplerini sert sözlerle eleştirdi. Bu çağrıları “basiretsiz muhalefetin ayak oyunları” olarak nitelendiren Bahçeli, seçimlerin zamanının belli olduğunu ve bu konuda “ara formüllere” izin verilmeyeceğini söyledi.

Bahçeli'nin açıklamalarından satır başları şöyle:

"Türk gençliği test ile tost arasına sıkışmış, beş şık arasına hayallerini sığdırmak zorunda kalmış, sınavdan sınava koşup puan biriktiren, sertifika kovalarken hayatı kaçıran bir gençlik olmamalıdır.

Millî Eğitim Bakanlığımızın bütçesinin, fiziki yatırımlar kadar çocuklarımızın ruhlarına, karakterlerine ve kabiliyetlerine nasıl dokunduğunu konuşmamız gerekmektedir.

Geçtiğimiz hafta Şanlıurfa’da ve Kahramanmaraş’ta yaşanan elim hadiselerin sığ, yüzeysel ve tek boyutlu değerlendirmelerle geçiştirilmeleri mümkün değildir. 14 Nisan’da Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki okul saldırısında 16 kişi yaralanmıştır. 15 Nisan’da ise Kahramanmaraş’ta bir okulda düzenlenen silahlı saldırıda 9’u öğrenci, 1’i fedakâr öğretmen kardeşimiz olmak üzere 10 vatan evladımız hayatını kaybetmiş, 13 kişi yaralanmıştır. Bu vahim gelişmeler vicdanlarda derin yarıklar açmıştır. Sürecin tüm sebepleri, sonuçları ve arka plandaki gelişmelerle birlikte serinkanlı, sağduyulu ve çok yönlü bir bakış açısıyla ele alınması zaruridir. Burada mesele yalnız bir asayiş dosyası olarak ele alınamaz. Karşımızdaki tablo, çağımızın çocuk ruhu üzerinde kurduğu baskılarla, aile bağlarında meydana gelen gevşemeyle, okul ikliminin ihtiyaç duyduğu destekle, dijital dünyanın denetimsiz alanlarıyla ve toplumsal değer aktarımındaki kırılmalarla birlikte değerlendirilmelidir.

Bir çocuğun zihninde şiddet, öfke, yalnızlık ve taklit arzusu aynı anda birikiyorsa, orada yalnız ceza hukukunun konusu bulunan bir fiil meydana gelmez.

Modern çağın tehlikeleri çoğu zaman eski çağların tehlikeleri gibi açık, görünür ve sınırları belli biçimde gelmez. Bazen bir ekranın arkasından gelir. Bazen oyun dili içinde gelir. Bazen arkadaş çevresi zannıyla gelir. Bazen yalnızlaşmış bir çocuğun sessizliğine siner. Bazen algoritmaların yön verdiği öfke, sanal kalabalıkların kışkırtıcılığı ve taklit, aile arayan bir ruhun zayıf anına yerleşir.

Evlatlarımız, geleceğimiz, dijital bir kuşatma altındadır. Teşhir-i mahremiyetin önüne geçirilen anlık ve geçici zaferler, emek ve sabrın önüne geçmektedir. Akranları arasında sistematik olarak alaya, linçlere, aşağılamalara, dışlamalara maruz kalan bir yavrumuzun tertemiz kalbinde kapanması zor yaralar açılmaktadır. Parlak ekranların sunduğu evrenin büyüsüne kapılan yavrularımız, dikkat eksikliği ve uyku problemleri arasında yitip gitmektedir.

Çözüm yalnızca okul kapısında bekleyecek güvenlik görevlisinin varlığı değildir. Çözüm yalnızca adım başı duvarlara asılacak kameralar değildir. Hadise vuku bulduktan, canlarımız yuvalarından uçtuktan sonra pansuman tedbirler sıralamak bizim meşgalemiz değildir. Mesele daha derindedir.

Biz bu meselenin üzerini örtenlerden değil, kökünü kazıyanlardan olacağız. Aileyi tahkim etmeden, mektepleri terbiye ve şahsiyet inşa eden asli mevkine yeniden kavuşturmadan, rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarını kuvvetlendirmeden bize rahat yoktur.

Öğretmenlerimiz yalnız sınıfta ders veren görevliler olarak düşünülemez. Onlar toplumun ahlaki omurgasına temas eden, çocuklarımızın şahsiyet dünyasını inşa eden müstesna şahsiyetlerdir."

Bahçeli, çözüm için şu alanlarda eşgüdüm çağrısı yaptı:

Siyasetin kutuplaştırıcı dil kullanmaması
Akademinin bilimsel katkı sunması
Bürokrasi kurumlar arası koordinasyonu artırması
Ailelerin çocukların iç dünyasına daha fazla eğilmesi
Medyanın sorumlu yayıncılık yapması

Ayrıca silaha erişim, akran zorbalığı ve dijital radikalleşme gibi başlıkların bütüncül bir “çocuk koruma” yaklaşımıyla ele alınması gerektiğini ifade etti.

ARA SEÇİM TARTIŞMALARI

Ara seçim ve erken seçim talebine yanıt veren Bahçeli, "Son günlerde hiç durmadan yinelenen vakitsiz seçim çağrısı; basiretsiz muhalefetin ayak oyunlarıdır. Seçim diye tutturanlar, milletin derdiyle değil, kendi telaşlarıyla konuşmaktadır. Yersiz ve vakitsiz özgüven patlamaları yaşayıp ölçüyü kaçıranların Türkiye’nin gündemini tayin etmeye kalkması boş bir gayrettir" diye konuştu.

"Seçim, siyasi cambazlıklarla, yapay kriz çığırtkanlıklarıyla öne sürülecek bir oyuncak değildir" ifadesini kullanan Bahçeli, "Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir. Ara formüllere, dolambaçlı yollara, keyfi oyunlara mahal verilmeyecektir" dedi.

Bahçeli, şunları ifade etti: "Ara veya erken seçim diye tutturanlara diyeceğimiz de budur; Türkiye’nin istikbaliyle oynatmayız, istikrarı tartışmaya açmayız, ikbal hesaplarına huzurumuzu peşkeş çekmeyiz, milli iradeyi istismar siyasetine kurban etmeyiz. Türkiye yoluna devam edecektir. Ve hiç kimse bu yürüyüşü durduramayacaktır. Çünkü bu yürüyüş, bir partinin değil; bir milletin yürüyüşüdür." (POLİTİKA SERVİSİ)

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli grup toplantısı