Casusluk' davası başladı: Hüseyin Gün'den Fuat Oktay iddiası

Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ'ın yargılandığı 'casusluk' davası başladı. "15 Temmuz'dan sonra devletim adına yurtdışında aktif görev yaptım" diyen Gün, eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından şirketlerine "Türk devleti adına tam yetki" verildiğini söyledi

Casusluk' davası başladı: Hüseyin Gün'den Fuat Oktay iddiası

Artı Gerçek- “Casusluk” suçlamasıyla geçen yıl tutuklanan ve etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için ifade veren Hüseyin Gün’ün iddiaları üzerine İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, danışmanı Necati Özkan ve gazeteci Merdan Yanardağ hakkında “siyasal casusluk” suçlamasıyla açılan davaya başlandı.

DURUŞMA SALONU YETESİZ KALDI

Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, CHP Milletvekilleri Bülent Tezcan, Mahmut Tanal, Aylin Nazlıaka; İBB Başkanvekili Nuri Aslan, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, SOL Parti MYK üyesi Alper Taş, CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan ve İYİ Parti İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu salondaki izleyiciler arasında. Merdan Yanardağ'ın tutuklanmasıyla birlikte kayyum atanan TELE 1 çalışanları da salonda. Duruşma salonunun yetersizliği nedeniyle bazı sanık yakınları ayakta kaldı.

İMAMOĞLU ALKIŞLARLA KARŞILANDI

Merdan Yanardağ ve Necati Özkan alkışlarla salona girdi. Merdan Yanardağ izleyicileri yumruğunu havaya kaldırarak selamladı ve “Emperyalistlerin işbirlikçileri yurtseverleri casuslukla suçluyor” dedi. Ekrem İmamoğlu da salona alkışlarla geldi. İzleyicileri selamlayarak yerine oturdu. Etkin pişmaNlıktan yararlanarak ifade veren Hüseyin Gün de salona girdi.

DURUŞMA 50 DAKİKA GECİKMELİ BAŞLADI

Silivri'deki İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşma yaklaşık 50 dakikalık gecikmeyle başladı.

HÜSEYİN GÜN: KENDİMDEN EMİNİM, CASUS DEĞİLİM

Duruşma Hüseyin Gün'ün savunmasıyla başladı. Etkin pişmanlıktan faydalanarak ifade veren Hüseyin Gün sözlerine "Kendimden eminim, casus değilim" diyerek başladı. Hüseyin Gün, "Bunu ilk kez burada söylemek zorunda kalıyorum.15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına yurt dışında üstlenmiş olduğum önemli görev ve sorumluluklar göz önünde bulundurulduğunda iddianamede isimlerine atıfta bulunulan yabancı devlet adamları, siyasiler, bürokratlar, emekli askerler ve istihbarat mensuplarıyla görüşmemde hayatın olağan akışına aykırı herhangi bir durumun bulunmadığı kolaylıkla tespit edilebilir" dedi.

'EKREM İMAMOĞLU'NU HAYATIMDA İLK DEFA GÖRDÜM'

Gün sözlerinin devamında "Kendimi Jön Türk olarak tanımlıyorum" ifadelerini kullandı.

Hüseyin Gün "Ekrem İmamoğlu’nu hayatımda bir defa gördüm. Bir de şimdi aynı yerdeyiz. Çünkü ben ülkem aleyhine asla casusluk yapmadım ve şunu da önemle söylemek isterim: Kimseye de casusluk iftirası atmadım. Casus olmayan biri, başka hiç kimseye casus iftirası atamaz" diye konuştu.

'KİMSEYE CASUSLUK İFTİRASI ATMADIM'

Hüseyin Gün, "Siyasal veya askeri casusluk amacıyla bilgi temin ettiğim yönündeki iddialar tamamıyla mesnetsiz ve gerçek dışıdır. Ben, hiçbir zaman Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin güvenliğini, iç veya dış siyasal yararları açısından gizli kalması gereken siyasi ya da askeri casusluk maksadıyla temin etmedim. Etmediğim gibi, kesinlikle böyle bir teşebbüste de bulunmadım ve kimseyle de paylaşmadım. Nitekim ikinci ifademde, -İstanbul TEM'de vermiş olduğum- müsnet suçu işlediğime dair en küçük bir ikrarda da bulunmadım. Çünkü ben ülkem aleyhine asla casusluk yapmadım ve şunu da önemle söylemek isterim: Kimseye de casusluk iftirası atmadım. Casus olmayan biri, başka hiç kimseye casus iftirası atamaz" dedi.

'ÇEŞİTLİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARINA ÜYE OLDUM'

Bir şirket kurduğunu ve çeşitli alanda yatırımlar yapan bir iş insanı olduğunu ifade eden Gün, şöyle dedi:

"Üniversiteden kalma bir alışkanlığım olarak siyasette ve siyasetin nerede nasıl pişirildiğini, bilhassa Anglosakson siyasetin hangi mutfakta pişirilip nasıl geliştiğini merak ettiğimden ötürü önde gelen çeşitli düşünce kuruluşlarına üye oldum, yönetim kurulunda bulundum. Bunların önde gelenlerinden bir tanesi Londra merkezli Global Strategy Forum'dur. Nitekim benim için esas olan hükümetler değil, devlettir. Bu şiarla; 2010 yılında Global Strategy Forum tarafından düzenlenen 'Türkiye'nin Yükselen Network Dünyasındaki Rolü ve Konumu' seminerinde -ki medyada ulu orta çok değişik şeyler söylendi, tabii ki ben de linçe maruz kaldım- Lordlar Kamarası'nın, Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihinde ilk kez kapılarını Türk Devleti'ne açmasına büyük katkı sağladım. O toplantıda dönemin Devlet Bakanı Sayın Egemen Bağış, eski Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen, Türk İngiliz Parlamenterler Dostluk Grubu Başkanı Sayın Suat Kınıklıoğlu, eski Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, o tarihte Başbakanlık Başdanışmanı olarak görev yapan, bugün MİT Başkanı olan Sayın Profesör Doktor İbrahim Kalın, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Üyesi Nursuna Memecan ve Başbakanlık Müşaviri pardon Cemalettin Haşimi ve bazı iş insanları…"

'DEVLETİM ADINA YURT DIŞINDA AKTİF GÖREV YAPTIM'

"Diğer taraftan iddianamede eklerindeki yazışmalarda sayın mahkemenizce yaptırılan Türkçe tercümelere bakıldığında, İstanbul TEM'de ve Sulh Ceza Hakimliğindeki sorgum sırasında ayrıntılı biçimde belirttiğim üzere 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından FETÖ ile mücadele için devletim adına yurt dışında aktif biçimde görev yaptığım ve bu kapsamda bilhassa Avrupa ve Amerika'da firari olan önde gelen FETÖ'cülerin açık kimliklerini, adreslerini, oradaki ilişki ağlarını, mal varlıklarını Türkiye'den çalınan, tespit edilerek ülkemize iadesi için yoğun destek verdiğim kolaylıkla tespit edilebilmektedir. Nitekim emniyet güçlerinin el koyduğu cep telefonumda avukatıma teslim edilen imajında da imajına bakıldığında yetki belgesinin ekimde, ekim 2016 yani darbenin sıcak günlerinde, 1 Mayıs 2017'ye kadar geçerli olan tam yetki, full yetki, dönemin 2016-2018 yılları arasında dönemin Başbakanlık Müsteşarı ve 2018-2023 yılları arasında ise Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak görev yapan Sayın Fuat Oktay tarafından Trident ve GPlus şirketlerine ülke ilişkileri ve tanıtımı yönlendirme, yönetme ve idare etme konusunda Türk devleti adına tam yetkiye haiz olduğu açıkça görülmektedir ve avukatım da size bu yetki belgesinin kopyasını ve resmi tercüman Türkçe tercümesini de size takdim edecek."

20’ŞER YIL HAPİS İSTEMİ

İddianamede, "2019 yerel seçimlerini maniple etme suretiyle desteklenen İmamoğlu’nun seçimi kazanması sağlanarak başta İstanbul olmak üzere Türkiye siyasetinde söz sahibi olunmasının amaçlandığı ve bu amaç doğrultusunda faaliyetlerin gerçekleştirildiği" suçlaması yer alıyor.

İstanbul Başsavcılığınca, Ekrem İmamoğlu, Hüseyin Gün, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında hazırlanan iddianamede, 'suç tarihi' olarak 2019-2025 yılları arası işaret edilirken üç isim hakkında 20’şer yıla kadar hapis cezası isteniyor.(POLİTİKA SERVİSİ)