Cumartesi Anneleri katledilen Kürt iş insanları için adalet istedi
Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 1106’ncı haftasında katledilen Kürt iş insanları Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay için adalet talebinde bulundu
Artı Gerçek- Cumartesi Anneleri / İnsanları, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve sorumluların yargılanması için Beyoğlu’nda bulunan Galatasaray Meydanı’nda eylemlerinin 1106’ncısı için bir araya geldi.
Eylemde, kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları, taşıdıkları fotoğraflar ve karanfillerle alandaki yerlerini aldı. Bu haftaki eylemde 32 yıl önce katledilen Kürt iş insanları Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay adalet talep edildi. Eylemde, metni kayıp yakını Besna Tosun okudu.
'BULDAN, YILDIRIM VE KARAY ZORLA ARACA BİNDİRİLİP GÖTÜRÜLDÜ'
İş insanları Buldan, Yıldırım ve Karay’ın o dönem İstanbul’da yaşadıklarını ifade eden Besna Tosun, “3 Haziran 1994 günü sabaha karşı Yeşilyurt’taki Çınar Oteli’nden birlikte ayrıldılar. Çok sayıda tanığın anlatımına göre, otelin önünde bekleyen araçlardan inen telsizli, çelik yelekli ve silahlı 7-8 kişi onları durdurdu. Üç iş insanını otelin duvarına yaslayarak üst araması yaptılar. Kendilerini polis olarak tanıtan bu kişiler, ‘İfadelerinizi alıp bırakacağız’ diyerek Buldan, Yıldırım ve Karay’ı zorla araçlara bindirip götürdü” dedi.
'İNFAZ EDİLMİŞ CESETLERİ 'ÖLÜM ÜÇGENİ'NDE BULUNDU'
Olayın ardından ailelerin savcılık, emniyet ve hükümet yetkililerin başvuru yaptığını vurgulayan Besna Tosun, yetkililerin gözaltı işlemini “inkar” ettiklerini söyledi. Besna Tosun, “4 Haziran 1994 akşamı Buldan, Yıldırım ve Karay’ın işkenceyle sorgulandıktan sonra ateşli silahla infaz edilmiş bedenleri Bolu’nun Yığılca ilçesine bağlı Taşlı Melen mevkiinde köylüler tarafından bulundu. Üzerlerinde kimliklerini doğrulayacak hiçbir belge, para ya da değerli eşya yoktu. Bulundukları yer, kontrgerilla cinayetlerinde öldürülen kişilerin bedenlerinin bırakıldığı ve kamuoyunda ‘ölüm üçgeni’ olarak bilinen bölgeydi. Ailelerin bütün çabalarına rağmen Buldan, Yıldırım ve Karay dosyaları 19 yıl boyunca sürüncemede bırakıldı. Ailelerin ısrarlı başvuruları sonucunda 19 Aralık 2013 tarihinde yeni bir iddianame hazırlandı. Bu iddianame, Ankara 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve kamuoyunda Ankara JİTEM Davası olarak bilinen davaya dahil edildi” diye konuştu.
'ÖLÜM LİSTESİ' MAHKEMEYE SUNULDU
Besna Tosun, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yargılama sırasında tanık olarak dinlenen eski MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür, içinde Buldan, Yıldırım ve Karay’ın da bulunduğu bir ‘Kürt iş insanlarına yönelik ölüm listesi’ni mahkemeye sundu. Eymür, Buldan, Yıldırım ve Karay’ın infazlarının, Mehmet Ağar’ın yönettiği; Korkut Eken, İbrahim Şahin ve Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Emin Aslan’ın yer aldığı özel operasyonlar kapsamında gerçekleştirildiğini ifade etti. Buldan, Yıldırım ve Karay’ın kimler tarafından gözaltına alındığı, işkenceyle sorgulandığı, öldürüldüğü ve bu suçların kimlerin talimatıyla işlendiğine ilişkin bilgiler devletin Susurluk Raporu’nda, Ergenekon iddianamesinin 228 numaralı ek klasöründe, Ankara JİTEM Davası iddianamesinde ve mahkeme tutanaklarında yer aldı. Ancak bütün bu bilgi ve belgelere rağmen, 13 Aralık 2019 tarihinde görülen karar duruşmasında Mehmet Ağar ve diğer tüm sanıklar hakkında beraat kararı verildi."
AİHM'DEN MAHKUMİYET, MAHKEMEDEN CEZASIZLIK
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1’inci Ceza Dairesi’nin istinaf başvurusu üzerine kararı bozduğunu ancak yerel mahkemenin tekrardan sorumlular hakkında beraat kararı verdiğinin altını çizen Besna Tosun, “Böylece Buldan, Yıldırım ve Karay dosyası da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından mahkûmiyetle, iç hukukta ise cezasızlıkla sonuçlanan davalar zincirindeki yerini aldı. Kaç yıl geçerse geçsin, Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay için, tüm kayıplarımız için adalet talep etmekten; devletin evrensel hukuk normlarına uygun hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” diye belirtti.
PERVİN BULDAN: HAKİKATİ AÇIĞA ÇIKARMAK HEPİMİZİN SORUMLULUĞU
Savaş Buldan’ın eşi Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan da “Çalmadığımız kapı, bulaşmadığımız hiçbir mercek kalmadı. 3 Haziran 1994'te üç cenaze evimize ulaştı. Bugüne kadar her türlü çabamıza rağmen katillerinin faillerinin yargılanmadığı bir süreç geçirdik. Göstermelik kurulan mahkemelerle katillerin beraat ettiğini hepimiz gördük. Kendileri itiraf etmelerine rağmen yargılanmadılar, ceza almadılar. Bugün kurulan Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Birimi’nden bir kez daha talep ediyoruz: Sadece bu dönem işlenen cinayetleri değil, geçmişte ve işlenen bütün cinayetlerin açığa çıkması esastır. Bir kez daha geçmişle yüzleşmek, hakikati açığa çıkarmak hepimizin sorumluluğudur” dedi.
LEYLA YILDIRIM: GEÇMİŞİN TÜM KARANLIĞI AYDINLANANA KADAR ARAYIŞIMIZ DEVAM EDECEK
Adnan Yıldırım’ın kızı Leyla Yıldırım ise sorumlulardan hesap sormaya devam edeceklerinin altını çizerek, “Geçmişin tüm karanlığı aydınlanana kadar bu barışçıl arayışımız devam edecektir” mesajını verdi. (MEZOPOTAMYA AJANSI)