Bakırhan'dan çağrı: 'Vicdan masası kurulmalı. Eğitim Bakanı istifa etmeli'
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Urfa ve Maraş’taki okul saldırılarının ardından Meclis’e 'Vicdan Masası' kurulması çağrısı yaptı. Bakırhan, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in istifa etmesi gerektiğini söyledi
Artı Gerçek - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin haftalık Meclis grup toplantısında konuştu.
'MADENCİLER BİR AN ÖNCE SERBEST BIRAKILMALI'
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde eylem yapan madencilerin gözaltına alınmasına tepki gösteren Bakırhan, “Doruk Madencilikte çalışan işçiler aylardır alın terlerinin karşılığını almak için yollarda. Haklarını almak için kilometrelerce yürüdüler ve Ankara’ya geldiler. Enerji Bakanlığı önünde de seslerini dile getirmeye çalışıyorlar. Ama getirir misin? Getiremezsin tabii ki... 110 Doruk Madencilik işçisi gözaltına alındı. İşçilerin bir an önce serbest bırakılması gerekiyor. Doruk Madencilik’in işçilerin hakkını vermesi gerekiyor. Bu işçilerle dayanışma içinde olduğumuzu bir kez daha belirtmek istiyorum” ifadelerini kullandı.
Urfa ve Maraş’taki okul saldırılarına da değinen Bakırhan, eğitim sistemini eleştirdi, hükümetin ideolojik hegemonyaya göre eğitim sistemini şekillendirmeye çalıştığını belirtti.
Şiddet kültürünü reyting amacıyla yaygınlaştıran medyayı da eleştiren Bakırhan, çocukların şiddet kültüründen etkilendiğine dikkat çekti.
Bakırhan ayrıca silahlanma sorununa işaret ederek, Türkiye’de ruhsatsız silahlanmanın 10 ila 30 milyon arasında olduğunu kaydetti.
Suça sürüklenen çocuklara dair Adalet Bakanlığı’nın verilerini paylaşan Bakırhan, 2025 itibarıyla 13 bin çocuğun mahkemelerde yargılandığını ve bunun alarm verici bir durum olduğunu vurguladı.
'VİCDAN MASASI' ÇAĞRISI
“Siyaset kurumu olarak başımızı ellerimizin arasına almalıyız ve bir yol bulmak zorundayız. Çocukların güvende olmadığı bir ülkenin hiçbir sokağı güvenli değildir” diyen Bakırhan, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’a “hükümet muhalefet ayrımı gözetmeksizin, Meclis’teki tüm partileri bir araya getirmesi, Vicdan Masası etrafında sorunları konuşmaya davet etmesi” çağrısında bulundu.
'MİLLİ EĞİTİM BAKANI TEKİN İSTİFA ETMELİ'
Okullarda yaşanan şiddet olaylarından birinci derece sorumlunun hükümet olduğunu vurgulayan Bakırhan, dünyanın farklı ülkelerinde yaşanan benzer olayları sonrasında istifa eden sorumluları hatırlattı ve hükümet yetkililerinin istifa etmemesine tepki gösterdi. Bakırhan, “Milli Eğitim Bakanı yusuf Tekin bu tablonun sorumluluğunu üstlenmeli ve istifa etmelidir” dedi.
ÖNERİLERİNİ BAŞLIKLAR HALİNDE AÇIKLADI: ÇOCUK BAKANLIĞI KURULMALI
Çocukların öldürülmediği, daha güvende olduğu bir ülke için mücadele edeceklerinin sözünü veren Bakırhan, yapılması gerekenler konusunda ise önerilerini şu başlıklar halinde açıkladı:
Okullardaki şiddeti önleyebilecek rehberlik ve psikolojik danışmanlık sayısı arttırılmalı; çocuklar dinlenmeli, destek sunulmalı.
Sosyal alanların artırılması gerekiyor.
Onarıcı adalet ortamı sağlanmalı.
Müfretadat tekçi ve baskıcı içerikten arındırılmalı, çoğulcu ve barış merkeze alınmalı.
Uyuşturucuyla mücadele sırf güvenlik meselsi olarak değil sosyal politika meselesi olarak ele alınmalı
Ruhtasız silahlara karşı etkin mücadele yürütülmeli.
Çocuklar için bütüncül politikalar geliştirecek bir Çocuk Bakanlığı kurulmalı.
Anadilde parasız bilimsel eğitim olmalı.
'GÜLİSTAN DOKU İLE SINIRLI KALMAMALI'
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan Gülistan Doku soruşturmasına da değinerek, ailenin, kadınların ve adalet arayanların ısrarlı çabalarının sonucunda dosyanın yeniden açıldığını belirtti.
Bakırhan, konuyla ilgili şunları söyledi:
“En ağır gerçeklerden biri de kadın cinayetleri, üstelik kadın ölümleri ve zorla kaybettirilen kadın ölümleri… Burada yalnızca suç değil, suçu örten faili koruyan ve adalet arayışını yıllarca oyalayan bir düzenle karşı karşıyayız.
Gülistan Doku vakası, adalet sisteminin işleyişine dair ciddi bir göstergedir. Burada kayyum olan eski vali, yüksek bürokratlar, siyasetçiler ve kolluk güçleri ile bağlantılı kirli ağlarla ilgili iddialar ciddi bir şekilde masaya yatırılmalıdır. İnşallah bağımsız demokratik bir yargı işler de Gülistan’ın hesabı sorulur. İktidar titizlikle bu meseleyi araştırmalı, örtbas edenler hesap vermeli, ucu nereye dokunursa dokunsun tüm sorumlular yargılanmalıdır.
Bu Türkiye’nin her sokağının bir Susurluk olmasının önüne geçmekle ilgili tarihi bir görevdir. Bu görev sadece Gülistan Doku ile sınırlı kalmamalı, Rojin Kabaiş’le, Rojwelat Kızmaz’la, Rabia Naz’la, Nadira Kadirova’yla, Yelda Kaharman’la da sürmeli.
Gözümüz kulağımız bu davada olacak ve benzer davalarda olacak, takipçisi olacağız.”
'DEMOKRATİKLEŞME OLMADAN NORMALLEŞEMEYİZ'
Konuşmasının devamında Türkiye’de sistem krizi yaşandığına dikkat çeken Bakırhan, demokratik normalleşme çağrısı yaptı ve bunun için yapılması gerekenleri şöyle dile getirdi:
“Yargı bağımsızlığını yitirdi, medya susturuldu, güç tek merkezde toplandı, seçilmiş belediyeler kayyumla gaspedildi, muhalefet baskı altında. Bu zeminin üzerine demokratik bir toplum inşa edilemez. Öncelikle hukuka ve demokrasiye riayet edilmelidir. Toplumu ayrıştıran, kamplaştıran dilden vazgeçilmelidir. Siyasi normalleşme sağlanmalı. Kurumsal reformlar yapılmalı. Hukuka güvensizlik giderilmeli. Halkın iradesine saygı gösterilmelidir.
Demokratikleşmeden normalleşme olmaz. Normalleşmeden iyileşme olmaz. Bu yüzden diyoruz ki, demokratik normalleşme toplumsal çöküşün de panzehiridir.”
1 MAYIS İÇİN ÇAĞRI
Bakırhan, 1 Mayıs kutlamaları için de çağrıda bulundu:
“Önümüz 1 Mayıs. İşçi, yoksul, ezilenler olarak hepimiz eşitlik taleplerimizi, alın teri hakkımızı o meydanlarda haykırmalıyız. Biz DEM Parti olarak işçileri, emekçileri, kadınları, gençleri, doğasına sahip çıkanları, halkları ve inançları 1 Mayıs alanlarına çağırıyoruz.” (POLİTİKA SERVİSİ)