PYD’li Aldar Xelil yanıtladı; Rojava'yı kim yönetecek, SDG ne olacak, Kürtçe resmileşecek mi?

PYD’li Aldar Xelil, Haseke Valiliği ve Savunma Bakanlığı için sunulan isimleri doğrularken, Kürtçenin resmileşmesi, Rojava’nın yönetimi ve SDG’nin entegrasyonuna dair detayları paylaştı. Xelil, SDG’nin Suriye ordusu bünyesinde 'Cezire Bölgesi Tümeni' olarak yapılandırılacağını açıkladı.

PYD’li Aldar Xelil yanıtladı; Rojava'yı kim yönetecek, SDG ne olacak, Kürtçe resmileşecek mi?

Artı Gerçek - PYD Eşbaşkanlık Konseyi Üyesi Aldar Xelil, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Suriye geçiş hükümeti arasında 30 Ocak’ta varılan anlaşma kapsamında Haseke’ye vali olarak Nureddin Ahmed’in önerildiğini doğruladı.

SDG, 30 Ocak’ta, Genel Komutanları Mazlum Abdi ve Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ahmed’in Şam’da geçiş hükümeti yetkilileri ile yaptığı görüşmeye ilişkin yayımladığı açıklamada “kapsamlı bir anlaşma çerçevesinde” ateşkes sağlandığını ve iki taraf arasında “askeri ve idari güçlerin aşamalı olarak entegrasyonu” konusunda mutabakata varıldığını duyurmuştu.

*SDG açıkladı: Şam’la askeri ve idari entegrasyon anlaşması

PYD Eşbaşkanlık Konseyi Üyesi Aldar Xelil, Rûdaw televizyonundan Dilbixwîn Dara’ya konuştu. SDG’nin bazı görevler için Suriye geçiş hükümetine sunduğu isimler hakkındaki soruya yanıt veren Xelil, Haseke Valiliği için Nureddin Ahmed’in önerildiğini doğruladı. Xelil, “Şu an biz o ismi (Nureddin Ahmed) sunduk ve anladığımız kadarıyla o isim onaylandı” dedi.

Xelil’e, Savunma Bakanlığı yardımcılığı için konuşulan isimler de soruldu. Xelil, “Onun için de isimler sunduk ya da daha net söyleyeyim; Heval Mazlum (Mazlum Abdi), SDG Komutanı olarak komutanlıktan bir arkadaşın ismini sundu. Çiya Kobanê arkadaşın ismi sunuldu” bilgisini paylaştı.

ROJAVA'NIN YÖNETİMİ

PYD Eşbaşkanlık Konseyi Üyesi Aldar Xelil’in açıklamalarından bazı başlıklar şöyle:

(Rojava'nın yönetimi) “Bu iki taraflıdır. Birincisi; bir coğrafya olarak Batı Kürdistan gerçeğini, tüm bileşenleri ve hakikatleriyle zaten hiç kimse inkâr edemez ve yok edemez. Ama biz Suriye’den, Şam’dan ayrı değiliz. Bir yandan kendi özerk kimliğimizi koruyarak, diğer yandan Şam ile birlikte çalışacağız. Belki şu anki Şam yönetimi gönlümüze göre olmayabilir, belki onlara eleştirilerimiz olabilir, belki bazı şeyler henüz düzelmemiştir; henüz Suriye anayasası yazılmadı, henüz bir seçim yapılmadı, henüz çağdaş bir hükümet oluşmadı…

Bunların hepsi önümüzdeki süreçlerde gündeme gelecek ve bunlar üzerine çalışmalar yapılacak. Yani özgürlük aradığında, haklarını elde etmek istediğinde her şey bir gecede olup bitmez.

ŞAM GÜÇLERİ ROJAVA'YA GİRECEK Mİ?

Dışarıdan birileri, başka bir ülkeden birileri gelmeyecek; biz birlikte çalışacağız. Biz “entegrasyon” diyoruz, “indimac” (kaynaşma/birleşme) diyoruz. “İndimac” dediğin zaman, kurulan kurumlar bu bölge halkından oluşur, devleti temsil eder. Devletin yürüttüğü bürokratik ve rutin işleri yürüten bir devlet kurumudur ama orada yer alanlar bu bölgenin çocuklarıdır, bu bölgenin insanlarıdır. Onlar işlerini yürütürler.

Bunun da iki yönü var: Bir yönü devletin resmi kurumlarıdır ki Şam ile ilişkili olmak zorundadırlar. Şam ile iletişim halinde olmak için bir sistem kurulur, bir iletişim mekanizması oluşturulur. Diğer yanında ise özgürlüklerin ve demokrasinin temel zeminini oluşturan toplumun kendisi vardır. Toplumdur asıl olan, devlet sistemi değil. Devlet sistemi bazı işlerin yürütüldüğü bir yönetim sistemidir. Ama senin toplumun, sahada örgütlenmiş olan o toplumdur.“

KÜRTÇE'NİN RESMİLEŞMESİ

Şimdi, şu ana kadar uzlaşılan konu; mevcut diplomaların, özellikle 2014’ten bu yana -yani özerk sürecin oluşumundan bu yana- olanların hepsinin kabul edildiğidir. “Tamam” dediler. Bundan sonrası nasıl olacak? Bu konu, Eğitim'den bir komisyon ile Bakanlık’tan bir komisyonun birlikte oturup bu verileri tartışmasına bağlıdır. Bunun iki yönü var: Birincisi; bu komisyon nasıl bir öneri sunacak? İkincisi; o bakanlık tek başına karar veremez. Nedir ikinci yönü? Suriye’nin böyle bir şeyi kabul etmesini anayasaya koymalıyız. Yani şu an anayasada böyle bir şey yoksa, ne bir bakan ne de bir başkası kendi başına bir şeyi değiştiremez. Ama yaklaşım budur. Halkımızın yaşamına dair tüm detayları, yazılacak olan bu anayasaya nasıl yerleştireceğimize bakmalıyız. Şam’da yetki sahibi olmalıyız. Yeni inşada, özellikle anayasa yazım komisyonunda yer almalıyız ve temsilcilerimiz orada olmalı ki bu taleplerimizi ve değerlerimizi anayasada güvence altına alalım.

SDG KALIYOR MU?

Bu güç korunuyor. Şu ana kadar bu gücü yöneten komutanlar, yine bu gücün komutanlarıdır. Ama bu güçte sadece şöyle bir değişiklik oluyor: Resmen Suriye ordusunun bir parçasının altında olacaklar. Yani kimlikleri SDG olarak değil, Suriye Ordusu Cezire Bölgesi Tümeni olarak bilinecek. Komutanlar zaten belirlenmiş. SDG Komutanlığı bakanlığa isimleri verdi ve “Komutanlarımız bunlardır” dedi. Bunların içinde kadın güçlerine özel Kadın Taburları (Foca Jin) gibi bölümler de var, genel olanlar da var. Tek fark şudur; şehirlerin içinden çıkıyorlar, şehirlerde kalmıyorlar. Mesela diyeyim; Haseke’deki güç şehirde kalmayacak, Kevke Dağı’na gidecek ya da Vezir sahasına veya belirlenen başka bir yere gidecek. Askeri gücün kalacağı adres buralar olacak ve olağanüstü bir durum çıktığında, ihtiyaç duyulduğunda; valinin, muhafızın veya ilgili mercilerin emriyle hareket edecekler. Onun dışında yerlerinde kalacaklar.

NUREDDİN AHMED KİMDİR?

Haseke Valiliği için adı geçen Nureddin Ahmed, 1969 yılında Kamişlo’da doğdu. Şam Üniversitesi Makine ve Elektrik Mühendisliği Fakültesi’nden mezun oldu.

1993’ten 2012’ye kadar Haseke ve Kamişlo’daki Telekomünikasyon Müdürlüğü’nde mühendis olarak çalıştı; 2012’de eski rejim tarafından işinden uzaklaştırıldı.

Daha sonra Baas rejiminin devrilmesi çağrısında bulunan gösterilere katıldığı gerekçesiyle Suriye istihbaratının Filistin şubesi tarafından aranır hale geldi.

Ahmed, daha sonra Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi kurumlarında çalıştı ve sivil barış girişimlerinde aktif rol aldı. 2014 yılının başlarında SDG’nin halkla ilişkiler sorumlusu olarak görev yaptı ve aynı zamanda SDG Genel Komutanlığı üyesiydi.

Ahmed, 2014 yılında Kobani’nin savunması sırasında oğlu Ömer’i kaybetti. (DIŞ HABERLER)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) şam Aldar Xelil