Hayaller: Körfez'in dev fonları geliyor | Gerçekler: Batan geminin malları toplanıyor

Hayaller: Körfez'in dev fonları geliyor | Gerçekler: Batan geminin malları toplanıyor
Yayınlanma:
Güncelleme: 18 Şubat 2022 14:46
A+ A-
Erdoğan'ın BAE ziyareti sonrası Sabah gazetesi, Körfez'den 8 milyar dolar geleceğini yazdı. BAE Yatırım Fonu Başkanı, TL'deki erimenin kendileri için 'harika bir fırsat' olduğunu söylemişti.

+GERÇEK - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ziyaret çerçevesinde Türkiye ile BAE arasında 13 anlaşma imzalandı. Anlaşmalar; savunma sanayi, sağlık, iklim değişikliği, sanayi, teknoloji, kültür, tarım, ticaret, ekonomi, kara ve deniz taşımacılığı, gençlik, afet yönetimi, meteoroloji, iletişim ve arşiv alanlarını kapsıyor.

Ziyaret, dokuz yıllık gerilimin ardından geçen yıl ikili ilişkilerin normalleşmesi için atılan adımları takip ediyor. 24 Kasım'da Al Nahyan'ın ziyaretinde enerji, petrokimya, teknoloji, ulaşım, altyapı, sağlık, finansal hizmetler, gıda ve tarım alanlarını kapsayan dokuz yatırım anlaşması imzalanmış; Abu Dabi Kalkınma Holdingi'nden anlaşmalar için 10 milyar dolarlık fon tahsis edilmişti.

KÖRFEZ'İN DEV FONLARI GÖZÜNÜ TÜRKİYE'YE Mİ YOKSA UCUZA KAPATILACAK ŞİRKETLERE Mİ DİKTİ?

İktidara yakın Sabah gazetesi, ziyaret sırasında yapılan anlaşmalara ilişkin haberinde, "Körfez’in dev fonları gözünü Türkiye'ye dikti. Tarımdan sanayiye, turizmden ulaşıma bu yıl 8 milyar dolarlık yatırım yapılacak. Anadolu’ya yayılan yatırımların ön anlaşmaları tamamlandı. Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşik Arap Emirlikleri'yle yeniden kurduğu diplomasi trafiği Körfez ülkelerini harekete geçirdi. Türkiye'de büyüme fırsatını kaçırmak istemeyen Ortadoğulu fonlar sanayi yatırımlarına odaklandı. Bu yıl Ortadoğu'dan toplam 8 milyar dolarlık yatırım bekleniyor" ifadelerini kullandı.

Ancak, yakın geçmişte yapılan bazı açıklamalar durumun gerçekten böyle olup olmadığı konusunda merak uyandırıyor.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) kamu yatırımlarını yöneten Varlık Fonu ADQ’nun CEO'su Muhammed Hasan el Süveydi, geçtiğimiz aylarda Türkiye Varlık Fonu (TVF) ve portfolyolsunda bulunan şirketlerle görüşmeler yaptıklarını ifade ederek, TL’deki değer kaybının kendileri için "harika bir zaman" olduğunu ve kendilerine yeni fırsatlar yarattığını söylemişti.

"Birkaç fırsatı değerlendirmek için" Türkiye Varlık Fonu’yla (TVF) görüştüklerini dile getiren Süveydi, TVF elinde bulunan, paraya sıkışmış zor durumdaki bazı şirketleri incelediklerini belirtmişti.

Sabah gazetesinde yer alan habere göre, fonların gözdesi sanayi sektörü. Qatar Investment Authority, Abu Dabi Emirliği'nin fonu Abu Dhabi Investment Authority ve Suudi Arabistan Para Ajansı'na bağlı dünyanın üçüncü büyük varlık fonu Sama Foreign Holding endüstriyel sanayi ve teknoloji sektöründeki şirketlere toplam 4 milyar dolar yatıracak.

ULAŞTIRMAYA 1.5 MİLYAR DOLAR YATIRIM PLANLANIYOR

Körfez fon şirketleri ulaşım sektöründeki şirketlere de 1.5 milyar dolar yatırım planlıyor. Emirates Investment Authority, International Petroleum Investment Company ve Gulf Finance House, petrokimya ve ulaşım altyapı teknolojileri sektörlerinde ortaklık arayışında.

Turizmde ise toplam 500 milyon dolarlık yatırım için düğmeye basan Investment Corporation Of Dubai, Sanabil Investment ve Mumtalakat Holding Company, İzmir ve Muğla'da otel ve sağlık turizmi yatırımı için görüşüyor.

HANGİ FONLAR TÜRKİYE'YE GELMEYİ PLANLIYOR?

Hasad Food: Katar Yatırım Otoritesi'nin tarım alanına odaklanan yatırım kolu. Türkiye'de tarım sektörüne yatırım planlarını daha önce ilan etmişlerdi.

Ithmaar Bank B.S.C.: Bahreyn merkezli İslami perakende bankası.

Sanabil Investments: Özel yatırımlara yılda yaklaşık 2 milyar dolar yatıran finansal yatırım şirketi.

Qatar Investment Authority: Katar Yatırım Otoritesi (QIA) dünyanın en büyük 11'inci ulusal varlık fonu. Yatırım portföyünde ilk sıralarında Almanya, İngiltere, Fransa, ABD, Çin, Rusya, Avustralya ve Türkiye var.

Abu Dhabi Investment Authority: Abu Dabi Yatırım Otoritesi (ADIA), Abu Dabi Emirliği'nin fonu. Fonun büyüklüğü yaklaşık 650 milyar dolar.

SAMA Foreign Holdings: Suudi Arabistan Para Ajansı'na bağlı ülkenin ulusal varlık fonu. 700 milyar dolarlık büyüklüğe sahip olan fon, dünyanın üçüncü büyük varlık fonu arasında yer alıyor.

Emirates Investment Authority: Birleşik Arap Emirlikleri federal hükümetinin fonu. 2007'de kuruldu.

International Petroleum Investment Company: Uluslararası Petrol Yatırım Şirketi, Birleşik Arap Emirlikleri'nin devlete ait bir şirketi. Piyasa değeri 5 milyar dolar.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye ile BAE arasındaki ticaret hacmi geçen yıl 2020'ye kıyasla yaklaşık yüzde 9 azalarak 7,5 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Söz konusu dönemde Türkiye'nin BAE'ye ihracatı yüzde 91 artışla yaklaşık 5,2 milyar dolara çıkarken bu ülkeden ithalatı yüzde 58 azalarak 2,4 milyar dolar olarak kayıtlara geçti.

KANAL İSTANBUL PROJESİNİN FİNANSMANI İŞİN NERESİNDE?

Siyaset bilimci Zafer Yörük, gazeteduvar.com.tr'de yer analizinde gelişmeleri şöyle değerlendirdi:

"Ekonomik anlamda Erdoğan’ın başat kaygısının Kanal İstanbul projesine finansman bulmak olduğu biliniyor. Projenin İstanbul Büyükşehir Belediyesi üzerinden planlandığı, ama yerel seçimlerde İstanbul’un kaybedilmesi sonucunda başka kaynaklara yönelme gereğinin ortaya çıktığı anlaşılıyor. Ayrıca, İzmir Alsancak Limanı ve Kalamış Marina yenileme projelerine BAE yatırımı ilk beklentiler arasında. BAE ordusu, Bayraktar şirketinin ürettiği İHA ve SİHA’ların müşterisi. Bunlar ve benzeri yatırım ve dış ticaret adımlarıyla ekonomiye nefes aldırmanın amaçlandığı anlaşılıyor.

Bu göz kamaştırıcı ekonomi vitrininin ardında daha kapsamlı, Türkiye-BAE ilişkileriyle sınırlı olmayan bir stratejik manevra bulunuyor. ABD’de birinci yılını dolduran Biden yönetiminin Ortadoğu’daki müttefik ülkelere yaptığı birleşme çağrısının bulduğu karşılıklardan biri. Geçen yılın başında, Suudi Arabistan, Bahrain, Mısır ve BAE, Katar’a uyguladıkları dört yıllık ablukayı sonlandırmışlardı. Buna karşılık Katar, Müslüman Kardeşler’i (İhvan) desteklemeyeceği taahhüdünde bulundu. Bu durumda Erdoğan yönetimi, İhvan’ın bölgesel ve küresel ölçekte tek hamisi durumunda kalıyordu. Kısa süre içinde Ankara’dan da bu konuda belli taahhütlerde bulunulduğu anlaşılıyor. Arap Baharı ile Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da atılım yapan İhvan, bir kez daha uzun bir süre kendi yağıyla kavrulmak üzere yeraltına çekilmek zorunda."

TÜRKİYE-BAE İLİŞKİLERİNDE NORMALLEŞME NASIL BAŞLADI?

Yakın zamana kadar uluslararası alanda ve birçok bölgesel sorunda birbirlerini "düşmanca" davranmakla suçlayacak kadar ilişkileri bozuk olan Türkiye ve BAE, 2021 itibarıyla ivme kazanan normalleşme çabalarını karşılıklı ziyaretlerle somutlaştırdı.

Türkiye ile BAE arasında 2016 senesinde karşılıklı ziyaretlerle bir diyalog kapısı açıldı ancak Temmuz 2016 darbe girişiminde Abu Dabi'nin rol oynadığı ve darbecileri desteklediğine ilişkin iddialar ilişkilerin yeniden soğumasına neden olmuştu.

BAE ve Suudi Arabistan'ın, Türkiye'nin en önemli bölgesel müttefiklerinden Katar'a 2017'den beri uyguladıkları ambargoyu 2021 başında sonlandırmaları, önemli bir sorun alanını ortadan kaldırmış oldu.

Ardından Türkiye ile Mısır arasında karşılıklı temaslar ve ziyaretler başladı. Bu da, Mısır'da darbeyle iktidara gelen Sisi hükümetini destekleyen BAE ile yakın zamana kadar bu hükümeti "meşru saymayan" Türkiye arasında bir gerilim noktasını da yumuşatmış oldu. Bir diğer sorun alanı olan Libya'da da aynı dönemde ateşkes ilan edildi; BAE'nin desteklediği Halife Hafter'in, Türkiye'nin desteklediği Trablus hükümetine yönelik kuşatma operasyonu sona erdi.

Ağustos ayında Türkiye-BAE ilişkilerinin normalleşmesi sürecinde ekonomik ilişkilere öncelik verilmesi kararlaştırılmış ve bu resmi açıklamalara yansımıştı.

Zorlu bir süreçten geçen Türk ekonomisi için özellikle Körfez'den gelecek sıcak para ve yatırıma önem veren Ankara, Abu Dabi ile bu konularda bir uzlaşma aramış; Kasım ayında da dokuz farklı işbirliği anlaşması böyle bir ortamda imzalanmıştı.

NORMALLEŞME SÜRECİNDE SEDAT PEKER ETKİSİ VAR MI?

Türkiye-BAE ilişkilerinin son döneminde suç örgütü lideri Sedat Peker'in bu ülkede barınması ve YouTube üzerinden yayımladığı videolarla gündeme gelmesi de dikkat çeken bir unsur oldu. Peker, bu videolarda başta İçişleri Bakanı Süleyman Soylu olmak üzere önde gelen hükümet yetkililerine yolsuzluk suçlamasında bulunmuş ve kamuoyunda büyük etki yaratan bazı olayların perde arkasını anlatmıştı.

En son videosunu 6 Haziran'da yayımlayan Peker, 20 Haziran'da yaptığı bir açıklamayla "yüksek güvenlik riski nedeniyle" BAE yetkililerince uyarıldığını ve bu nedenle ara vereceğini açıklamıştı. Bu süreçte, Türkiye ve BAE istihbaratlarının görüşme halinde oldukları belirtilmiş ve iki ülke normalleşmesinde Peker'in kısıtlanmasının pazarlık noktalarından biri olduğu öne sürülmüştü. O tarihten sonra Peker'in önce sadece Twitter mesajları paylaşması; ardından bu mesajlara da son vermesi dikkat çekti.

İlgili Haberler