'Yeni iktidarın devralacağı ilk şey ekonomik kriz'

'Yeni iktidarın devralacağı ilk şey ekonomik kriz'
Yayınlanma:
Güncelleme: 15 Kasım 2019 13:09
A+ A-
Ekonomik paketlerin kararsız seçmeni hedeflediğini belirten Prof. Dr. Oğuz Oyan 'İktidarı kim devralırsa alsın Türkiye'yi ekonomik kriz bekliyor' diyor.

Esra TUR


ARTI GERÇEK- Seçime günler kala gündem sadece siyaset ancak açıklanan her yeni ekonomik veri alarm vermeye devam ediyor. Adaylar belirlendi, gözler iktidar ve muhalefetin seçim vaatlerine çevrildi. Ekonomide açıklanan her veri bir öncekini aratır hale gelirken dolar rekor üstüne rekor kırmaya devam ediyor. Kırılgan beşlinin en başarılı üyesi olan Türkiye'de tüm ekonomik programlarda hedefler şimdiden aşıldı. Uzmanlar ekonomide güvensizlik algısının arttığını, seçimin sonucunun bu durumu değiştirmeye yetmeyeceği uyarısında bulunuyor. "Ekonomideki her yeni göstergenin kırılganlığın ne kadar yüksek olduğu algısını güçlendirdiğine dikkat çeken eski CHP milletvekili ekonomist Prof. Dr. Oğuz Oyan ile Türkiye'de seçimin ekonomiye olası etkilerini konuştuk. 

- Hükümetin seçim kararından hemen sonra açıkladığı seçim paketi komisyondan geçti. Emekliye ikramiye kulağa hoş gelse de ekonomi bu paketi kaldırabilir mi?

Öncelikle erken seçim kararı neden alındı bir ona bakmak gerekir. Erken seçim kararı bir anlamda ekonomideki kötü gidişatı da durdursun diye alındı. Hükümet verilerin yüksek çıkacağını görüyordu bunun önü alınmak istendi. Enflasyon ciddi arttı ve daha da artmaya devam edecek. Enflasyonu düşürmek için ilk 6 fırsat aylarıydı ancak bu fırsat kaçtı gibi. Hazirandan sonra enflasyon daha da artacaktır. Maliyetler şişti. Makas daha da açıldı. Arada şimdiden 6 puanlık fark var. Bu da TÜFE’ye yansıyacak. Erken seçim bundan kaynaklı.

'HÜKÜMET GİTMEMEK İÇİN HER ŞEYİ YAPMAYA HAZIR'

- Ekonomi daha da kötüye gitmesin diye seçime gidildiyse seçim paketide neyin nesi ?

Seçim rüşveti. Keşke çaktırmadan yapsalardı. Seçim kararı verildikten hemen sonra değilde kısa bir süre önce yapılsa daha samimi olurdu. Bunu seçmenin de samimi bulmadığını düşünüyorum o yüzden oya yansımayacaktır. Emekliye bayramlarda ikramiye. Bayram harçlığına herkes sevinir. Seçmen ikramiyeyi seve seve alacaktır ancak bu illa da oya yansıyacak diye bir şey yok. Seçim paketleri ile kararsız seçmen hedefleniyor ancak sonuçları geniş halk kitlelerini etkileyecek. Ben bunu şöyle yorumluyorum. Orta ve uzun vadede sonuçları hesaplamak yerine hükümet tüm hesaplarını gitmemek üzerine yapıyor. 

'ENAYİ MİSİN YATIRMA, BİZ NASILSA SİLECEĞİZ'

- Bir de vergi afları var?

Vergi affı iktidarın vergileri toplayamadığı anlamına geliyor. Vergileri toplayamadıkları gibi her vergi affı ile vergisini ödeyen mükellefe 'enayi misin yatırma, biz nasılsa sileceğiz' mesajı veriliyor. Çünkü ödemeseydi zaten silinecekti. Ödeyen bu durumda keriz yerine konuluyor. 

Ekonomide kırılganlık algısını tetikleyen bize özgü bir diğer önemli durum ise kurumların nasıl tek adamın dediği gibi hareket etmek durumunda kaldığı gerçeği. Ne Merkez Bankası ne de Maliye Bakanlığı serbest hareket edebiliyor. Zaten Maliye faktoring şirketine döndü. Hükümet tahsil edilmeyen vergiden şunu devşirmeye çalışıyor: Maliye sen tahsil edebildiğini tahsil et biz bölüşelim. 10 alacağı yerde 3-5'e razı oluyor. Şimdi bu seçim için yapılıyor. Hele seçmenin yüzü bir gülsün gerisini sonra düşünürüz. Ekonomi kurmayları bu durumun farkında bunu isteyemezler ama yapmak zorundalar. 

- Seçim öncesi vaatler seçim sonrası zam olarak geri dönebilir mi?

Evet. Bu kaçınılmaz. Hemen tahsil edilebilen vergilerde fiyat artışı olacaktır. Enflasyon da artacak. Kamu yükleri artıyor. Şartlar daha da zorlaşacaktır. Sadece halk değil, şirketler de zorda, hem de büyük şirketler. Bir seçim bitmeden bir diğeri geliyor. 10 ay içinde hem cumhurbaşkanlığı seçimi hem milletvekili seçimi hem de 10 Mart'ta da yerel seçimler yapılmış olacak. Bu ortamda kimse kıpırdayamıyor. Bu seçimi atlattık diyelim, hemen diğer seçim için paketler hazırlamak gerek. Peki bu paketler nasıl finans edilecek, asıl sorun da bu. 

'SADECE TREN VE MAKİNİST DEĞİL RAYLAR DA DEĞİŞMELİ'

- Borç ile büyüyorduk ancak borçlar zaten yüksek ki bunun içeriden finans edilmesi gerek. Türkiye krizin eşiğinde. Türkiye’de kim iktidara gelirse gelsin ilk devralacağı şey bir ekonomik kriz. Yani bu durum iktidar kazansa da düzelmez. Popülist politikalar ile ne kadar düzeltilebilir ki. Durum şu; sadece trenin ya da makinistin değil rayların da değişmesi gerek. 

- Ancak hükümet seçime hazır görünüyor?

Hesaplar ona göre yapılıyor. Sonuç ne olursa olsun gitmemek için her türlü mızıkçılık yapılacak o kesin. Normalde şartlar bu kadar kötü ve durum bu kadar bariz iken iktidarın şansı olmamalıydı. Ancak bunun da alıcısı var. İktidarın oluşmuş olan taban oyu yüzde 30 kararsız seçmeni kaptırırsa yüzde 43-44'te kalır. Bu seçimin sonucunu muhalefetin atacağı fark belirleyecek. Hükümet tutunmak için tüm çarelere başvuracaktır. O nedenle sonucu mühalafetin alacağı yüksek fark belirleyecek. 

ORTA VADELİ PROGRAM ŞİMDİDEN ÇOKTÜ

- İktidara kim gelirse gelsin onu zorlu bir sınav bekliyor diyebilir miyiz?

Evet. Ekonomi türbülansta ve seçim bunu değiştirmez. Daha da kuvvetlendirir. Kredi derecelendirme kuruluşu S&P'den sonra diğer kuruluşlar da not düşürebilir. Şimdiden 2020 hedeflerinin tamamı şaştı. Hiçbir hesabın tuturulamadığı görülüyor. Orta Vadeli Program çöktü. Bırakın 4 ya da 5 yıllık programı, aylık programlar bile tutturulamıyor. Haftalık, günlük yaşıyoruz. Kırılganlık artıkça, notunuz düştükçe dışarıdan da kaynak bulamazsınız. Hepsi birbirine bağlı bir kötüye gidiş giderini tetikliyor. 

'TEK ADAMLIK OTOKRASİYİ GETİRDİ'

- Plan programdan deneme yanılmaya mı geçtik?

Hiçbir hatadan ders çıkarılmıyor. 1994 krizi hükümetin faizleri indir baskısının sonucu. Programların ülkenin güveni açısından yatırım çekmek anlamında olmazsa olmaz olduğu hatırlanılmalı. Kurumlar, Merkez Bankası bağımsız olmak zorunda. Ancak geçmişte yapılan hatalardan ders çıkarılamıyor. Tam bir kâbus senaryosu. Bir yap görelim ne olacak ekonomi bu şekilde yönetilemez. Artık deneme yanılma mantığından kurtulmak zorundayız.

Hükümet tüm bunlar yetmezmiş gibi birde ekonomi yönetimini tek elde toplama hazırlıkları yapıyor. Tek elde toplasan ne olur. Ülke tek adam ile yönetilince ne oldu; demokrasi zayıfladı, otokrasi geldi. Ekonomide bu çok daha kötü bir adım olur. Kontrolü tamamen eline almaya çalıştıkça mekanizmanın çalışmayacağının artık anlaşılması gerek. 

- S&P bu yüzden mi Türkiye'nin kredi notunu düşürdü?

S&P ekonomik kırılganlık ve şişirilmiş ekonominin sürdürülemez olduğunu gördü. Türkiye en başarılı, en kırılgan ülke. Yıllardır en kırılgan ülkeler arasında bir türlü çıkamıyor. Hindistan, Rusya, Güney Afrika diğer ülkeler değişirken, Türkiye yerini başarı ile korumaya devam ediyor.

Not kırılsa da kırılmasa da bu kuruluşlara yönelik söylem yanlış bir kere. Fransa’nın eski lideri Sarkozy de yapardı aynısını. Not indirimi kararı için siyasi derdi. Benzer durum bizde de var. Ülkeler bu kuruluşların müşterisi. Bu kuruluşların hem müşterileri ülkelere hem de yatırımcıya karşı sorumlulukları var. Neden siyasi davransınlar ki?

Çünkü kimse durup dururken not düşürmez. Objektif olarak not açıklama durumunda olan bu kurumlar müşterilerine doğru veri sunmak durumunda. Artış olsaydı takdir edilmeyecek miydi? Eğer sizin ekonominiz dışa açık ise dış yatırım ile büyüyorsanız, sermayenin serbest dolaşımı var ise açıklanan bu verileri isteseniz de istemeseniz de ciddiye almak zorundasınız. Zaten bu yüzden hükümet her açıklamaları sonrasında ateş püskürdüğü kuruluşlar için ben artık sizinle çalışmıyorum diyemiyor. 

- Zaman zaman bu durumu hatırlatmak durumunda kalan Mehmet Şimşek ne yapsın o zaman?

Mehmet Şimşek'in uluslarası finans camiasında ağırlığı var. Hükümet bunun farkında. Şimşek ekonomiyi biliyor. Açıklamaları da uyarı anlamında ancak Şimşek içinden geçeni söyleyemiyor. Koşullara uymak durumunda, niyetleri ile söylemleri bu yüzden farklı. 

- Dolar ise rekora doymuyor. Daha da yükselir mi?

-Kurun bu kadar artması aslında bir sonuç. Türk lirası giderek daha da kırılgan hale geliyor ve diğer tüm para birimleri arasında liradaki ciddi değer kaybı ile olumsuz ayrışıyor. Gelen her veri Türkiye'ye yatırım algısını daha da olumsuz etkiliyor. Büyüme şişiriliyor ancak gelen veriler bunun sürdürülebilir olmadığının kanıtı. Bu durum yatırımcıya ekonomik kırılganlık mesajı veriyor.

'HER ADIM SİYASİ İSTİKRARSIZLIĞI ARTIRIYOR'

- Ekonomi hiç bir şeyden etkilenmez algısı var, krizler bizi es geçer durumu hala geçerli mi?

Ekonomide büyüme verileri şişiriliyor. Büyüme sancılı. Hiç bir şey de yolunda gitmiyor. Sizin büyümeniz borç ile oluyorsa zaten baştan sorunlu demektir. Hükümetin el parası ile büyümenin sürdürülebilir olmadığını görmesi lazım. Cari açık 47 milyar dolar 60 milyar dolara gidiyor. Ekonomiye olan güven hem içerde hem de dışarda azalıyor.  

Hükümet 135 milyar dolar sermaye paketi açıkladığı gün borsa çakıldı. Hükümetin attığı her adım gösteriyor ki hem ekonomiye hem de hükümete güven azalıyor. Her adımda ekonomiye ve seçime olan güvensizliği işaret ediyor. Ekonomi siyasi istikrarsızlıklardan ayrı düşünülemez. Siyasette ilginç gelişmeler var. Cumhurbaşkanlığı seçimleri için atılan imzalar için "araştırılmalı" açıklaması da siyasi istikrasızlık göstergesidir. 'Siz imza atın biz sizi soruştururuz'... Bu sizi sadece demokrasiden daha da uzaklaştırır.

 

Öne Çıkanlar