İtibardan tasarruf olmaz da savurarak itibar olur mu?

İtibardan tasarruf olmaz da savurarak itibar olur mu?
Yapılan araştırmalar göstermiştir ki; yurttaşların büyük bölümü devlete ve devletin kurumlarına artık güven duymuyorlar. Bu ortamda hangi itibardan söz ediliyor.

AYHAN ONGUN 


Ülkemizin içinde bulunduğu zor ve katlanılamaz hale gelen ekonomik koşullara inat, ısrarla kamu kaynaklarını har vurup harman savuran iktidara göre "itibardan tasarruf olmaz! Mış."

Bugünlerde herkesin diline doladığı itibar ne anlama geliyor?

İsterseniz sözcük anlamından başlayalım.

Türk Dil Kurumu kaynaklarına göre itibar; saygı göstermek, saymak, değer vermek.

Bir diğer anlamı; göz önünde bulundurmak, dikkate almak.

İtibar özetle; bir kişinin bir marka, kişi ya da kurumla ilgili öznel inancıdır.

Kişisel ilişkilerde geçerli olan bu kavram uluslararası ilişkilerde de kişilerin devletlere bakışında da aynıdır.

Yani demem o ki; benim için Amerika Birleşik Devletleri, emperyalist politikalarıyla güven vermeyen, saygı duyulmayan bir ülkedir.

Bu nedenle benim gözümde pek itibarı yoktur.

Ama öte yandan tüm savunmasını, ekonomisini ona dayandırdığı, onunla oluşturduğundan dolayı İsrail devleti ya da bir Yahudi yurttaşı için çok muteber yani itibarlı bir devlettir.

Keza ülkemizde de ABD yi toplumun görünen kesiminden bazıları, refah düzeyi ya da gökdelenlerinden dolayı çok makbul, itibarlı görenler vardır.

Hatta onlara özenerek bizzat ABD de çok katlı binalar yaparak itibar sağladığını düşünenler de vardır.

Vatandaş, evine ekmek götüremez, milyonlarca üniversite mezunu genç iş bulamaz, toplumun büyük çoğunluğu bırakın yoksulluk sınırını, açlık sınırının altında geçinmek zorunda kalırken bir ülkenin yöneticileri yabancı ülkelerde milyar dolarlarla ifade edilen servete, şirketlere sahipse o ülkenin hiçbir yerde itibarı olmaz.

İtibar öyle alınıp satılan bir şey değil ki; yazlık, kışlık saraylar, onlarca özel makam uçakları, binlerce makam araçlarıyla sağlanabilsin.

İtibar; saygın olabilmektir, saygı görmek, dikkate alınmaktır.

Bu durum kişiler için de böyledir, kurumlar için de devlet için de!

İtibar; güvenilir olmaktır!

Yapılan araştırmalar göstermiştir ki; yurttaşların büyük bölümü devlete ve devletin kurumlarına artık güven duymuyorlar.

Bir ülke düşünün ki; bir suç örgütü lideri, devletin en tepesindekiler için öylesine büyük suç iddialarında bulunuyor, bakanlarına, vekillerine ağza alınmayacak sözler söylüyor ama kimseden tek bir yanıt gelmediği gibi ne yargı, ne güvenlik güçleri kılını kıpırdatmıyor.

Daha da önemlisi şu son günlerde artık bürokratlar, yöneticiler birbirlerini ihbar ediyorlar, yine kimseden tıs yok.

En son gündemde olan Pandora Belgeleriyle dünyada olduğu gibi Türkiye de de yüzlerce kişinin vergi cennetleri, yani yolsuzlukları ifşa oldu.

Dünya liderlerinin gizli serveti ve anlaşmalar ortaya çıktı.

Tüm bu iddialar, ifşalar, ihbarlar ortada dururken hangi itibar?

Ülkemize sokulup, buradan başka ülkelerle birlikte iç piyasaya da sürülen tonlarca kokainle ilgili soruşturmalar sümen altı edilir, yasal olmayan yollardan dağıtılan silahların hesabı verilmezken hangi itibardan söz ediyorsunuz?

Atatürk’ün cumhuriyetle birlikte kurduğu ve bizlere emanet ettiği tüm kurum ve kuruluşları özelleştirme adı altında büyük çoğunluğunu yabancılara satıp, sonra da itibardan söz ederseniz, kimse sizi ciddiye almaz.

Demokrasi, insan hakları, özgürlük ve hukukun üstünlüğü diyerek verilen sözleri unutup, gençlerin umudunu, kadınların hayallerini, çocukların geleceğini yok edenlere kusura bakmayın kimse itibar etmez.

Bir ülkenin en saygın kurumu olması gereken Anayasa Mahkemesini itibarsızlaştırarak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarını yok sayarak, altına imza attığınız uluslararası sözleşmeleri bir çırpıda iptal ederek itibar sağlayamazsınız.

İtibar markette satılmıyor ki, istediğiniz kadar alasınız!

İtibar ulufe gibi dağıtılmıyor ki, yandaşlarınıza dağıtasınız!

İtibar; emek ister, dürüstlük, çaba ve mücadele gerektirir.

Ne hesabını veremediğiniz servetiniz ne bu servetten kaynaklı kibriniz ne de kibrinize yenik düşüp pervasızca uyguladığınız savurganlık size itibar sağlamaz.

Hele de iktidardan aldığınız güçle yaptığınız baskı ve zulüm; bırakın itibar kazandırmayı, sizi daha da itibarsızlaştırır.

Bu ülkenin yurttaşlarını yoksullukla, korkuyla, açlıkla itibarsızlaştırmak isteyenler aslında farkında olmadan kendi itibarlarını yitiriyorlar.

Onurlu, ilkeli, insan gibi bir yaşam için her türlü fedakarlığı yaparız.

İşte orada itibarımızdan tasarruf etmeyiz.

Ama kimse bizim onurumuzdan, özgürlüğümüzden, demokrasiden tasarruf etmemizi beklemesin.

Barış uğruna en çok tasarruf yapan onurlu öğretmenlerimizin Dünya Öğretmenler Günü kutlu olsun.

AYHAN ONGUN (Gazeteci-Yazar) 5 Ekim 2021/BODRUM

Öne Çıkanlar