Garo Paylan: Ortada bir milli mutabakat cinayeti var

Garo Paylan: Ortada bir milli mutabakat cinayeti var
HDP Milletvekili Garo Paylan ve Dink davasının avukatlarından Bahri Belen dava süreciyle ilgili Artı TV'ye konuştu. Paylan, cinayetin şimdi de 'FETÖ'ye yıkılmaya çalışıldığını söyledi.

ARTI GERÇEK - Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink 14 yıl önce 17 yaşındaki Ogün Samast tarafından vurularak öldürüldü. Dink'in ölümünde ihmali ve sorumluluğu olmakla suçlanan yedisi tutuklu, 13'ü firari 76 kamu güvenlik görevlisinin yargılandığı dava hala devam ediyor.

HDP milletvekili Garo Paylan ve dava avukatlarından Bahri Belen ARTI TV'de Ezo Özer ile Odak programı'na katıldı. Paylan yaptığı açıklamalarda Hrant Dink'in katillerinin hala korunduğunun altını çizdi ve "Hrant Dink davası hep bir araç dava olarak görüldü. Ortada milli mutabakat cinayeti var" dedi.

Davanın avukatlarından Bahri Belen ise yaptığı açıklamalarda "Bu dosyada gördüm ki "o bir Ermeni" diyerek herkes susmuş" ifadelerine yer verdi. 

'HRANT'IN KATİLLERİ HALA KORUNUYOR VE MAALESEF HRANT HALA O KALDIRIMDA YATIYOR'

Paylan, Hrant Dink cinayeti ile ilgili devletin bir sorumluluk almadığını ifade etti ve konuşmalarını şöyle sürdürdü: 

"Devlet Hrant Dink'in katiliyken sorumluluğu da alamazdı. Katil bir devlet anlayışı Hrant Dink cinayetinin sorumluluğunu alamazdı. O anlayış hala devam ediyor. Hrant'ın katilleri hala korunuyor, kollanıyor ve Hrant malesef o kaldırımda yatıyor. Hrant Dink'i o kaldırımdan kaldırıp adaletle buluşturup hayal ettiği bir Türkiye'ye kavuşturamadık. Yalnızca Dink davası Türkiye'de bir arınma davasına dönüşebilirdi. Devletin karanlığıyla yüzleşebilirdik. Ama bunu 14 yıldır başaramadık. Ben şöyle görüyorum 14 yllık büyük bir mücadele var, avukatlarımız büyük bir mücadele yürüttüler. Hrant'ın Arkadaşları 122 dava boyunca mahkeme salonlarının önündeydi. Ama bana göre henüz Hrant Dink davası başlamadı. Çünkü Hrant Dink davası hep bir araç dava olarak görüldü. Siyasette belli başlı kişilerin başka kişileri tasfiye etmesinin bir aracı olarak görüldü. Öncelikle Ergenekoncu denilen, bu davanın da tabii ki sanığı olması gereken bazı unsurlar bu davada öne konuldu, Hrant'ın katilleri olarak bu cinayetin sorumlularından bir bölümü üzerinde yargılama yapıldı. Daha sonra siyasette dengeler değişti, güç dengeleri değişti. 15 temmuz darbe girişminden sonra özellikle FETÖ'cü denilen unsurlar üzerine dava yıkılmaya çalışıldı. Ama ortada bir milli mutabakat cinayeti vardı. Bu ortak sorumluluğa hiçbir zaman bakılmadı. Biz bu davanın sanıklarına hiç bir zaman FETÖ veya Ergenekoncu diyerek bakmadık. Hepsi kamu görevlileriydi, bu iktidarın atadığı kamu görevlileriydi."

    

'BU DEVLET ESKİ KAMU GÖREVLİLERİNİN HİÇBİRİNİN KONUŞMASINI İSTEMİYOR'

Paylan Hrant davasının devlet içerisindeki tasfiye operasyonlarının aracı haline getirildiğini vurguladı. Kamu görevlilerinin konuşmasının devlet tarafından istenmediğini de ekleyen Paylan, sözlerine şöyle devam etti:  "Davada her zaman davanın bir bölümü ile ilgilenildi. Belli tasfiye operasyonlarının aracı haline getirildi. Şimdi benim gördüğüm davada hızla bir sonuca doğru yürünmeye çalışılıyor. Davanın faili FETÖ'cülerdi diye uluslararası kamuoyuna da anlatmaya çalışacaklar. Bu şekilde bir mahkumiyete yürünecek. Ancak ben bu mahkumiyetin yeterli olacağını düşünmüyorum. Mesela Ali Fuat Yılmazer İstihabarat Daire Başkanı bundan birkaç yıl önce ben konuşacağım dedi mahkemede. Aradan iki hafta geçmedi kızını tutukladılar. Konuşacağım diyen sanığın kızını tutukladılar ve Yılmazer sessizliğie büründü. Bu devlet eski kamu görevlilerinin hiçbirinin konuşmasını istemiyor. Düşünün 15 yıl önceki milliyetçi iklimden çok daha derinini yaşıyoruz. Şu anda ırkçı politikaları sürdüren bir anlayıştan ve onun kontrolündeki yargıdan adalet beklemek hayaldir. Bu yargıdan hala adalet bekleyen varsa gerçekten naiftir."

'BİZ BİTTİ DEMEDEN BU DAVA BİTMEYECEK'

Paylan davanın siyasi anlamda önünün tıkandığını ifade etti ve sözlerini şöyle sürdürdü: "Başak Demirtaş anmada konuştu, sevgili Demirtaş yıllardır ırkçı saiklerle cezaevinde, binlerce arkadaşımız yoldaşımız cezaevinde. Onlara ırkçı politikaları uygulayan bu siyasi anlayışın bu davanın önünü açma ihtimali yoktur. Bu dava siyasi anlamda önü tıkanmış bir davadır. Pek çok soruşturmanın önü kapandı. Genelkurmay Başkanı bir bildiri yayınladı ve Hrant Dink'i hedefleştirdi. Genelkurmay bildirisinde Hrant Dink açıkça tehdit edildi. O bildiriyi yazanlar mahkemede sanık oldular mı? Olmadılar. Kim o bildiriyi yazdı, kim hedefleştirdi? Hrant'ı daha sonra valiliğe çağırıp tehdit ettiler. Valiliğe çağıran görevliler ve MİT yetkilileri bu davanın sanığı oldular mı? Hayır. O zaman bu dava başlamamıştır. Hrant'ı hedefe koyan ve kapısına gelen milliyetçi ırkçı güruhlar vardı, onları kim yönlendirmişti? Onlar sanık oldular mı hayır olmadılar. Emniyette, jandarmada öldür diyenler kimdir? Kim, Hrant'ın kalemini kırmıştır bu davada gördük mü? Hayır görmedik. Bizim için bu dava henüz başlamamıştır. Biz bitti demeden de bu dava bitmeyecek."

'O BİR ERMENİ' DİYEREK HERKES SUSMUŞ'

Hrant Dink'in avukatlarından Bahri Belen de kamu görevlilerinin davada sessiz kaldığının altını çizdi. "O bir Ermeni" diyerek herkesin suskun kaldığını ifade eden Belen şöyle konuştu: "Devlet gökten zembille inmiş bir mekanizma değil. Devlet yurttaşların güvenlik, adalet, huzur ve insanca bir yaşam beklediği örgütlenmenin adı. Eğer bu devlet yurttaşlarına hukuk ve adalet konusunda bir güven sağlarsa o toplumda güven olur. Hrant, Uğur Mumcu, Kemal Türkler ve birçok kişinin cinayeti devlet içindeki bir takım karanlık güçlerin, o devletin belli şekilde yönetilmesinin hazırlıklarını yaptıkları için gerçekleşmiştir. Siyasi cinayetler başladığı zaman bilin ki o ülkede olağanüstü bir durum, olağanüstü bir rejim hazırlığı vardır. Şimdi bu cinayetin öncesinde de böyle hazırlıkların olduğunu da tahmin ediyorum ama bunu kim yapıyor. Bu dosyada gördüğüm bir şey var; ki "o bir Ermeni" diyerek herkes susmuş herkes görmezden gelmiş. "

'DAVA AYDINLANIRSA BARIŞ İÇİNDE YAŞAMA UMUDUNUN TEMELLERİ DAHA SAĞLAM ATILACAKTIR'

Belen sözlerinin devamında, davada ortaya çıkacak gerçeklerin ülkenin geleceğini de aydınlatacak derecede önemli olduğunu vurguladı: 

"Kamuoyu şunu bilmeli bence iktidardaki bu olumsuz görüntüye karşın halkın çoğunluğunun bir çok açıdan çok bilinçlendiğini, halkın çoğunluğunun eski ötekileştirme anlayışının farkına vardığını düşünüyorum. Kamuoyu, bu davada gerçekleri ortaya çıkaracak bir kararın, ülkenin geleceğini aydınlatacağının bilincinde olmalıdır. Hrant'ın öldürülmesi ile ilgili cinayetin çerçevesinde aydınlanmayan her şey bu ülkenin geleceğinin gölgesi olarak kalacaktır. Bu davada ne kadar çok şey aydınlanır, gerçekler ne kadar ortaya çıkarsa o zaman bu ülkede barış içinde yaşama umudunun temelleri daha sağlam atılacaktır diye düşünüyorum "

İlgili Haberler
Öne Çıkanlar