43 yıl önce yapılan darbenin etkisi sürüyor: Cezaevlerinde uygulanan işkenceler hak ihlalleri ile devam ediyor

43 yıl önce yapılan darbenin etkisi sürüyor:  Cezaevlerinde uygulanan işkenceler hak ihlalleri ile devam ediyor
43 yıl önce gerçekleşen 12 Eylül askeri darbesinin etkisi sürüyor. Cezaevlerinde uygulanan işkenceler devam ediyor. Darbenin yıl dönümünde Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi önünde açıklama yapan mağdurlar, geçmişle yüzleşilmesini istedi.

Rojhat Abi


DİYARBAKIR-12 Eylül 1980’de dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren başkanlığında gerçekleşen askeri darbenin üzerinden tam 43 yıl geçti. Darbenin ardından ülke genelinde gözaltı furyası başladı. Aralarında siyasetçi, gazeteciler, aydın ve yazarların da olduğu yüz binlerce kişi gözaltına alınarak ağır işkencelerden geçirildi, çok sayıda kişi işkence tezgâhlarında can verdi. Ülke genelinde yaşanan işkencelerin en ağırı Diyarbakır’da bulunan 5 Nolu Askerî Cezaevi’nde yaşandı.

CEZAEVİ “İNSAN HAKLARI MÜZESİ OLSUN” ÇAĞRISI

12 Eylül 1980’de gerçekleşen askeri darbenin yıl dönümünde, ağır işkencelerin yaşandığı Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi önünde Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi'nin "İnsan Hakları Müzesi'ne" dönüştürülmesi ve sivil bir anayasanın yapılması çağrısıyla basın açıklaması yapıldı. Açıklamaya, Diyarbakır 78’liler Dayanışma ve Araştırma Derneği, İHD, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) milletvekilleri Adalet Kaya, Mehmet Kamaç ve Cengiz Çandar ile CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu yanı sıra darbe döneminde ağır işkenceler gören çok sayıda mağdur da katıldı. Diyarbakır 5'Nolu Cezaevi'nde ağır işkenceler gören Yusuf Kaplan, İHD Diyarbakır Şubesi Cezaevi Komisyonu Üyesi olan Ali İhsan Demirtaş Artı Gerçek’e konuştu.

KAPLAN: 12 EYLÜLDE 5 NOLU’DA OLMAK

12 Eylül askeri darbe döneminde Diyarbakır 5 Nolu Cezaevinde ağır işkenceler görenlerden biri olan Yusuf Kaplan, o tarihte Filistin Kurtuluş Örgütü olan FLN için bildiri dağıtırken gözaltına alındığını söyledi. 1980’de ilk olarak 16 arkadaşıyla birlikte tutuklanıp 5 Nolu cezaevine getirildiklerini anlatan Kaplan, “Ancak kısa süre sonra serbest bırakıldık. Sonrasında o dönemde Filistin Kurtuluş Örgütü FLN adına burada açıklama yaptık ve onlar için destek bildirileri dağıttık. O bildirileri dağıttığımız için tekrar yakaladılar bizi. Ardından komünist olduğumuz suçlamasıyla 5 Nolu’da 1.5 yıl yattık” dedi.

'TÜRKÇE KONUŞ ÇOK KONUŞ'

Diyarbakır 5 Nolu Cezaevinde kaldığı süre boyunca birçok kez işkenceye maruz kaldığını ifade eden Kaplan, “Cezaevinde kaldığım süre boyunca birçok insanlık dışı muameleye maruz kaldım ve şahit oldum. İşkenceler gördük. Kürtçe konuştuğumuzda bize küfürler edilip, ‘Türkçe konuş çok konuş’ diye bağırıyorlardı. Burası vahşet ve zulüm yeridir. Tek kişilik hücrede Esat Oktay ve köpeği Co tarafından 22 gün boyunca işkence gördüm” dedi. Önünde açıklama yaptıkları Diyarbakır 5 Nolu Cezaevinin her köşesinde işkence uygulandığını vurgulayan Kaplan, “Hiç aklımdan çıkmaz bir gün Altan Tan’ın babası Bedii Tan, 24 saat boyunca soğuk su içinde bekletildi. O işkencelerin ardından böbrek yetmezliği sonucu vefat etti. Yani ben orada yaşananları ifade edemem. Söz yetmez o günleri anlatmaya” sözleri ile yaşadığı, tanık olduğu insanlık dışı işkence yöntemlerini anlattı.

'İŞKENCE FARKLI ŞEKİLLERDE DEVAM EDİYOR'

İşkencenin 1980 darbesi dönemi ile sınırlı kalmadığını, devam edip günümüze kadar geldiğini hatırlatan Kaplan, cezaevlerinde hak ihlalleri ve işkencenin sürdüğünü söyledi. Cezaevlerinde uygulanan işkencenin sadece yönteminin değiştiğini ifade eden Kaplan, “insanları farklı biçimlerde terbiye etmeye çalışarak psikolojik savaş yürütüyorlar. Aslında işkence bitmedi sadece farklı şekillere bürünerek devam ettiriliyor. Bugün zindanlarda yaşanan ihlaller o zaman da vardı şimdi de devam ediyor. O dönemden bir farkı yok. Tüm bunlardan dolayı burası Utanç Müzesi olmalıdır” dedi.

DEMİRTAŞ: YAŞAM HAKKI DEVLET ELİYLE İHLAL EDİLDİ

İHD Diyarbakır Şubesi Cezaevi Komisyonu Üyesi olan Ali İhsan Demirtaş, 12 Eylül darbesinin ardından birçok insanın 5 Nolu Cezaevinde insanlık onuruna aykırı muamelelere maruz kaldığını söyledi. Bu işkencelerin en önemli nedeninin milliyetçilik olduğunu vurgulayan Demirtaş, “Birçok insanın yaşam hakkı bizzat devlet eliyle ihlal edildi. O dönemin mağdurları ve tanıklarının anlatımlarından anlaşıldığı üzere 5 Nolu hapishane, özel bir işkence merkezi olarak kullanılmıştır. Aradan geçen 43 sene boyunca ‘Türkçü’ dilin terk edilmediğini görüyoruz. Kürtlerin en temel insan hakları taleplerine karşı hala saldırgan, inkarcı politikaların ve söylemlerin devam ettiğini görmekteyiz. Bu politikaların devam etmesi Kürt meselesindeki çözümsüzlüğü derinleştirmektedir” ifadelerini kullandı.

YÜZLEŞME 5 NOLU’DAN BAŞLAR

12 Eylül darbesi döneminde insanlık dışı uygulamaların topluma dayatıldığını, birçok faili meçhul cinayetler yaşandığını vurgulayan Demirtaş, “O dönemdeki insanlık dışı uygulamalarla yüzleşilmedi. Kayıpların akıbeti bulunmadı, faili meçhul siyasi cinayetlerin failleri yargılanmadı. Dolayısıyla ciddi ve samimi bir yüzleşme gerçekleştirilmedi. İnsanlığa karşı suçlarda ve işkence suçunda zamanaşımı olmamasına rağmen o dönemde işlenen suçların failleri zamanaşımı nedeniyle cezasız bırakıldı. Bu cezasızlık politikası halen devam ediyor. 1990'lı yıllarda insanlığa karşı işlenen suçların failleri de aynı şekilde kollanmaktadır. Bu konuda gerçek ve samimi bir yüzleşme olmadan, mağdurların mağduriyetleri giderilmeden, failler cezalandırılmadan toplumsal barış ve demokrasi inşası söz konusu olamaz. Eğer bir yüzleşme olacaksa buradan başlamak gerekir. Yine bu dönemin işkence merkezi olarak bilinen 5 Nolu Cezaevi'nin aslına uygun, mağdurların ve kentteki bütün sivil toplum kuruluşlarının taleplerine uygun bir şekilde bir toplumsal hafıza mekanına dönüştürülmesi de geçmişle yüzleşmenin ilk adımlarından bir tanesi olmalıdır” dedi.

HAK İHLALLERİ VE CEZASIZLIK POLİTİKASI

Cezaevlerinde uygulanan hak ihlallerinin günümüzde de devam ettiği tespitinde bulunan Demirtaş, bu ihlallerin başında işkence- kötü muamele, çıplak arama, sağlığa erişim hakkının engellenmesi, İdari ve Gözlem Kurulu Kararlarıyla infaz uzatmalar geldiğini söyledi. Devletin cezasızlık politikasında ısrar etmesinin ihlalleri arttırdığına dikkat çeken Demirtaş, son günlerde Elazığ başta olmak üzere cezaevlerinde yaşanan ihlalleri sıralayarak, “Biz bu tür ihlallerin yaşanmaması için yetkilileri acil olarak hukuka dönmeye, mahpusların en temel haklarının kullanılmasını engelleyici uygulamalardan ve cezasızlık politikalarından vazgeçmeye çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.

‘HASTA MAHPUSLAR’

Cezaevlerinde bulunan hasta mahpuslara da değinen Demirtaş, şunları söyledi:

“Hasta mahpuslar ATK ve sağlık kurulu raporlarıyla hapishanelerde tutuluyor. Tedavileri yapılmayarak sağlığa erişim ve yaşam hakları ihlal ediliyor. Nitekim son olarak ağır hasta mahpus Şakir Turan, sağlık kurulu raporunda ceza ertelemesi gerekmez görüşünden 20 gün gibi kısa bir süre sonra Erzincan Hapishanesinde yaşamını yitirdi. Bu onlarca ve hatta yüzlerce örnekten sadece bir tanesidir. Dolayısıyla 12 Eylül döneminden bu yana hapishanelerde hala işkence ve yaşam hakkı ihlallerinin devam ettiğini rahatlıkla ifade edebilirim.”

Öne Çıkanlar