'Cezaevleri hastalık üretiyor, ihlaller ölümlere neden oluyor'

'Cezaevleri hastalık üretiyor, ihlaller ölümlere neden oluyor'
Yayınlanma:
A+ A-
İhlallerin yaşandığı cezaevlerinden ölüm haberleri geliyor. Av. Yusuf Çakas, mevcut ceza infaz sisteminin hastalık ürettiğini, ihlallerin ise ölümlere neden olduğunu söyledi.

Remzi BUDANCİR


+GERÇEK-Cezaevlerin tutuklu ve hükümlülere yönelik hak ihlalleri artarak devam ederken, uzun yıllar cezaevinde olan hasta mahpusların durumları da giderek ağırlaşıyor. Ağır sağlık sorunlarına rağmen 651’i ağır, bin 517 hasta tutuklu, Adli Tıp Kurumları (ATK) tarafından verilen raporlar nedeniyle tahliye edilmeyerek ölüme terk ediliyor.  Neredeyse her hafta cezaevlerinden ölüm haberleri geliyor. Elazığ 1 No'lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde bulunan yüzde 96 engelli hasta mahpus 68 yaşındaki Zülfü (İbrahim) Yıldırım, tahliyesine 10 gün kala 14 Ağustos’ta yaşamını yitirdi. Yıldırım’dan bir gün sonra bir ölüm haberi de Giresun Espiye L Tipi Kapalı Cezaevi’nden geldi. Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) eski İl Eş Başkanı ve Parti Meclisi üyesi Mehmet Candemir’de cezaevinde yaşamını yitirdi. 

CEZAEVİNDE BULUNAN HERKES HASTA OLMA RİSKİ İLE KARŞI KARŞIYA

Cezaevlerinde devam eden ihlalleri +Gerçek’e değerlendiren Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) ile Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) yöneticisi Yusuf Çakas, cezaevlerinin ölüme davetiye çıkardığını söyledi. Zülfü Yıldırım’ın hasta tutsak listesinde olduğunu ancak Mehmet Candemir’in hasta tutsak listesinde olmadığına dikkat çeken Çakas, "Cezaevleri mevcut yapısı itibariyle bütünüyle, hem fiziksel hem de ceza infaz rejimi, hem de ailelerden uzak olması nedeniyle cezaevlerinde sağlıklı kalma hali engellenmiş oluyor. Çünkü kapalı alan, yeterli havalandırma yok. Yeterince güneşin olmadığı, sağlıklı bir şekilde tedavilerinin yürütülmediği, beslenmenin ve diğer koşulların sağlanmadığı, kelepçeli muayene, ağız içi arama gibi uygulamalar nedeniyle hastaneye sevklerin bile doğru düzgün yapılmadığı, yapılsa bile orada gerçek anlamda bir tedavinin yürütülmemesi nedeniyle aslında cezaevlerinde bulunan herkesin hasta olma riskinden bahsediyoruz"  dedi. 

'CEZA İNFAZ SİSTEMİ HASTALIK ÜRETTİYOR'

Hasta tutsak Zülfü Yıldırım 'ın Adli Tıp Kurumunun tahliyesine onay vermediği için yaşamını yitirdiğini hatırlatan Çakas, Mehmet Candemir’in ise cezaevi koşullarında hastalanıp kalp krizi geçirip yaşamını yitirdiğini söyledi. Mevcut koşullar ve ceza infaz sisteminde uygulanan politikaların hastalık ürettiğine dikkat çeken Çakas şunları söyledi:

"Mehmet Candemir ailesinden uzakta bir cezaevinde kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi. Hani bunu doğal bir ölüm olarak kabul edemeyiz, etmemeliyiz. Çünkü doğal bir ölüm insanların ailelerin yanında huzur içinde yaşamını yitirmesidir. Oysa Mehmet Candemir bir Kürt siyasetçi olarak siyasi faaliyetlerinden dolayı tutuklanmış. Önce Bayburt Cezaevine, ardından Gümüşhane ve ardından Giresun cezaevine götürülmüş. Kendisi Batmanlı. Ailesinden bu kadar uzak bir cezaevinde bulunması zaten hukuksuzluktur. Çünkü tutuklu ve hükümlülerin aileye yakın bir noktada olması gerekiyor. Ancak buda ihlal edilmiş. Bütün koşulları bir arada değerlendirdiğimizde aslında her şey ölümün yaşanması için tasarlanmış diyebiliriz. Cezaevlerinde mevcut sağlık sistemi zaten kötü bir durumda. Sürekli disiplin cezaları, keyfi uygulamalar, aile ile görüş yasakları, hücre cezaları olunca karşımıza böyle bir hal çıkmış oluyor" 

'ATK POLİTİK YAKLAŞARAK TAHLİYELERİ ENGELLİYOR'

Cezaevlerinde yaşanan ölümler ile ilgili eleştirilerin odağında olan kurumlardan biri de Adli Tıp Kurumu (ATK).  Adli Tıp Kurumunun durumu ağır olan mahpuslara  ‘cezaevinde kalabilir’ şeklinde rapor vermesi tahliyeleri engelliyor. Adli Tıp Kurumunun politik yaklaşarak tahliyeleri engellediğini ifade eden Çakas, "Çok nadiren ‘cezaevinde kalamaz’ raporu verse de, bu sefer savcılıklar engel oluyor. Bazen ölümüne yakın bir noktada işte cezaevinde kalamaz raporu verilerek tahliye edilenler var. Onlarda çıktıktan sonra ya uzun süre yaşayamıyorlar, yaşasalar bile hayatlarını felçli bir şekilde yatağa mahkum bir şekilde geçirmek durumunda kalıyorlar. Adli Tıp Kurumunun bu politik tutumunun bir an önce sona ermesi gerekmektedir. Adli Tıp Kurumu, Adalet Bakanlığının bir kurumu olarak değil, tıbba ve yaşam hakkında saygı gösteren bir kurum olarak hareket etmeli" dedi.

SİYASİ TUTUKLU VE HÜKÜMLÜLER UZAK CEZAEVLERİNE GÖNDERİLİYOR

Hasta tutsak meselesini hasatlık değil, sağlıklı ve iyi olma hali üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatan Çakas, şunları söyledi:  "Mehmet Candemir örneğinde gördüğümüz gibi sağlıklı da olsanız, cezaevinde hastalanıp yaşamınızı yitirebilirsiniz. Bu haliyle cezaevlerinde ısrarla tekleştirme ve tek tutma üzerinden kurulu cezaevi sisteminden vaz geçilmesi gerekiyor.  Cezaevine girdikten sonra, özellikle siyasi suçlardan tutuklananların tutuklanır tutuklanmaz sürgüne yollanmaları, yani aileden uzak cezaevlerine yollanmaları söz konusu. Böyle başlıyor süreç. Cezaevlerinde infaz koruma memurları tarafından dayatılan tekleştirme ve itaat sistemi var. Buna itiraz edildiği zaman görüş yasağı telefon yasağı ve hücre cezaları ile karşılaşıyorlar. Bahsettiğimiz uzak cezaevine bulunan kişiler cezaevindeki diğer tutuklu ve hükümlülerle aynı görüş hakkına, aile görüş hakkına sahip. Somut örnek verelim. Bodrum S Tipi Cezaevinde bizim görüştüğümüz 18-20 kişinin ailesi çok uzak yerlerde. Görüşe ancak 4-5 ayda bir gelebiliyorlar. Onlarında görüş hakkı 40-50 dakika. Her hafta kapalı görüşe gelebilen, her ay açık görüşe gelebilenlerinde hakkı aynı şekilde. Bu bir başka hakkaniyetsiz bir durum yaratıyor. Bir kişi 3 hafta kapalı kapalı görüş, bir hafta açık görüş yaparken, diğer kişi 4-5 ayda bir yapabiliyor. Çünkü aileler açısından gelmek çok zor. İkisine tanınan süre aynı. Bu adaletsizlik üzerinden yürümek gerekiyor. Ağız içi arama dayatması, kelepçeli arama dayatması, cezaevinde sohbet, atölye gibi hiçbir çalışmanın olmamış olması, tümden OHAL ile başlayıp, pandemi ile artan bu sistemin yaygınlaşası ölüme davetiye çıkarıyor. Cezaevi koşullarında bir kişinin kanser olması, kalp krizi geçirmesi o kadar yaygın ki, bunun önünün alınması gerekiyor."