CHP'i Özel: Bizim çocukların Varank dayısı yok, torpil listesinde adı yok

CHP'i Özel: Bizim çocukların Varank dayısı yok, torpil listesinde adı yok
Yayınlanma:
Güncelleme: 28 Temmuz 2022 02:37
A+ A-
Bakanın 'Üniversiteye başlarken ilk düşünceniz istihdam edilmek olmasın' sözlerine yanıt veren Özel, 'Cebinde kafeye gitmeye parası yok. Herkesin arkasında Varank amcası, dayısı yok' dedi.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Özel, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın “Üniversiteye başlarken ilk düşünceniz istihdam edilmek olmasın" ifadelerine “Cebinde kafeye gitmeye parası yok… Herkesin arkasında Varank amcası, dayısı yok. Bizim çocukların Türgev’den, Tügva'dan, Okçuluk Vakfı’ndan alınmış torpil listelerinde adı yok. Ondan işsiz kalıyorlar Sayın Varank" tepkisini gösterdi.

Özgür Özel’in konuşmasından satır başları şöyle:

‘ÇOK ÖNEMLİ BİR İÇERİĞİ VAR’

İçtüzük’ten ve Anayasa’dan gelen haklarımızı kullanarak, yeterli sayıda imzayla Meclis'i olağanüstü toplantıya çağırdık. Bizim talebimiz, ‘1 Ağustos, saat 14’tü.’ Meclis Başkanı da uygun gördü. O tarih ve saatte, o gündemle toplantı çağrısında bulundu. Tabii bu başta sağlık emekçilerinin çoktandır istedikleri ama hep son anda metinlerden çıkarılan bazı maddeleri tekrar koyduğumuz ve özellikle de sağlık hizmetlerinin sunulduğu yerlerde aynen mahkeme salonlarında olduğu gibi hiç kimsenin silahla giremeyeceği bir düzenlemenin de yapılacağını çok önemli bir içeriği var, kanun teklifinin. Kanun teklifi, sağlık emekçilerinin ve onların temsilcilerinin tam mutabakatı ile geliyor. Meclis’teki siyasi partilerin hızlı bir şekilde bunu yasalaştırmasında büyük bir fayda var.

‘MHP’YE NOTU SEÇMENLER VERİYOR’

Tabii ilk tepki, kategorik olarak MHP’den geldi. Onlar; balkonlardan alkışladığımız sağlık emekçilerinin, doktorların seçtiği TTB’yi kapatmakla meşguller. Bu tavrı, bu tarzı bir kenara bırakalım. Bunun karşılığı zaten yüzde beşin altına düşmüş durumda. Bu tip tutumlarla daha da aşağılara düşerler. Onlara notu seçmenler veriyor, milletimiz veriyor zaten.

Mahir Ünal dün bir basın toplantısı yaptı. Rahatını kaçırmışız ki son derece rahatsız olmuş ve olağanüstü toplantıya çağrımıza ‘şov yapmak’ diyor. Anayasa’dan kaynaklanan böyle bir hakkı kullanmayı şov yapmak olarak ifade ediyor. Tabii Mahir Ünal konuşur da biz döner, bakarız gerçeklere. Şimdi Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında bu Meclis, 16 kez olağanüstü toplantıya davet edilmiş, bunlardan 6 tanesini Adalet ve Kalkınma Partisi yapmış. Anayasa’nın 104. maddesi, cumhurbaşkanının yetkilerini düzenliyor. O yetkileri kullanınca şov değil bizim bu yetkimiz şov oluyor. Diyor ki, ‘siyasi nezaketten yoksun diğer parti gruplarını aramadınız.’ Siz bu altı davetten hangisinde siyasi parti gruplarının aradınız? Zaten kamuoyunda aleniyet kazanmış bir durum, önceden konuşuluyor. Meclis Başkanı yedi gün içinde bir tarih belirliyor. Bütün Türkiye konuşuyor. 600 milletvekili adına neyi konuşuyorsun? 130 tanesi bizimle birlikte imza vermiş. ‘600’e nezaketsizlik’ diyorsun. 130 tanesi zaten imzayı veren milletvekili, kendi kendine nezaketsizlik yapıyor. 1 milyon sağlık çalışanının hayatı bir tarafta; milletvekillerinin meşguliyeti varmış o başka bir tarafta.

‘NEZAKETİ GÖSTERMEYEN TEK GRUP BAŞKANVEKİLİ MAHİR ÜNAL’DIR’

‘Diyor ki 1 Ekim’e kadar bekleriz’ diyor. 1 Ekim'e kadar hekimler ölmeye devam etsin. Mahir Bey'in ve arkadaşlarının rahatı bozulmasın, diye. Mesela Bülent Turan, her cumartesi bizi arar, der ki ‘Sayın Başkan, önümüzdeki hafta biz Meclis gündeminde şunu düşünüyoruz.’ Biz de kendi MYK’mıza bilgi verelim. Bu nezaketi göstermeyen tek grup başkanvekili, Mahir Ünal’dır. Olağan gündemi muhalefetle paylaşmayan Mahir Ünal, bütün Türkiye'nin bildiği gündemde ‘bize bir telefon açmadınız, küstük oynamıyoruz, doktorlar ölmeye devam etsin, hemşireler darp edilsin, küstük oynamıyoruz, gelmiyoruz.’

Çok meşgulsünüz, katılmayacaksınız. İsmet Yılmaz’dan böyle bir SMS, bütün AK Parti grubu aldı, siz almadınız mı? ‘Muhterem arkadaşlarım. Meclis Başkanımız, Genel Kurulu 1 Ağustos 2022 pazartesi günü saat 15’te olağanüstü toplantıya çağırmıştır. İstisnasız tüm milletvekillerimizin belirtilen gün ve saatte, TBMM’de hazır olmalarını önemle rica ederim.’ İsmet Yılmaz.

‘KARDEŞİM GELİN BAŞTAN, BAŞARIMIZ OLSUN’

Şimdi bütün milletvekillerini o gün geçireceksiniz ama salona sokmayacaksınız, eğer toplanırsa salona girip önergeyi reddedeceksiniz. Neden? Bu muhalefet partilerinin bir başarısı olmaz. Kardeşim gelin baştan, başarımız olsun. Bazıları diyor, ‘kanun teklifini görmedik.’ Kanun teklifi internet sitesinde var. Kanun teklifi, CHP’nin değil, 10 tane sağlık meslek örgütünün ortak talebi. Daha önceden de hepimize o ateşli silahlarla ilgili talep edilmişti. Zaten onu hazırlamıştık, üstüne bu konu geldi. Bir ‘siyasi nezaket’ falan, bakın siyasi nezaket nasıl ölçülecek? Ben düşündüm mesela şöyle bir tablo var. Hangi parti kaç siyasi parti ile bayramlaşabiliyor? Sonuçta herkesi millet yolluyor. CHP, tüm siyasi partilerle bayramlaşan tek parti.

‘RECEP TAYYİP ERDOĞAN'IN YAPTIĞI İŞ HADSİZLİKTİR’

Ayrıca çok bozulmuş, Tayyip Erdoğan'a ‘hadsiz’ demişim. Ya haddi var mı? ‘Hadsiz’ ne demek? Haddin yok demek. Israrla tekrar ediyorum; cumhura hakaret eden, millete hakaret eden, vatandaşa hakaret eden ve toplumun yüzde 60-65’inin oy verdiği oy vermeye hazırlandığı altı siyaset partinin hepsine, ‘terör destekçisi’ ve ‘kuklalar’ diyen Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı iş hadsizliktir. Buna haddi yoktur… Cumhurbaşkanının ağzından o laflar çıkınca nereye varıyor, kime söyleniyor? Bazıları düşünmüyor. Size söylüyor, eşlerimize söylüyor, kızlarımıza söylüyor. Gezi’de yaşam hakkını savunan, çevreyi savunan, toplumsal duyarlılığını dile getiren, itirazını dile getiren bütün kadınlara söylüyor. Yine bot hesaplar, robot hesaplar, aktroller, saldırıyorlar. ‘Hadsiz Özgür Özel.’ Vallahi Recep Tayyip Erdoğan'ın bu sözüne karşı bunun hadsizlik olduğunu söylemek benim haddimedir. Ama onun haddine değildir. Siyasi parti liderlerine ‘kukla’ demek onun haddine değildir. ‘Terör destekçisi’ demek Kuvayi Milliye'nin partisine ‘terör destekçisi bölücü’ demek Recep Tayyip Erdoğan'ın haddine değildir. İstediğiniz kadar saldırın. Bir kelime eksik söylersek bir adım geri gidersek namerdiz.

‘YAPILAN BU HAKARETLERİ ZARFA KOYUYORUZ, GÖNDERİYORUZ’

Yapılan bu hakaretleri şimdi ne yapıyoruz? Zarfa koyuyoruz. Gönderen, Özgür Özel. Alıcı, Mahir Ünal. Kendisine yolluyorum. Evrakın üstüne hani böyle damga vurmak gerekirse, bunları okusun ve en ufak eleştiri, en ağır hakaret ve küfür mü görsün? Mahir Bey'in en ufak eleştiriye kızmıştı dediği personelle ilgili o gün Meclis’te bulunan Elitaş, ifadelerin kabul edilemez olduğunu, bu ifadelerin kullanılması durumunda ilgili personel hakkında en ağır işlemlerin yapılması gerektiğini söylemiş. Yöneten Meclis Başkanı aynı ifadeleri söylemiş. Bugünkü Mahir Ünal'ın tutumu utanç verici.

‘BİZİM ÇOCUKLARIN TORPİL LİSTELERİNDE ADI YOK’

Gençleri çılgına çeviren, aslında her gün bize çalışan bir bakanı var AK Parti’nin. Sayın Mustafa Varank. Diyor ki, ‘bize en çok sorulan soru, ‘hangi okulda okursam, kolay iş bulurum?’ Bu soruya Varank’ın verdiği cevap: ‘Kafanızdaki ilk hedefiniz bir yerde istihdam edilmek olmamalı.’ Bu soruya cevap bu mu olmalı. Herkes bakan evladı mı, bunlar vatan evladı. Sen görmüyor musun, genç işsizlik nerelere varmış? 100 gençten 73 tanesi, ‘fırsatını bulursam yurt dışına gitmek isterim’ diyor; sen diyorsun ki ‘İstihdam odaklı bakma.’ Ne odaklı bakacak? Ne yapacak? Cebinde kafeye gitmeye parası yok. Cebinde bir arkadaşıyla gidip bir yerde çay içmeye parası yok. ‘İstihdam odaklı yaklaşmayalım…’ Ne odaklı yaklaşacağız? Gençlerin çıldırdığı kadar, sosyal medyada tepki gösterdikleri kadar var... Mustafa Varank'ın bu sözü, herhalde AK Parti'ye yakın düşünen az sayıda genç vardı, her ankette daha da azalıyor, artık onlar da AK Parti'den uzaklaşmıştır. ‘Siz işi düşünmeyin’ diyor. ‘Meslek seçerken, iş bulmak önemli değil.’ Herkesin arkasında Varank amcası, dayısı yok. Bizim çocukların; Türgev’den, Tügva'dan, Okçuluk Vakfı’ndan alınmış torpil listelerinde adı yok. Ondan işsiz kalıyorlar Sayın Varank. Ürettiğiniz, getirdiğiniz sistem; partinize oy verenleri de değil, sizinle aynı paralelde düşünenleri değil; bir avuç sarayın etrafındaki adamın torpil listelerindeki yağlı ballı seçilmişleri, en krema tabakayı temsil ediyorsunuz siz. AK Partili ailelerin çocukları işsizlikten eziliyor. Siz de diyorsunuz ki ‘işe girme diye bakmayın tercih ederken.’ Neye bakacak?"

TBMM Genel Kurulu’nun olağanüstü toplantısında 200 milletvekilinin olup olmayacağı yönündeki soruya Özel, şu yanıtı verdi:

“Biz açık ve vicdani bir çağrı yaptık. Bu çağrının karşılık bulacağını düşünüyoruz. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin atmış olduğu bu mesajla, Ankara'ya gelip Meclis’te bulunup salona girmeyerek sağlık çalışanlarının sorunları konuşulmasın tutumuna ve onların istediği kanun çıkmasın tutumuna, AK Parti Grubunun itiraz edeceğini bir aklı selime kavuşabileceğini ümit etmek istiyoruz. İYİ Parti, TİP olumlu yaklaştıklarını söylediler. Bağımsız milletvekilleri ayrı ayrı hep ifade ediyorlar. HDP katılırsa zaten herhangi bir sorun yok. 10-12 milletvekili yetiyor. Mahir Ünal diyor ya ‘Meclis’imizin gelenekleri’ falan, bu Meclis’in geleneklerinde böyle bir hinlik yok. Biz böyle bir şey yapmayacağız. Biz geleceğiz size bilgi vereceğiz dediğiniz kanunu görüşeceğiz. Araştırma önergesi varsa gündeme alacağız. Üzerinde konuşacağız."

HDP’nin kendilerine sorulmadığı için olağanüstü toplantıya katılmamalarının sorulması üzerine Özel, “Suruç için davet ettiğimizde, HDP grubu ‘siyasi nezaket yok’ dememişti. O yüzden bugün demelerini siyasi tutarlılık anlamında daha fazla bir şey demeyeyim. Benim muhalefeti eleştirmek muhalefete muhalefet etmek gibi bir yükümlülüğüm yok. HDP’nin ‘Suruç’ta’ görmediği bir eksiklik, CHP yapsın diyorsa, ana muhalefet yapsın diyorsa; süre var bizzat gidip yapmaya hazırım. Sağlık emekçileri yaşasın diye ben bunu da yapmaya hazırım" dedi.