Demirtaş: Bana Öcalan'ın yerine geçme teklifi yapıldı

Demirtaş: Bana Öcalan'ın yerine geçme teklifi yapıldı
Kobanê Davası'na SEGBİS ile bağlanan Selahattin Demirtaş, kendisine Öcalan'ın yerine geçmesi teklifi yapıldığını ve reddettiğini anlattı. Hakim duruşmada yargılanan siyasetçiler ile avukatlar arasında belge alış verişini yasakladı.

Artı Gerçek - Kobanê Davası’nın 19’uncu duruşmasının 7’nci oturumu, Sincan Cezaevi Kampüsü Duruşma Salonu’nda görüldü. Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tarafından görülen davanın duruşmasına, HDP’li milletvekilleri ve Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukatların yanı sıra tutuksuz yargılanan HDP eski MYK Üyesi Bircan Yorulmaz da katıldı.

Verilen öğle arasının ardından mahkeme başkanı, HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın kendisine tebliğ edilmesini talep ettiği söz konusu AİHM kararının tebliğine dair ilgili infaz kurumuna müzekkere yazıldığını belirtti. Mahkeme başkanı, ayrıca eski HDP MYK Üyesi Zeynep Karaman’ın talebi doğrultusunda kendisine verilmesi gereken belgelerin teslimine dair infaz kurumuna müzekkere yazılmasına da karar verdi.

SİYASETÇİLER VE AVUKATLAR ARASINDA BELGE YASAĞI

Mezopotamya Ajansı'nın haberine göre, mahkeme başkanı, duruşma sırasında siyasetçiler ile müdafi avukatlar arasında belge alışverişi yapılmasının yasaklanmasına dair de ara karar kurdu. Bu karara dair söz alan avukat Özgür Erol, “Bu karar savunmanın kısıtlanmasıdır. Avukatların müvekkillerine belge teslim etmesi bir tutanağa bağlı değildir. Avukatın müvekkiline vereceği bilgi ve belgelerin incelenmesi eğer kuvvetli bir şüphe mevcutsa infaz hakimliği kararı ile gerçekleşebilir. Siz bir yorumla avukatın müvekkili ile temasını sınırlandırmış oldunuz. Böylesi bir hukuk yaratma yetkiniz yoktur. Baştan sona hukuka aykırı bir uygulamadır. Adil yargılanma hakkının kısıtlanmasıdır. Müvekkillerimize evrak yetiştirmek için duruşmanın olmadığı 15 gün cezaevine gitmek zorunda bırakılamayız” dedi.

‘HUKUKİ YARDIM HAKKI İÇERİSİNDE EVRAK ALIŞERİŞİ DE VARDIR’

Avukat Kenan Maçoğlu, CMK’nın 149/3 maddesini hatırlatarak, “Bu duruşma salonunda müvekkilimizle görüşüyor olmamız, sizin bize bir lütfunuz değil. Hukuki yardımda bulunma hakkı içerisinde evrak alışverişi de vardır. Bu savunmaya ilişkin olmak zorunda da değildir. Kişisel bir işi için de olabilir. Belge ve bilgi hakkımızı engellerseniz, savunma yapmamızın bir anlamı kalmıyor” dedi.

AYLA AKAT ATA:SAVUNMA HAKKIM ENGELLENDİ

Konuya dair söz alan Ayla Akat Ata, “Aralıksız hafta içi dört gün yargılama yapıyorsunuz. Bize gelen belgeleri burada avukatımıza iletmemizden başka bir şansımız kalmıyor. Savunma hakkım engellendi. O belgeler bir buçuk aydır infaz hakimliğinin masasında duruyor. Kurum tarafından yanlış bir işlem yapıldı. Siz de yanlış bir cevap verdiniz ve o iddianame bana tebliğ edilmedi. Bir iddianameye el konuldu" diye tepki gösterdi.

DEMİRTAŞ: DİKTATÖRLÜKTE BİLE BÖYLE BİR ŞEY YOK

SEGBİS ile duruşmaya bağlanan Selahattin Demirtaş, dosyadaki ihlal ve usulsüzlük sayısının bini geçtiğini söyledi. Demirtaş, "Bu dava AİHS’in 18’nci maddesinin ihlalinin kesintisiz sürdüğü bir davadır" dedi. Demirtaş şöyle devam etti:

"Bir sanığın kendini en güvenli hissetmesi gereken yer hakim huzurudur. Bir devlet düzenindeki bütün hukuksuzlukların düzeleceği yerdir. Bizim ise en fazla tehdide uğradığımız yer hakim huzurudur. Teorik olarak avukatların müvekkilleri ile ayrı yerde oturması gibi bir usul de yoktur. Avukatların oturma düzeni ayrı yapılmış diye müvekkilleriyle konuşamaz. Diktatörlüklerde bile böyle bir şey yok. ‘Belge veriyorsunuz, beni ilgilendirmez. Rahat olun’ diyeceksiniz.”

‘AİHM KARARI UYGULANMAMIŞTIR’

Demirtaş, kendisine tebliğ edilen söz konusu AİHM kararının Fransızca olduğunu ve tercüme edilmeden dosyada yer aldığına dikkat çekerek, “Savcı neye dayanarak bu kararın bizi ilgilendirmediğine kanaat getirdi? ‘AİHM kararının yerine getirildiği’ diyor savcı. Tercümesi yapılmamış. Buna dayanarak kararı uygulamış olamazsınız. Yüksekdağ Türkiye AİHM kararı uygulanmamıştır. Yüksekdağ o cezaevinde elini kolunu sallayarak evine geri dönmeden ve hakkında açılmış bu minvaldeki davalar düşürülmeden, parlamenter hakları geri iade edilmeden asla karar yerine getirilmemiştir” dedi.

‘SAVCI ERDOĞAN’IN AVUKATI GİBİ DAVRANIYOR’

Demirtaş, “Erdoğan’ın idam sözleri Demirtaş için suça konu oldu!” haberi sonrası kamuoyuna yansıyan, duruşma savcısının kendisi hakkında bulunduğu suç duyurusuna da dikkat çekti. Suç duyurusunu “Kumpasın belgesi” olarak tanımlayan Demirtaş, şöyle konuştu:

“Bir duruşma savcısı duruşma salonunda suç duyurusunda bulunmaz mı? Benim geçen haftaya kadar haberim yoktu. Savcı hiç kimseye söylemeden antetli kağıt ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusu yapıyor. Sadece Cumhurbaşkanı ağzından çıkan cümleleri alıntılayıp, ‘AİHS 18’nci madde ihlali vardır’ dediğim için savcı devlet görevlisini korumayı kendisine görev edinmiş. Bariz bir şekilde Erdoğan’ın avukatı gibi davranmıştır. Kendisine soruyorum? Erdoğan, siyasi ideolojik olarak sizin genel başkanınız mıdır? Aranızda hukuki veya fiili bir iş birliği mi vardır? Karşınızda Türkiye’nin 3’üncü büyük partisinin yönetim kadrosu var. Savcı cübbesi giyip oradan bize parmak sallayamaz. Savcı böyle gizli kapaklı iş çeviremez. Bu durumu AİHM’e bildirdim ama aradan 16 ay geçmiş."

'HAKAN FİDAN GÖRÜŞMEK İSTEDİ'

HDP'nin basın bürosu tarafından hazırlanan haberde, “Bizi terörist katil gibi göstermeye çalışanlar, biz tarih önünde çoktan aklandık” diyen Demirtaş'ın, Çözüm Sürecinin devam ettiği ve heyetlerin İmralı'ya gidip geldiği dönemde MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın kendisiyle görüşmek istediğini, kendisinin ise kabul etmediğini söylediği yer aldı. Bunun üzerine konunun İmralı'da Öcalan'a iletilerek kendisi aleyhine tartışma yaratıldığını belirten Demirtaş, “Bizden geri adım ve teslimiyet beklemesinler. Bana Öcalan’ın yerine geçme teklifi yapıldı. Benden küçük bir Öcalan çıkarmaya çalıştılar. Biz biziz, Öcalan Öcalan’dır. Öcalan’ın Ortadoğu siyasetini etkileyecek gücü ve misyonu var. Biz de halkın siyasi temsilcileri olarak parlamentoda çözüm aktörüyüz" dedi. Haberde Demirtaş'ın şu sözleri yer aldı:

'CELAL BEYİ GÖNDERDİK, ERDOĞAN AĞZA ALINMAYACAK KÜFÜRLER ETMİŞ'

“7 Haziran seçimleri sonrası, ‘HDP koalisyon kurmayı kabul etseydi bunlar başımıza gelmezdi’, ‘Seni başkan yaptırmayacağız’ demeseydi bunlar başımıza gelmezdi’ deniyor. 3 Nisan 2015’te Erdoğan, ‘Dolmabahçe Mutabakatı’nı kabul etmiyorum’ açıklaması yapıyor. Ben hala ‘seni başkan yaptırmayacağız dememişim. Ne demek çözüm süreci bitti, ne demek tanımıyorum, anlaşmazlık ne? Dolmabahçe koltuk düzenine kadar Erdoğan’ın bilgisine sunuldu. Biz de dedik ki kabul etmiyoruz, bitmez. Çözüm Sürecinin devam etmesi için 12 defa gitmişiz, görüşmeyi kabul etmemiş. Yurtdışına çıkarken, ‘Kürt sorununu buzdolabına kaldırdık’ dedi. 7 Haziran seçimleri bitti. Davutoğlu partimizi ziyarete geldi. Koalisyona hazır olduğumuzu söyledik. Aksi halde kurulacak bir azınlık hükümetine de dışardan da destek verebileceğimizi, güven oyu verebileceğimizi söyledik. "CHP ile kurun destek verelim" dedik. Çözüm Sürecinin devamı için ise yine o günlerde Erdoğan’la geçmişten gelen dostlukları olduğu için Celal Doğan’ı bizzat Saray’a görüşmeye gönderdik. ‘Seçim bitti, seçim sürecinde olan oldu, söylenen söylendi bunları unutalım, parlamento oluştu, yeniden süreci başlatalım, yeni anayasa ise beraber yapalım’ dedik. Celal Bey geri döndü ve Meclis’teki odamda oturduk. Doğan, Tayyip Erdoğan’ın ne çözümü ne süreci deyip kendisine (Demirtaş’a) ağza alınmayacak hakaret ve küfürlerde bulunduğunu söyledi. Yani mesele bu denli olmasına rağmen kişiselleştirmedik. Dolayısıyla kimse bize maval okumasın. Birileri bizi değerlendirirken ağzını defalarca yıkayıp öyle konuşsun. Bu yargıladığınız MYK o dönemin yüz akıdır. Bizi tehdit etmek kimsenin haddine değil. Buradaki insanlar onurlarını bu şekilde korudular. Hepsiyle gurur duyuyorum. Bunu da herkes bilsin. Biz hiç kimseye boyun eğmedik, eğmeyeceğiz."

'HEYETİMİZ YEMEĞE BAŞLAMADAN ÖCALAN KAŞIĞINI KALDIRMAZDI'

"Biz İmralı’ya gittiğimizde yemek gelirdi. Heyetimiz yemeğe başlamadan Öcalan kaşığını kaldırmazdı. ‘Sizler seçilmiş insanlarsınız, önerilerimi sunuyorum’ derdi. ‘Uygun görürseniz’ derdi. PKK Türkiye hukukuna göre terör örgütüdür fakat halkın iradesine ve seçilmişlerine Kandil’de ve İmralı’da gördüğümüz saygıyı biz hiçbir yerde görmüyoruz. Siz de tanık Merdan Rüştü Ovalıoğlu’nun ‘Demirtaş talimat aldı’ sözlerini önümüze koyuyorsunuz. Örgütten de talimat almadık, almayız. Devletten de almadık, almayız. Bizim amirimiz halktır. Bu saçma sapan dosyaya dair mahkemeniz hiç değilse geri kalan arkadaşlarımızla tahliye değerlendirmesi yapsın.”

'SENİ BAŞKAN YAPTIRMAYACAĞIZ DEMESEYDİ...' YORUMLARINA YANIT

7 Haziran seçimleri sonrası, ‘HDP koalisyon kurmayı kabul etseydi bunlar başımıza gelmezdi’, ‘Seni başkan yaptırmayacağız’ demeseydi bunlar başımıza gelmezdi’ şeklinde yapılan yorumlara değinen Demirtaş, şöyle devam etti:

"3 Nisan 2015’te Erdoğan, ‘Dolmabahçe Mutabakatı’nı kabul etmiyorum’ açıklaması yapıyor. Ben hala ‘seni başkan yaptırmayacağız dememişim. Ne demek çözüm süreci bitti? Ne demek tanımıyorum? Anlaşmazlık ne? Dolmabahçe koltuk düzenine kadar Erdoğan’ın bilgisine sunuldu. Biz de dedik ki kabul etmiyoruz, bitmez. 12 defa gitmişiz, görüşmeyi kabul etmemiş. Yurtdışına çıkarken, ‘Kürt sorununu buzdolabına kaldırdık’ dedi. 7 Haziran seçimleri bitti. Davutoğlu partimizi ziyaretine geldi. Koalisyona hazır olduğumuzu söyledik."

Öne Çıkanlar