Diyarbakırlılar: Ekonomik krizin tek sebebi savaşlardır, halk konuşmadıkça işler kötüye gidiyor

Diyarbakırlılar: Ekonomik krizin tek sebebi savaşlardır, halk konuşmadıkça işler kötüye gidiyor
Yayınlanma:
A+ A-
Diyarbakırlı yurttaşlar, krizin temel nedeninin savaş politikaları olduğunu vurgulayarak, 'Barışı istedikçe bizi yok etmeye çalışıyorlar. Bu ekonomik krizin tek sebebi savaşlardır' dedi.

Akaryakıt, doğalgaz ve elektriğin yanı sıra şeker, et ve un gibi temel ihtiyaç fiyatlarına son aylardan birden fazla zam yapıldı. Diyarbakır’ın tarihi Sur ilçesindeki yurttaşlar, üst üste gelen zamlar ve ekonomik krizin dair konuştu. Emekli Mehemet Daştan, "Ülkenin geliri insanlara, çalışanlara ve üretenlere değil, 5'li çeteye gidiyor" diyerek tepki gösterirken İlyas Gürsoy’da "Bu ekonomik krizin tek sebebi savaşlardır. Halk konuşmadıkça işler daha da kötüye gidiyor" şeklinde konuştu. "Savaşın olduğu yerde insanın refah düzeyinin yükseleceği düşünülmemelidir" diyen Hüseyin Korkutay ise, "Savaşın getirdiği 3 ordu var. Ölüler, hırsızlar ve yas tutanlar ordusu. Şu anda hırsızlar ordusu dönemini yaşıyoruz. Savaş başladıktan sonra ölüler ve yas tutanlar dönemini yaşayacağız" dedi.

 ‘ÜLKENİN GELİRİ 5’Lİ ÇETEYE GİDİYOR’

Aldığı emekli maaşıyla geçinmeye çalıştığını ifade eden Mehmet Daşdan, "Kimsenin faturayı dahi ödeme gücü kalmadı" dedi. Sadece eşiyle birlikte yaşamasına rağmen zor geçindiğini aktaran Daşdan, "Ülkenin geliri insanlara, çalışanlara ve üretenlere değil, 5'li çeteye gidiyor. Asgari ücret alan memurlar eziliyor, hor görülüyor ve her zam dar gelirli kişilerin üstüne yıkılıyor. Zamların üst düzey insanlara, siyasetçi ve 5'li çeteye zararı yok" diye belirtti.

‘HÜKÜMET, ŞATAFATI SEVEN KİŞİLERDİR’

"Bu zamlar sonrası maddi durumu iyi olmayan insanlar çocuklarına bir lokma ekmek bile götüremez duruma geldi" diyen Daşdan, şunları söyledi: "Hükümet, şatafatı seven kişilerdir. Kayyım buradan geçtiğinde yaklaşık 10-20 tane özel araçlı korumalarıyla birlikte geçiyor. Sen gerçekten bu halkın içinden çıkmışsan ve bu halkın muhatabıysan, 20 tane koruma ve araçlarla niye geziniyorsun? Kendine güvenip de bu halkın içinde rahatça gezemiyorsan, o koltukta ne işin var? Ki bu koltuk zaten sana verilmedi, sen o koltuğu işgal ettin. Bu sorunların hepsi Kürt sorunu ile ilgilidir. Ülkedeki savaşlar biterse, her şey normale döner. Bir uçağın kalkışı inişi trilyonlara mal oluyor. Hükümet, Rusya ve Ukrayna’yı bir kenara bırakıp ilk önce halkını ve ülkeyi barış içinde yaşatmalı."

‘HALK SOKAKLARA AKIN EDİP AYAKLANMALI’

 Yaşanan sorunların sebebinin sistem olduğunu ve sorunların çözümü için "sistem değişiminin" şart olduğunu ifade eden İlyas Gürsoy, özellikle bölge kentlerinde insanların yüzde 90’ının işsiz olduğuna işaret etti. Gürsoy, "Bu zihniyetin derhal değişmesi lazım. Halk ayaklanması olmadığı sürece, bu zulüm böyle devam edecektir. Halk sokaklara akın edip ayaklanmalı. Burada yaşayan insanlar olarak hiç kimseye karşı değiliz. Sadece insanlık istiyoruz. Barışı istedikçe bizi yok etmeye çalışıyorlar. Bu ekonomik krizin tek sebebi savaşlardır. Halk konuşmadıkça işler daha da kötüye gidiyor" şeklinde konuştu.

 'KAŞIKLA VERİP KEPÇEYLE ALIYOR'

 Zamları "zulüm" olarak nitelendiren Hüseyin Ölçek, "Bu halkı ayaklanmaya, isyan çıkartmaya teşvik ediyorlar. Kendi evine et götürmeyen insanlar var. Eti geçtim bir lokma ekmek bile götüremeyen insanlar var. Onlar Saray'da keyif sürerken millet çöplüklerde kendine bir lokma ekmek arıyor" diye konuştu. "Her yıl ‘Kürt kardeşlerimin arkasındayım’ diyorlar. Fakat Urfa’yı geçtikten sonra kardeşlik lafını bitiriyorlar" diyen Ölçek, ekonomik kriz ver Kürt sorununda izlenen savaş politikalarının birbirleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.

 4 çocuğu olan ve günlük işlerde çalışan Ali Karahan, "Asgari ücret 4 bin 250 TL'ye çıkarıldı. Ancak gelen zamlar halkın yaşadığı sevinci kursağında bıraktı. Asgari ücrete yapılan zammın hemen ertesi günü elektrik, doğalgaza zam geldi. Şimdi tekrardan doğalgaza yüzde 35 zam yapıldı. Bu saatten sonra hiçbir şeye zam gelmese bile yakıta gelen zam yeterdir" dedi. Hükümetin kaşıkla verip, kepçeyle aldığını söyleyen Karahan, "Türkiye'deki işsizlik hiçbir yerde yok. Türkiye’nin en büyük sorunu Kürt sorunu ve işsizliktir. Bir şeyleri düzeltmek gerekiyor. Bu yaşıma geldim, böyle bir durum görmedim. İnsanlar alışverişe çıkamıyor. Her gün farklı bir şeye zam geliyor" dedi.

‘ÇÖZÜM’ DEDİKLERİ KAOS VE KRİZDİR’

"Savaşın olduğu yerde insanın refah düzeyinin yükseleceği düşünülmemelidir" diyen Hüseyin Korkutay, sözlerini şöyle sürdürdü: "Savaşın getirdiği 3 ordu var. Ölüler, hırsızlar ve yas tutanlar ordusu. Şu anda hırsızlar ordusu dönemini yaşıyoruz. Savaş başladıktan sonra ölüler ve yas tutanlar dönemini yaşayacağız." Korkutay, geçmiş dönemlerde ülke yönetimine gelen kişilerin uygulamalarını anımsatarak, "Tansu Çiler geldi ‘Bask Modeli’ dedi, Süleyman Demirel geldi ‘Kürt realitesini tanıyoruz’ dedi, Mesut Yılmaz ‘AB’nin yolu Diyarbakır’dan geçer’ dedi. Bunlar (AKP) geldi, ‘Kürt sorununu tanıyoruz, benim sorunum, ben çözeceğim’ dediler. Nerede çözüm? ‘Çözüm’ dedikleri kaos ve krizdir. Kapitalizmin tek amacı savaştan rant elde etmektir. Dağları bombalıyorlar. Ülkenin tapusunu aldılar. Bunlardan öncekiler de iyi değildi ama biraz da olsa korkuyorlardı. Şimdikiler hırsızlığı meşrulaştırdı. Artık adalet, güven, eşitlik yok" ifadelerini kullandı.

‘BELEDİYELERE KAYYIM ATANDI, İNSANLAR KHK’LER İLE İHRAÇ EDİLDİ’

Yaşananlardan muhalefeti de "korkaklık ve kendi yararını düşünmekle" sözleriyle sorumlu tutan Korkutay, "O zaman ‘Uluslararası Para Fonu’na (IMF) borç para vereceğiz’ dediler. Ülkenin ekonomisi yükseldi, rantçılar devre dışı kaldı. Suyu berrak olan bir havuza bir TL atsanız bile o gözükür. Ama bulanık bir havuza ne atarsanız gözükmez. Bunlar bulanık havayı seviyorlar. İnsanların kanını emiyorlar. Belediyelere kayyım atandı, insanlar KHK’ler ile ihraç edildi. HDP ve Kürt halkının başına gelenlerin binde biri AKP’nin başına gelseydi şu an AKP diye bir şey kalmazdı. Kürt halkı buna rağmen ayaktadır. Yönetimden çok sistemin değişmesi gerekir. Kapitalist sistem bu şekilde işliyor. Her şeyi meşrulaştırdılar, kötülüğü bile meşrulaştırdılar. İyilik adına bir şey söyleyemiyorlar. İnsanların işsiz bırakıp 3 kuruşa muhtaç ettiler. İnsanlar bu kadar haksızlığı hak etmiyor" diye konuştu.(MA)