Erdoğan'ın affı tartışma yarattı: ‘Mahpuslar arasında siyasi ayrım yapıyor'

Erdoğan'ın affı tartışma yarattı: ‘Mahpuslar arasında siyasi ayrım yapıyor'
Yayınlanma:
A+ A-
Cumhurbaşkanı'nın iki hasta tutukluyu 'affetmesi' tartışmaları beraberinde getirdi. Hukukçu, insan hakları örgütleri ve hasta tutuklu yakınlarına göre, 'cezaevinde kalamaz' raporu verilmesine rağmen pek çok hasta mahpusun tahliye edilmemesi ayrımcılık.

Seda TAŞKIN


Artı Gerçek - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Resmi Gazete’de yayımlanan kararla, “sürekli hastalık” raporu” verilen iki hükümlünün cezalarını affetti.

Erdoğan'ın yetkisini kullanarak bu iki hükümlüyü affetmesi, cezaevinde kalamayacağı doktor raporu ile belgelenen Aysel Tuğluk başta olmak üzere tahliyesi söz konusu pek çok hasta tutuklu ve hükümlünün durumunu gündemde getirdi.

İHD: 67 MAHPUS HAYATINI KAYBETTİ

İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) Nisan ayında yayınladığı son raporuna göre, Türkiye cezaevlerinde 651'i ağır olmak üzere 1517 hasta mahpus var. Yılbaşından, raporun yayınladığı döneme kadar 30'u hastalıkları nedeniyle olmak üzere 67 mahpus hayatını kaybetti. Resmi güncel rakamlar ise bilinmiyor.

Raporda açıklanan verileri hatırlatan İHD Cezaevleri Komisyon üyesi Nuray Çevirmen, onlarca hasta tutuklunun 'cezaevinde kalamaz' raporlarına rağmen tahliye edilmemesinin yaşam hakkı ihlali olduğunu söyledi. Ağır hasta tutuklulara ilişkin sürekli başvuru yaptıklarını ancak Adli Tıp Kurumu tarafından 'cezaevinde kalabilir raporu' düzenlendiğini belirten Çevirmen “hasta mahpuslar bu nedenle yaşamlarını kaybediyorlar” dedi. Gözlem Kurulu kararlarıyla hapiste tutulan hasta mahpusların olduğunu da söyleyen Çevirmen, bir hasta mahpusun tahliyesi 6 ay ertelendiği için hapishanede yaşamını yitirdiğini belirtti.

Defalarca hasta tutukluların tahliye edilmesine yönelik çağrı yaptıklarını söyleyen Çevirmen, bu çağrılarının karşılık bulmadığını ve cezaevinde ölümlerin devam ettiğini söyledi. ve şunları söyledi:

Terörle Mücadele Kanunu (TMK) kapsamında tutuklanan hastaların neredeyse hiçbiri tahliye edilmediğini belirten Çevirmen şunları söyledi:

“En son pandemi sürecinde 65 yaş üstü tutukluların infaz düzenlemesiyle birlikte serbest bırakılacağı söylenmişti ancak TMK kapsamında tutularak serbest bırakılmadı. Ve maalesef 2022 yılında 80 yaş üzeri 3 mahpus yaşamını yitirdi. 2022 yılından bu yana yaşanan ölüm oranı çok fazla. Bu nedenle bizim pek çok talebimiz var ama özellikle hasta mahpusların ayrımcılığa maruz kalmadan acilen tahliye edilmesi gerekiyor. Cumhurbaşkanı sağlık sebebiyle mahpuslara af yetkisi düzenleyen genelgesi değiştirilmeli, ağır hasta mahpuslarla ilgili yetkisini ayrımsız gözetmeksizin kullanmalıdır.”

nuray-cevirmen.jpeg

‘GERİ DÖNÜLEMEZ BİR NOKTAYA GELDİK’

Adli Tıp Kurumu’nun tek karar verici merci olmaktan çıkarılması gerektiğini vurgulayan Çevirmen bunun gerekçesini de şöyle açıkladı:

“Çünkü Adli Tıp Kurumu’nun siyasi saiklerle karar verdiği açıktır. Üniversite ve tam teşekküllü hastanelerin karar vermesi gerekiyor. Ağır hasta mahpuslar cezaevinde tutulamaz. Acilen ağır tecrit koşullarına son verilmesi gerekiyor. Artık öyle bir düzeye geldik ki geri dönülemez bir noktadayız. Ölümün sınırına gelmeden tahliye edilmesi gerekiyor”

‘SADECE İKİ MAHPUSUN TAHLİYE EDİLMESİ EŞİTLİK İLKESİNE AYKIRI’

Artı Gerçek’e konuşan Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Ankara Şube Hapishane Komisyonu Sözcüsü Çiğdem Kozan da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın af yetkisini hangi hususlara dikkat ederek aldığını sordu. Türkiye cezaevlerinde yaşanan şartlı tahliye ve hasta tutukluların durumunun son süreçte kritik bir noktaya evrildiğini söyleyen sadece iki mahpusun affedilmesinin 'eşitlik ilkesine' aykırı olduğunu belirtti:

“Birçok mahpus yaşamını tek başına idame ettirmeyecek şekilde hapishane koşullarında kalmaya zorlanırken, yalnızca iki mahpusun affedilmesi hukuken eşitlik ilkesine aykırıdır. Yasalar önünde herkes eşittir. Bu eşitlik ilkesinin gereği olduğu gibi, buna riayet edilmemesi de ayrımcılık yasağı ihlalini oluşturur. Eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağı; Anayasa'nın 10'uncu maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 14’üncü maddesinde düzenlenmiş ve her bireyin temel haklarındandır. Ancak sağlık durumları nedeni ile hapishanede kalması mümkün olmayan birçok siyasi tutsak hukuk dışı şekilde hapishanelerde tutuluyor.”

igdem-kozan.jpeg

‘ADLİ TIP KURUMU SİYASİ KONJOKTÜRE GÖRE KARAR VERİYOR’

Kozan, Adli Tıp Kurulu'nun verdiği raporlara da dikkat çekti. Çok ciddi rahatsızlığı olanlara dahi 'cezaevinde kalabilir raporu' düzenlendiğini, bunun da ölümlere yol açtığını belirtti ve şu örnekleri verdi:

“Kişiler ya hapishanelerde hayatını kaybediyor ya da yaşamının son birkaç ayında tahliye ediliyor ve yine yaşamını yitiriyor. Örneğin Mehmet Emin Özkan’ın yürümekte dahi zorlanan görüntüleri basına yansıdı ve birçok rahatsızlığı var, kişisel ihtiyaçlarını dahi gideremiyor, hapishanede kalması mümkün değil ama tahliye edilmiyor. Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi hapishanede kalmasının mümkün olmadığını söylüyor ancak yargılandığı mahkeme tahliye etmiyor. Ya da Aysel Tuğluk, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi cezaevinde kalamaz dedi ama Adli Tıp Kurumu kalabilir diyor. Çünkü Adli Tıp Kurumu tıp bilimi ve etiğine göre değil, siyasi konjonktüre göre karar veriyor”

'CUMHURBAŞKANI MAHPUSLAR ARASINDA SİYASİ AYRIM YAPIYOR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vermiş olduğu kararla hasta tutuklular arası ayrım yapan bir tavır sergilediğini söyleyen Kozan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hapishanelerde çok ciddi rahatsızlığı olan mahpus var iken, Cumhurbaşkanı verdiği karar ile aslında mahpusları siyasi fikirlerine göre ayırdığını ortaya koymuştur. Adli, siyasi mahpus ayrımı yasalar hazırlanırken sürekli yapılıyordu ancak Cumhurbaşkanı kararı ile bir de siyasi mahpuslar arasında ayrım yapıldığını gördük. FETÖ suçlaması ile hapishanede kalan bir kişi affediliyor ancak örneğin bir Kürt Kadın siyasetçi Aysel Tuğluk tahliye edilmiyor. Yani siyasi düşünceye göre yine Kürtler ayrımcılık içinde ayrımcılığa uğruyor. Adli siyasi ayrımına uğrarken bir de siyasi mahpuslar içinde ikinci ayrımı yaşıyorlar. PKK’li mahpuslar hasta da olsa tahliye edilmiyor aksine hapishanede yaşamlarını yitirmeleri dahi önemsenmiyor, oysa yaşam hakkı en temel insan hakkıdır. Kişiler arasında herhangi bir ayrım gözetilmeksizin hasta mahpusların tahliye edilmesi ve insan onuruna yakışır şekilde tedavi edilebilmelerinin önü açılmalı.”

'ERDOĞAN'IN AFFI DİĞER HASTA MAHPUSLAR İÇİN DE UYGULANMALI'

Artı Gerçek'e konuşan Ceza İnfaz Sistemi'nde Sivil Toplum Derneği (CİSST) Koordinatörü Berivan Korkut da Erdoğan tarafından affedilen hasta tutuklu iki kişinin tahliye edilmesini olumlu bulduklarını ancak aynı durumun diğer hasta tutuklular için de uygulanması gerektiğinin altını çizdi. Affın bir kişiye verilmesinin ve Cumhurbaşkanının bu hakkı sınırlı kullanmasının hasta tutuklular arasında ayrımcılığa neden olduğunu söyleyen Korkut, sözlerine şöyle devam etti:

“Tahliye edilen kişilerin sağlık durumunu bilmediğimiz için yorum yapmayı doğru bulmuyoruz. Ancak sivil toplum örgütlerinin hasta tutuklulara yönelik uzun süredir talepleri var ve bu talepler yerine getirilerek, bütün hasta tutukların sağlığa erişim hakkı önündeki engellerin kaldırılabilir. Bu iki hasta tutuklunun serbest bırakılması olumlu olsa da diğer hasta tutuklular için ayrım yaşandığını düşünüyoruz. Uzun süredir sivil toplum örgütleri ile 85 yaşında cezaevinde bulunan Mehmet Emin Özkan’ın durumunu değerlendiriyoruz. Bu kişi uzun süredir sağlık sorunu yaşıyor, hastaneye kaldırılıyor ama cumhurbaşkanının affından yararlanamıyor. Bu gerçekten sorunlu bir durum. Bu nedenle eğer hasta tutuklular için bir şey yapılacaksa önce hepsinin tahliye edilmesi ve uygun koşullarda tedavi görmelerini talep ediyoruz” dedi.

berivan-korkut.jpeg

‘BABAMIN NE SESİ ÇIKIYORDU NE DE HAFIZASI YERİNDEYDİ’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iki hasta tutukluyu tahliye etmesi sonrasında cezaevinde bulunan diğer hasta tutukluları da benzer bir yaklaşım bekliyor.

27 yıldır cezaevinde bulunan ve 85 yaşında ağır hastalıkları bulunan Mehmet Emin Özkan’ın kızı Selma Özkan, babasının yatağa bağlı yaşamak zorunda kaldığını belirterek, “Geçen hafta Salı babamı görmeye gittim. Ancak ne sesi çıkıyordu babamın ne de hafızası yerindeydi. Zaten yatağa bağlı yaşıyor, yürümesi gerektiğinde tekerlekli sandalye kullanıyor” dedi.

‘BABAM KÜRT OLDUĞU İÇİN AYRIMCILIĞA MARUZ KALIYOR’

Babasının bir suç işlemediğini, Kürt olduğu için ayrımcılığa maruz kaldığını söyleyen Özkan, “Cumhurbaşkanı neden hasta tutuklular arasında ayrım yapıyor. Eğer onu bırakırsak dava boşa düşer diye onu bırakmıyorlar. Ancak adalet varsa fark olmamalı, herkes için adalet olmalı” dedi.

selma-ozkan.jpeg

Babası gibi yüzlerce hasta tutuklunun olduğunu ve tüm hasta tutukluların serbest bırakılması gerektiğini söyleyen Özkan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Cumhurbaşkanı neden bazı hastaları bırakıp neden bazılarını bırakmıyor. Vekiller gündeme getiriyor ama işe yaramıyor. Son birkaç ayda kaç kişi öldü cezaevinde. Adalet Bakanlığı yasa mı çıkarıyor, acil durumdakilere öncelik mi verecek bilmiyorum. Ama yapacaklarsa geç olmadan bir şeyler yapsınlar. İnsanlar cezaevinde ölmesin. Babama ölmeden kavuşmak istiyoruz. Artık sesimiz duyulsun.”