Hukukçular Kobanê kararını değerlendirdi: 'Hukuka aykırı, davanın siyasi olduğu tescillenmiştir'

Hukukçular Kobanê kararını değerlendirdi: 'Hukuka aykırı, davanın siyasi olduğu tescillenmiştir'
Kobanê Davası'nda verilen hükümleri Artı Gerçek'e değerlendiren hukukçular kararların hukuka aykırı olduğunu vurguladı ve bu kararlarla davanın siyasi olduğunun tescillendiğini söyledi.

Ezgi Yıldız - Müzeyyen YÜCE


İSTANBUL - Kobanê Davası'ndan eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda Kürt siyasetçilere hapis cezaları verildi. Verilen hükümleri Artı Gerçek'e değerlendiren hukukçular, kararların hukuki olmadığını ve siyasi saiklerle alındığın vurguladı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Yargıcı Rıza Türmen, verilen hükümlerin tamamen siyasi anlayış ürünü olduğunu ifade ederek, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) ihlal kararlarına karşın verilen bu kararlar zaten davanın siyasi olduğunu tescillemiştir. Bu dava baştan sona adil yargılanma hakkına aykırı olarak işletildi ve kararlar da buna paralel verildi. Çünkü sanıklar hakkında yöneltilen suçlamalar ile iddianamedeki deliller arasında hiçbir bağ kurulamaz. Bu kararlar tam anlamıyla bir hukuk garabetidir. Yargı siyasi iktidarın sopası haline gelmiştir. Bugünkü ülke konjonktüründe verilen bu cezalar bizi şaşırttı mı ? Elbette hayır. Çünkü Türkiye’deki cezaevleri siyasi kararlarla mahkum olmuş siyasilerle dolu” diye konuştu.

‘KÜRT SORUNUNUN BARIŞÇIL YOLLARLA ÇÖZÜMÜNE KARŞI BİR DARBE’

Türmen, mahkeme tarafından verilen yüksek miktardaki cezaların Kürt sorununun barışçıl yollarla çözülmesine karşı bir darbe niteliği taşıdığına da dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın normalleşme mesajlarına işaret ederek dava sonucuna vurgu yapan Türmen, “Bu cezalar Kürtlerin normalleşmenin dışında kaldığını da gösteriyor. Ancak süreç devam edecektir. İtirazlar yapılacaktır” dedi.

turmen.jpg
Rıza Türmen

‘ÖZELLİKLE DEMİRTAŞ’A DÖNÜK BİR AYRIMCILIK VAR’

Diyarbakır Barosu Başkanı Avukat Nahit Eren verilen kararları ‘yumuşama’ söylemlerinin arttığı son dönemlerde bir şaşkınlık yarattığını belirtti. Verilen cezalarda özellikle Demirtaş’a yönelik bir ayrımcılığın olduğuna dikkat çekerek konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu dosyada hukuki olarak TCK 302’nci maddesinden (Devletin birliğini ve ülkenin bütünlüğünü bozma suçlaması) ceza verilemeyeceğini ve dosyada bu suçlamadan cezalandırmayı gerektirecek bir delil olmadığını söylemiştik. Hukuken zaten kabul edilebilir cezalar değildi. Fakat özellikle son günlerde siyasette normalleşme ve yumuşama söylemlerinin olduğu bir ortamda bugün verilen bu cezalar bir şaşkınlık yaratmadı değil. Ülke siyaseti açısından önümüzdeki dönem açısından kaygı verici. 302’den bugüne kadar tanık olmadığımız bir değerlendirmeyle cezalar verildi. Özellikle Sayın Selahattin Demirtaş’a dönük bir ayrımcılık olduğunu da söylemek gerekiyor. Kendisi üst hadden cezalar verildi. Bu cezalarla da sınırlı kalınmayıp diğer dosyaları da devreye sokarak cezalandırmaya konu ettiler.”

187024.jpg
Diyarbakır Barosu Başkanı Avukat Nahit Eren

‘YUMUŞAMA DÖNEMİ OYUNU BAŞLAMADAN BİTTİ’

Avukat Figen Çalıkuşu son dönemlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde "Siyasetin yumuşama sürecini başlatalım" sözlerini hatırlatarak kararı değerlendirdi. Bu söylemin ilk günden ikna edici bulmadığını ifade eden Çalıkuşu şunları söyledi:

“Yumuşama dönemi’ oyunu başlamadan bitmiş oldu. Türkiye açısından bir fırsattı, önemli bir virajı dönebilirdik. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin HDP’li vekiller hakkında verdiği kararların yanında Selahattin Demirtaş için ayrıca bir karar var. AİHM 18’inci maddeden verdiği kararla ‘siyasi amaçlarla bu tutuklamaları yaptınız’ dedi. Bir irade var ki Türkiye’nin hukuk devleti olmasını istemeyen bir irade. Bazı beraat kararlarını mağduriyetleri göz önünde bulundurarak verdiklerini varsayarsak bazılarının da insanın aklına durdukları konumla ilgili olduğunu düşünmemek elde değildir. AYM ve AİHM kararlarını dikkate almayanlar terfii etti bunu görüyoruz.”

1683903552182-basliksiz-1.jpg
Avukat Figen Çalıkuşu

‘KANITLARIN İÇİNDE BİR TABANCA BİLE YOK’

Çağdaş Hukukçular Derneği’nden Avukat Ergin Cinmen kararların ülke genelinde bir gerginlik yaratacağını ifade etti. Cinmen, ceza verilen kişilerin dosyada suçlamaya delil olarak herhangi bir silahın dahi olmadığına dikkat çekerek değerlendirmesini şöyle yaptı:

“Verilen kararlar Türkiye’yi daha çok nasıl gerginliğe iteriz? Sorusunun yanıtını veriyor. Laflar, sözler nedeniyle insanlar hapse mahkûm ediliyor. İnsan ayırt etmek istemiyorum fakat Ahmet Türk gibi bu ülkenin vicdanı olan birini 10 yıl hapse çarptırmak… Çok üzgünüm. Kararların hukuka aykırılığı açıktır. Uygar hukuk çevresinde kabulü olamaz. Çünkü kanıtların içinde bir tane tabanca bile yok. Mahkûmiyet kararı verilen silaha şiddete bulaşmamış insanlara bu cezaları reva gören bir sistemin içindeyiz.”

Beraat kararlarına ilişkin de değerlendirme yapan Cinmen “Siyasi görüşlerini HDP’nin dışına koymuş insanlar. Ama iddia konusu olan olaylar sırasında HDP’nin bünyesinde olan insanlarla aralarında ayıklama yapılmışsa onu da ayrı bir hukuksuzluk olarak değerlendirebiliriz” dedi.

cinmen.jpg
Ergin Cinmen

‘BU KARARLAR SİYASETİN GÜDÜMÜNDE HAREKET EDEN YARGI TARAFINDAN VERİLMİŞTİR’

DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu da kararın siyasi saiklerle verildiği görüşünde. “Bugün ülkede astığım astık, kestiğim kestik yetkisine sahip olan makam kısıtlı bir biçimde Erdoğan’dır. Bu gücü Devlet Bahçeli ile birlikte kullanmaktadır” diyen Yeneroğlu, şu ifadelere yer verdi:

“Daha birkaç gün önce Osman Kavala hakkında verilen yeniden yargılamaya ret kararı nasıl hukuksal bir karar değilse bugün de verilen kararlarda hukuktan bahsetmek mümkün değil. İddianamede 6-8 Ekim olaylarıyla ilgili Demirtaş için yer alan ‘sokağa çağrıda bulunmak’ suçlaması kesinlikle hukuksuz bir eylem değildir. HDP’nin o dönemdeki açıklamasının sonraki şiddet olayları ile illiyet bağı yoktur. Mahkemenin de bunu ispat etmesi mümkün olmamıştır. Mahkeme AİHM kararına aykırı bir karar vermiştir. Bu kararların hiçbirini hukukun üstünlüğü gözetilerek verilmiş olan kararlar olarak değerlendiremeyiz. Bu kararların hepsi siyasetin güdümünde hareket eden yargı tarafından verilmiştir.”

‘DAVA SİYASİYDİ HESAP GÖRÜLMÜŞ OLDU’

Avukat Kemal Aytaç ağır cezaların verildiğini ifade ederek ‘siyasi bir dava’ değerlendirmesinde bulundu. Aytaç, verilen cezaları hukukla açıklamanın mümkün olmadığını şu sözlerle ifade etti:

“İddianamenin karara yansıması gibiydi. Zaten siyasi bir davaydı. Bu hesap görülmüş oldu. Herhangi bir yumuşama yok. Bu cezalar siyasi yasağı kendiliğinden getirmiş oldular. Cezalar kesinleşirse bu insanlar bir daha siyaset yapamaz hale getirilecek. Tamamen hukuk sistemini yerle bir eden siyasi amaçlarla verilmiş kararlar. Bu cezaları hukukla açıklamak mümkün değil. Selahattin Demirtaş gibi bir siyasetçiye böyle cezalar vermek akıl alır gibi değil”

aytac.jpg
Avukat Kemal Aytaç

‘BU ÜLKEDE PARALEL DEVLET YAPILANMASININ AHASI VAR’

Yeneroğlu, yargı içerisinde devletçilik adına artık Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yarışan bir güruhun da oluştuğuna dikkat çekerek, “Bu durum MHP’nin yargı içerisinde örgütlenmesiyle ortaya çıktı. Bugün ülkede paralel devlet yapılanmasının en alası söz konusu. Bugün yargının verdiği karar da AİHM kararlarını gözardı etmekte. Hukuku ayaklar altında almakta ve ülkenin hukuk devletine hizmet etmemektedir” şeklinde konuştu.

3965-480x270.jpg
Mustafa Yeneroğlu

‘TÜRKİYE KORKUNÇ BİR OTORİTERLEŞME EVRESİNE GİRDİ’

Ahmet Türk hakkında verilen 10 yıl ceza hakkında da konuşan Yeneroğlu, “Yargı süreci devam edecek. Ancak İçişleri Bakanlığı bu karar üzerine hukuksuzluk yaparak Türk’ü görevden mi alacak yoksa kararın kesinleşmesini mi bekleyecek. Bekleyip göreceğiz. Son konjonktürde ben Sinan Ateş cinayetinden Kobane kararlarına kader olan siyasi olayları ve davaları birbirinden bağımsız değerlendirmiyorum. Bunların hepsi birbiri ile yakından ilgilidir. Bugün ülke gerçekten korkunç bir otoriterleşme evresine doğru gidiyor. Artık Erdoğan yargıyı dahi kontrol edemeyecek noktaya geldi. Pazarlıklar yapmak zorunda kalıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Öne Çıkanlar