'İktidar kendi çıkarları için savaş başlatıyor'

'İktidar kendi çıkarları için savaş başlatıyor'
Yayınlanma:
A+ A-
Olası Suriye operasyonuna karşı 308 aydın barış çağrısı yaptı. Aydınlar taleplerini +Gerçek'e anlattı.

Esra Çiftçi


+GERÇEK-Akademisyen, gazeteci, yazar ve oyuncuların da içinde yer aldığı 308 isim, muhalefete Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük operasyonuna karşı çağrı yaptı. Açıklamada “Bu suça ortak olmayın” başlığı altında,  “Irak’ın Kuzeyinde sürdürülen, bugüne kadar 40’tan fazla şehide, yüzlerce sivil ölüme, bölge halklarının acılarına mal olmuş Pençe-Kilit harekâtı yetmiyormuş gibi şimdi de ‘bir akşam ansızın gelebiliriz’ nakaratı eşliğinde hazırlanan Kuzey Suriye/Rojava operasyonunun elinin kulağında olduğu söyleniyor. Bu harekatın/savaşın hiçbir haklı gerekçesi yoktur. Ülkemizi ‘Suriye’den tehdit eden düşman’ iktidar koalisyonunun yarattığı bahaneden ibarettir. Oralarda işgale uğramış topraklarını, haklarını, varlıklarını, düzenlerini savunmak için mücadele eden, ölen, öldüren, büyük acılara yıkımlara uğrayan bir halk var” denildi. 

“EVLATLARIMIZIN GELECEĞİ KARARIYOR”

Açıklamanın devamında, “Milyonların açlık sınırında yaşam mücadelesi verdiği, ekmekten, barınmaya, çocuklarının eğitiminden sağlığa her alanda büyük güçlüklerle boğuştuğu ülkemizde savaşa silaha yapılan devasa harcamalar 84 milyonun ekonomik sıkıntılarını, gündelik yaşamın güçlüklerini derinleştiriyor. Daha da ötesi, geleceğimizi rehin alıyor, umutları söndürüyor. Evlatlarımızın sadece canı gitmiyor, gelecekleri de kararıyor” denildi. 

“YÜKSEK SESLE KARŞI ÇIKIN” 

6’lı masaya seslenen aydınlar, “Bugüne kadar güçlü bir ses, güçlü bir “hayır” duymadık sizlerden. İktidarın savaşçı siyasetine karşı ses yükseltmezseniz ülkemize, halkımıza olduğu kadar insanlığa karşı işlenen suçlara, dökülen kanlara ortak olacaksınız. Bu iktidarın hiçbir suçuna, özellikle de savaşa ortak olmayın. Belki vatan haini, terörist, PKK yandaşı vb. diye suçlanmaktan korktunuz, belki oy kaybetmekten çekindiniz. Bugün vardığımız noktada Erdoğan-Bahçeli ittifakının değirmenine suç taşımaktan başka anlamı olmayan suskunluğunuzu terk etmenizi, Suriye’de Irak’ta sürdürülmekte olan, toprak ilhakı ve algı operasyonu amaçlı savaşa yüksek sesle, açık ve net biçimde hayır deme cesaretini göstermenizi bekliyoruz” denildi. 

Bildiriye imza atan aydınlar barış taleplerini +Gerçek'e anlattı.   

“SİLAHLA ŞİDDETLE BU SORUN ÇÖZÜLMEZ”

Prof. Dr. Binnaz Toprak, 1980 darbesinden sonra gündeme giren PKK sorununun 40 küsur yıllık mücadele sonucunda şiddet ve silahla çözülemeyeceğinin artık ortaya çıktığını, dünyada benzer sorunları çözen ülkelerin bunu diyalog ve barışçı yöntemlerle başardıklarını söylüyor. Toprak, Kuzey İrlanda’da İRA, Kolombiya’da Farc, Nigaragua’da Sandinistalar’la bu devletlerin yaptıkları karşılıklı silah bırakma ve antlaşmaları örnek olarak gösteriyor, hatta Güney Afrika’daki apartheid sorununun çözümü de yine diyalogla mümkün olduğunu ifade ediyor. Son yıllarda Türkiye sınırları içinde terör olaylarının gerçekleşmediğini, Rojava bölgesinden herhangi bir tehdit gelmediğini, AKP/MHP iktidarının düşündükleri yeni bir sınır ötesi harekatın gerekçesini anlamanın mümkün olmadığını söyleyen Toprak,  o bölgede Kürtlerin yanısıra Ezidilerin, Çerkeslerin, Arapların, Süryanilerin, Türkmenlerin de yaşadığını, tüm bu halkların düşünülen harekât gerçekleşirse etkileneceğini belirtiyor. “Milletvekiliyken dört kez gündeme gelen sınır ötesine asker gönderme tezkerelerinin tümüne CHP’den 20 arkadaşımızla birlikte ret oyu verdik. O dönemde Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Yeni CHP’sinin sınır ötesi savaşı desteklemesini anlayamamıştım, CHP bugün desteklerse de anlayamayacağım çünkü sosyal demokrat bir parti için bu tür bir müdahale kabul edilebilir değildir” diyen Toprak, demokratik, özgürlükçü, hukuk devletine saygılı bir Türkiye yaratma iddiasında olan altılı masadaki partilerin savaşa karşı durmalarının toplumun vicdanında bir test olacağını söylüyor. 

“ÇOK BÜYÜK BİR BARIŞ ÇABASI GEREKİYOR”

Dilbilimci Necmiye Alpay, muhalefete yönelik böyle bir çıkışın, böyle bir sözün, böyle bir sesin çıkması gerektiğini, Suriye meselesinin yeni bir mesele olmadığını, yıllardır gerek Türkiye’nin gerek başka güçlerin oraya dahil olduklarını söylüyor. Eskinin Balkanlarında, Kafkasya’sında kaynatılan kazanın en büyüğünün Ortadoğu’da kaynatıldığını söyleyen Alpay, yıllardır bitmeyen bir savaş olduğunu, çok büyük bir barış çabasının gerektiğini belirtiyor. “Altılı masa,  milyonları temsil eden önemli bir odak. Dolayısıyla oraya seslenmek gayet yerinde” diyen Alpay, uluslararası hukukun hırpalandığını ama buna rağmen uluslararası hukuka uyulması gerektiğini, bununla da yetinilmeyeceğini halk olarak başta Kürt sorunu olmak üzere Türkiye’deki toplumsal barışa sahip çıkılması gerektiğini ifade ediyor. Alpay, “Bizlerin son sözü bu bildiri olmayacaktır. Hep birlikte bu yönlü çabalarımızı devam ettireceğiz” diyerek sözlerini bitiriyor. 

“NEFSİ MÜDAFAA DIŞINDA HİÇBİR SALDIRI KABUL EDİLEMEZ”

Prof. Dr. Ahmet Aykaç, nefsi müdafaa dışında hiçbir saldırının kabul edilecek bir durum olmadığını aksine suç olduğunu söylüyor. Seçim sürecine girildiği şu günlerde AKP-MHP ortaklığının iktidarı kaybedeceğinin garanti olduğunu ama iktidarı devredip devretmeyeceğinin belli olmadığını söyleyen Aykaç, Güneye yapılacak olan saldırının milletin bekası ile güvenliği ile hiçbir alakası olmadığını, aksine AKP-MHP ortaklığının devamı ile alakalı olduğunu belirtiyor. Altılı masanın savaşa karşı tutum alması gerektiğinin altını çizen Aykaç,  korkup, çekinip savaşa destek verirlerse bunun Erdoğan’ın iktidarına avantaj sağlayacağını ve bir sürü insanın öleceğini söylüyor. 

 

 

“NEDEN BUNCA YILDIR KUZEY IRAK’TA, KUZEY SURİYE’DE SAVAŞIYORUZ”

Prof. Dr. Hacer Ansal şiddet nereden gelirse gelsin, her türlü şiddete ve savaşa karşı olduğunu, her sınır ötesi operasyon söz konusu olduğunda HDP hariç muhalefet partilerinin devletçi bir refleksle, sorgusuz, sualsiz bu operasyonlara cevaz vermesini hep kınadığını söylüyor. “Neden bunca yıldır Kuzey Irak’ta, Kuzey Suriye’de savaşıyoruz? Sınırlarımızın ötesinde komşu ülkelerin topraklarında ne işimiz var? Ne uğruna bunca askerimiz oralarda şehit düşüyor? Büyük bir göçmen sorunu yaratan, milyonlarca insanı yerinden yurdundan eden bu savaş niye? Muhalefet bu soruların cevabını verebiliyor mu?” diyen Ansal, “güvenlik sorunu” denildiğini, “güney sınırımızda güvenlik sağlamak gerek” denildiğini, ama öyle bir güvenlik sorunu olduğuna inanmadığını söylüyor. Bunun nedenini ise Türkiye’ye yapılan bir saldırı olmadığını, önümüzde yapılacak olan seçimlerin güvenliği ile ilgili endişelerin giderek arttığını söyleyen Ansal, “birçok insan acaba bu savaş bahane edilerek seçimler ertelenmek mi isteniyor, ya da hiç de demokratik olmayan mevcut koşullara bir de OHAL koşulları mı eklenecek diye endişeleniyor” kaygısının yoğun yaşandığını ifade ediyor. Bütün bunların hesaba katılarak muhalefetin buna göre tavır alması gerektiğini söyleyen Ansal, bunun çok önemli olduğuna inandığını, imza metnini de tüm bunları düşünerek imzaladığını söylüyor. 

“SAVAŞ DEMOKRATİK DÜZENLE HİÇBİR ŞEKİLDE BAĞDAŞMAZ”

Prof. Dr. Ayşe Erzan savaşın, demokratik bir düzenle hiçbir şekilde bağdaşmadığını, insanlığın bu vahşetten, insanların kırıldığı, göçe zorlandığı, açlık ve sefalete sürüklendiği bu acımasız yönetim biçiminden, güçlü, kararlı demokratik hamlelerle mutlaka kurtulacağını söylüyor. Erzan, “Bugün ülkemizin demokratik güçlerinin önemli bir kısmını barındıran “altılı masa”nın bu gerçeğin idrakinde olarak savaşa hayır demesi elzemdir” diye de ifade ediyor.    

 

 

“İKTİDARA YAPILAN HİÇBİR UYARININ FAYDASI OLMADI”

Prof. Dr. Gencay Gürsoy, “Türkiye’nin dış politika anlayışını belirleyen şu cümle bizim kuşakların zihin dünyasına yerleşmiş bir ilkedir: Yurtta sulh, cihanda sulh” cümleleri ile söze başlıyor. Uzun yıllar Cumhuriyetin kuruluşundan beri Türkiye’nin özellikle komşularıyla böyle bir ilişkiyi, böyle bir savaş karşıtlığı ilişkisini sürdürdüğünü, hatta ikinci dünya savaşına da girmemekle bunu reel siyasi hayatında kanıtlamış bir ülke olduğunu söyleyen Gürsoy, son zamanlarda AKP iktidarıyla bunun değiştiğini ve ülkenin komşularıyla neredeyse kanlı bıçaklı olduğu bir döneme doğru adım adım ilerlediğini belirtiyor. “Özellikle bu son dönemde Türkiye sınırları içindeki Kürt halkına karşı uygulanan ayrımcı politikanın bir de Türkiye dışında Kuzey Suriye, Kuzey Irak’taki oluşumlarla ilgili müzakereci, gerilimleri azaltıcı geleneksel siyaset yerine, bastırıcı, korkutucu ve sınır ötesi müdahalelerle donatılmış bir politikaya doğru evrildiğini görüyoruz ve ben kendi hesabıma bunun telaşı içindeyim” diyen Gürsoy, bugüne kadar iktidara yapılan uyarıların hiçbir faydasının olmadığını görünce altılı masanın bu konuda daha yüksek sesle barışçıl bir dış politika anlayışını gündeme getirmesini talep eden bir bildiri yazmaya karar verdiklerini ifade ediyor. 

“İKTİDAR İNANDIRICILIĞINI KAYBETTİ”

Demokrasi İçin Birlik Koordinasyon Üyesi Nesteren Davutoğlu, “Türkiye’nin ciddi sorunları var mı? Var. Türkiye’nin sınır bütünlüğüne yönelik güncel bir tehlike var mı? Yok!” diyerek iktidarın yapay tehlike anonslarıyla kurguladığı beka senaryolarıyla yürüttüğü savaş siyasetinin,  inandırıcılığını yitirdiğini söylüyor. Halkın gündeminde yoksulluğun, sürdürmekte zorlandıkları yaşamlarına ilişkin endişe ve çaresizliğin olduğunu, bunu farklı kamuoyu araştırmalarının da gösterdiğini ifade eden Davutoğlu, sokağın, tarlanın, fabrikanın, pazarın avaz avaz bağırdığını gerçek gündemin de bu olduğunu belirtiyor. “İktidar kaybettiği inandırıcılığını, ülkeyi yönetememe durumunu gizlemek için, halkı oyalamaya çalışıyor. Savaşın çirkinliği, yere saçılan kan ve yıkım, hamasetle, gölge oyunlarıyla kapatılmaya çalışılıyor. Yiten canlara da çok yazık, kendi bekalarını korumak için, halkın temel ihtiyaçları karşılanacağına,  savaşa akıtılan kaynaklara harcanıyor” diyen Davutoğlu, halkların, toplumun ne istediğini anlamanın hiç de zor olmadığını, Kürtlerin ve Türklerin bu topraklarda eşit olarak birlikte yaşamak istediklerini, Alevilerin sahip oldukları farklı değerlerle zenginleştirilmiş Anadolu’da, yine gençlerin, kadınların huzur içinde yaşamak istediklerini belirtiyor. “İnanıyoruz ki, Kürt sorunu, temiz siyaset mekanizmaları içinde, masada samimi diyalogla çözülür. Siyasetin öznesi halktır. Siyaset, toplumun varlık içinde huzurlu yaşaması için yapılır, gerisi yozlaşmadır” diyen Davutoğlu, HDP’nin önemli bir adres olduğunu, 6’lı masanın tek adam rejimini yıkmak için yan yana durabilmesini önemsediğini ama o masada gerçek demokrasinin konuşulabilmesi için ciddi bir eksik olduğunu, herkesin de bunun farkında olduğunu ifade ediyor.  Bu seçimin yeni tarih yazmak için önemli bir fırsat olduğunu söyleyen Davutoğlu, “muhalefetin ülkesinin HDP’siyle,  sol, sosyalist blokuyla yürüteceği cesaretli diyalogla kurgulanacak yeni günler için akıl da bizim gelecekte bizim” diyor. 

“SAVAŞIN KAZANANI OLMAZ”

Her savaşın Pirus savaşı olduğunu söyleyen Felsefeci Metin V. Bayrak, savaşın kazananı olmadığını, savaşın, yalnızca insan türü için değil, canlı cansız bütün varlıklar için bir tehdit olduğunu söylüyor. Uluslararası Af Örgütü’nün Rusya’nın Ukrayna işgaliyle ilgili sürecin iyice çıkmazda olduğunu söyleyen Bayrak, savaşın sisinin hakikati örttüğünü, Af Örgütü’nün yayımladığı rapora göre Ukrayna, askeri birlikleri okul, hastane gibi sivil mekanlara ve sivillerin yanına, yakınına konuşlandırarak sivillerin doğrudan askeri hedefi haline getirdiğini belirtiyor. “Dolayısıyla Ukrayna ne yapsın? Bu anlaşılabilir şey. Savaş ortamı gibi insan haklarını zorlayan örnekleri çareymişçesine ele alamayız” diyen Bayrak, bu nedenle 40 yıl süren Türkiye içindeki dinmeyen acının, kapanmayan yaranın, savaşın çözüm olmadığının büyük kanıtı olduğunu belirtiyor.  Altılı masanın yaşanabilir bir ülke ve coğrafya muştuluyorsa bunun ödevi her ne olursa olsun ilkesel olarak savaşa karşı durmak olduğunu söyleyen Bayrak, halkların ödevlerle birlikte var olduğu inancında olduğunu, altılı masanın sorumluluğunun iktidarın yaptıklarını tekrar etmemek olduğunun altını çiziyor. 

İMZACILARIN LİSTESİ

A. Haluk Ünal, A. Tuncer Sümer, Abdo Yılmaz, Abdulğafur Doğru, Abdulhakim Daş, Abdulkerim Yakut, Abdullah Demirbaş, Abdülbaki Erdoğmuş, Adnan Gündoğan, Adnan Gürcan, Adnan Şanlı, Ahmet Aykaç, Ahmet Dumlu, Ahmet İnsel, Ahmet Kırım, Ahmet Tüzün, Ahmet Yıldırım, Akın Evren, Aksel Agan, Alaattin Yüksel, Alev Er, Ali Bilen, Ali Haydar Konca, Arif Mardin, Armağan Özel, Asiye Kolçak, Aslan Demir, Aslı Erdoğan, Asuman Bayrak, Atilla Keskin, Attila Durak, Ayetullah Aşiti, Ayhan Ergenç, Aysun Höbek, Ayşe Erzan, Ayşe Öncü, Ayşe Özen, Ayşe Sözeri Cemal, Ayşegül Devecioğlu, Ayşen Şahin, Ayten Gümüşel, Bahadır Altan, Baise Pirim, Banu Can, Barbaros Şansal, Barış Ulus, Baskın Oran, Beral Madra, Bilal Şadi Oğuz, Binnaz Toprak, Bumin Güneri, Bülend Tuna, Bülent Atamer, Bülent Bilmez, Bülent Erdem, Bülent Tekin, Cabbar Barış, Cahit Mete, Can Dündar, Cavit Kutaniş, Celal Temel, Cemal Satı, Cengiz Arın, Cihangir Balka, Cuma Çoşan, Çağlayan Üçpınar, Çetin Ali Nergis, Çetin Yılmaz, Dilşa Deniz, Doğan Özgüden, Doğan Özkan, Dursun Bulut, Elif Aytaç, Emine Uşaklıgil, Emre Kutlu, Emsal Orhan, Ender Seren, Enes Atila Pay, Erdal Karayazgan, Erdoğan Aydın, Erdoğan Bayram, Erdoğan Kahyaoğlu, Erol Özkoray, Esra Koç, Esra Mungan, Fatma Akdokur, Fatma Aytaç, Fatma Bostan Ünsal, Fatma Gök, Fatma Mefkure Budak, Faysal Sarıyıldız, Fehim Işık, Fehmi Tek, Ferhat Tunç, Fethiye Çetin, Fevzi Kömürcü, Feyha Karslı, Filiz Kardam, Firdevs Nazan Eroğlu, Fügen Kanadıkırık, Füsun Kaya, Gaye Boralıoğlu, Gençay Gürsoy, Gönül Ertör, Gülayşe Koçak, Gülden Önal, Gülnur Acar Savran, Gülnur Yılmaz , Gülser Kayır, Gürhan Ertür, Güven Yılmaz, Habib Bektaş, Hacer Ansal, Hacer Eren, Hadi Cin, Hakim Tokmak, Halil Aksoy, Halil Ergün, Halil İbrahim Yenigün, Halis Ertaş, Hamiyet Akkaya, Hanife Yüksel, Harun Toptan, Hasan Cemal, Hasan Ergül, Hasan Fehmi Nemli, Hasip Kaplan, Hayri İnönü, Hikmet Savaş Ektirici, Hüseyin Demirton, Hüseyin Yılmaz, Hüsnü Okçuoğlu, İbrahim Mutlu, İbrahim Yön, İhsan Direk, İlhan Çelik, İlter Sayın, İnci Tuğsavul, İshak Kocabıyık, İsmail Budak, İsmail Duygulu, İsmail Gönen, İsmet Hüsrevoğlu, Jini Güneş, Kadir Amaç, Kadir Bal, Kahraman Oğuz, Kemal Bilget, Kemal Pekgöz, Kemal Ulaş, Kemal Yüksel, Korkut Akın, Kuvvet Lordoğlu, Lale Mansur, Latif Şimşek, Lezgin Botan, Lütfiye Bozdağ, M. Emin Eren, M. İhsan Çevik, M. Kemal Parlak, M. Sait Yıldırım, M. Şirin Özel, Mahinur Şahbaz, Mazhar Zümrüt, Mehmet Ali Çoşkun, Mehmet Altun, Mehmet Aslan, Mehmet Hanifi Yangın, Mehmet Kuzu, Mehmet Naci Sürmeli, Mehmet Parlak, Mehmet Uğur, Mehmet Yücel, Melek Erman Köni, Melek Taylan, Melsa Ararat, Menderes İnanç, Meryem Koray, Metin Çakan, Metin V. Bayrak, Mevlut Ülgen, Mihail Vasiliadis, Mukaddes Çelik, Murat Çelikkan, Murat Utku, Murathan Mungan, Mustafa O. Sinemillioğlu, Mübetcel İlhan, Münir Korkmaz, N. Süleyman Özyalçın, Nafiz Özbek, Nazar Büyüm, Nazmi Algan, Nazmi Paylaşmış, Nebahat Akın, Necip Alişan Bekiranlı, Necmiye Alpay, Nefise Bazoğlu, Nergiz Ovacık, Nesrin Aslan, Nesrin Nas, Nesteren Davutoğlu, Neşe Erdilek, Nevzat Onaran, Nihat Bulut, Nihat Şahbaz, Nil Mutluer, Nilgün Doğançay, Nilgün Yurdalan, Nizamettin Acar, Nur Çiğdem Tezel, Nur Deriş, Nur Sürer, Nuray Tekin, Nurcan Baysal, Nurdan Şahin, Olcay Şimşek, Orhan Alkaya, Orhan Doğançay, Orhan Silier, Osman Kırımlı, Osman Okkan, Oya Akıncı, Oya Baydar, Oya Berk, Ömer Akat, Ömer Ceylan, Ömer Madra, Ragıp Zarakolu, Rahmi Yıldırım, Rakel Dink, Refet Ali Yalçın,Resul Sever, Reşo Son, Reyan Tuvi, Rıza Türmen, Ruhi Örmeci, Saadet Becerikli , Saadet Erkuş, Sabahat Yavuz, Sabahattin Diril, Saime Erkal, Sait Atalay, Salih Zeki Tombak, Salman Kaya, Savaş Erdoğan, Selahatttin Karavul, Sema Bulutsuz, Sema Gülez, Semir Özmen, Semra Eker, Semra Somersan, Sena Kaleli, Serdar Arat, Serdar Keskin, Serdar M. Değirmencioğlu, Serhat Bucak, Servet Demir, Sevgi Binbir, Sevil Peach, Sevim Cengizkan, Shleymun Rhawi, Sibel Yiğitalp, Suat Bozkuş, Suavi, Sultan Tekinarslan, Süleyman Eryılmaz, Süleyman Karataş, Şahika Yüksel, Şanar Yurdatapan, Şebnem Ungan, Şefika Gürbüz, Şenay Feyzioğlu, Şengün Kılıç, Şeref Yıldız, Şükrü Aslan, Şükrü Turhal, Tacettin Demir, Tahsin Yeşildere, Talat Kırış, Tarık Kayakan, Temel İskit, Toros Korkmaz, Tuna Altınel, Türkan Kentel, Ufuk Daşcan, Umut Anıl Özdoğan, Ülkü Schneider-Gürkan, Ümit Aktaş, Ümit Özdemir, Ünal Karasu, Vehbi Müjdecioğlu, Veysi Tokmak, Viki Çiprut, Yalçın Ergündoğan, Yaprak Zihnioğlu, Yasemin Bektaş, Yavuz Okçuoğlu, Yıldız Tekgönül, Zehra Kabasakal Arat, Zehra Şenoğuz, Zeki Oğuz, Zeki Uzun, Zekiye Güzin Tümer, Zeliha Karınca, Zeynep Atikkan, Zeynep Selimoğlu Akıncı, Ziya Halis.