Sivas'ta katledilen 33 aydın anıldı: Canlarımızla birlikte insanlık onuru yakılmak istendi

Sivas'ta katledilen 33 aydın anıldı: Canlarımızla birlikte insanlık onuru yakılmak istendi
Yayınlanma:
A+ A-
Sivas’taki Madımak Otel'de, camiden çıkan bir grup tarafından yakılarak katledilen 33 aydın, yazar ve şair, bugün İstanbul Sultangazi'de bulunan Gazi Cemevi’nin önünde anıldı.

Sivas’taki Madımak Otel'de 29 yıl önce yakılarak katledilen 33 aydın, yazar ve şair, İstanbul'daki Gazi Cemevi'nin önünde, 12 Mart Platformu tarafından anıldı. Burada yapılan açıklamada, "Hunharca yakılarak katledilen sadece 33 aydın, yazar, şair ve halkın gencecik çocukları değildi. Yakılan canlarımızla birlikte, insanlık ve insanlık onuru yakılmak istenmiştir" denildi.

Sivas’taki Madımak Otel'de, camiden çıkan bir grup tarafından yakılarak katledilen 33 aydın, yazar ve şair, bugün İstanbul Sultangazi'de bulunan Gazi Cemevi’nin önünde 12 Mart Platformu tarafından anıldı. Anma programında türküler söylendi, şiirler okundu. Anma programına katılanlar, "Sivas'ı unutma, unutturma" ve "Sivas'ta düşene, dövüşene bin selam" sloganları attı.

12 Mart Platformu adına Onur Narin’in okuduğu basın açıklamasında şunlar kaydedildi:

‘ONLAR ÖZGÜR DÜŞÜNCEDEN KORKMAKTADIRLAR’

“İktidarları bu katliamlara sevk eden şey, onların korkularından, emek sömürüsü iştahlarından başka bir şey değildir. Onlar, özgür düşünceden, halkların ve farklı inançların kardeşliğinden korkmaktadırlar. 1993’ün 2 Temmuz’u, ırkçı, tekçi Türk-İslam sentezci faşist derin devletin de teşviki ve desteğiyle esas olarak Alevi inancına mensup aydınların konakladığı Madımak Otel’in benzin döküp yakıldığı gündür.

‘HALKIMIZIN DİRENİŞİ KARŞISINDA FAŞİST DİKTATÖRLÜĞÜN HEVESİ KURSAĞINDA KALMIŞTIR’

Pir Sultan şenlikleri başlamadan günler önce, MİT’in katliam hazırlıklarını başlattığı artık kamuoyunca bilinen bir gerçektir. O gün Madımak’ta 33 aydın ve 2 otel çalışanı yanarak veya dumandan boğularak can verdi. Hunharca yakılarak katledilen sadece 33 aydın, yazar, şair ve halkın gencecik çocukları değildi. Yakılan canlarımızla birlikte, insanlık ve insanlık onuru yakılmak istenmiştir. Faşizmin yoz kültür ve ideolojisine karşı halkın yükselen ilerici, devrimci kültürü, sanatı ve edebiyatı yakılmak istenmiştir. Ama aydınlarımızın ve halkımızın direnişi karşısında faşist diktatörlüğün hevesi kursağında kalmıştır.

‘DEVLET, SUÇ ORTAKLARINI ÇEŞİTLİ KADEMELERİNDE GÖREVLENDİREREK ÖDÜLLENDİRDİ’

Halkımızın yiğit evlatlarını diri diri yakan yobaz güruh hakkında dava açıldı. Mahkemenin sonucunda 33’ü idam, diğerleri değişik süreli cezalar aldılar. Ancak çok geçmeden, kısa süre içinde büyük bir kısmı salıverildi. Firar edenler oldu ve kalanlar için de zaman aşımı uygulanarak hepsi salıverilmiş oldu. Devlet, suç ortakları olan bu beslemelerini devletin çeşitli kademelerinde görevlendirerek ödüllendirmekten geri durmadı.

‘FARKLI KESİMLER BİRBİRLERİNE DÜŞMANLAŞTIRILIYOR’

Bütün tarihi katliamlar ve tekçilik üzerine kurulu faşist diktatörlüğün dünden bugüne süregelen baskı, sömürü, talan politikaları hız kesmeden devam ediyor. Özellikle Neo-Osmanlıcı diğer adıyla Müslüman Kardeşler patentli AKP ve ırkçı faşist MHP ortaklı iktidar, bir yandan kendilerinden olmayan her kesimi ötekileştirirken öte yandan böl parçala yoluyla halkın farklı kesimleri birbirlerine düşmanlaştırılıyor. En ufak demokratik hak talebi bastırılıyor. Geçmişte can ve kan pahasına kazanılmış olan tüm demokratik, akademik ve sosyal haklar yok sayılmaktadır.

‘BU DÜZENE BAŞ KALDIRMAK MEŞRUDUR’

Açlığın, yoksulluğun, baskının ve artan zamların hüküm sürdüğü bu faşist düzene başkaldırmak ve isyan etmek meşrudur. Halkımızın isyan bayrağını çekmesi kaçınılmazdır ve o kadar uzakta değildir. Sivas-Madımak katliamının 29'uncu yıl dönümünde ne katledilen aydın, yazar ve kadınlı erkekli halkın yiğit evlatlarını ne de o cehennem ateşini yaktırtan ve yakanları unutmayacağız. Yananları yüreğimizin başköşesine oturturken yakanları tarihin çöplüğüne gömeceğiz." (ANKA/Fahrettin Öztürk)