Fatma YÖRÜR - Tarih Vakfı, Türkiye'nin tarihinde yer alan en ağır yaralardan 6 - 7 Eylül Olaylarını İstanbul Eminönü'ndeki salonunda tartıştı. 

Tarih Vakfı Başkanı Mehmet Ö. Alkan, İstanbul Üniversitesi SBF Uluslararası İlişkiler Bölümünü Öğretim Üyesi G. Gürkan Öztan, Araştırmacı Yazar Foti Benlisoy, Galatasaray Üniversitesi İİBF Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi Hakan Yücel'in konuşmacı olarak yer aldığı panel pogrom, toplumsal bellek ve yüzleşme konularını ele aldı.

Milli galeyan ve refleks, tertiple galeyan oluşturma ve milli isyanın vücut bulduğu diğer örnekler; Maraş Katliamı, Çorum ve Malatya olaylarının mekanizma olarak 6-7 Eylül'le benzerliğine dikkat çekilen konuşmalarda, yollanan bombalı paketler, dükkanların işaretlenmesi ve isyana kalkışanların hedeflerini hiç şaşırmıyor oluşuna dikkat çekildi. 

'KİMLİK YARAYLA İLİŞKİLİDİR'

"Kimlik yarayla ilişikilidir. Yaralar kapanabilir. Yaralar kapanmadı çünkü yüzleşilmedi, tam tersine tekrarladı bu tertipler" denilen konuşmalarda yüzleşilmeyen tarihsel saldırıların bundan sonrada tekararlamaya elverişli ortamına dikkat çekildi.

Foti Benlisoy konuşmasında, tertip ve galeyanın son örgüsü olmasından endişe ettiği, bugün Samsun'un Terme ilçesinde fındık işçisi olarak çalışan Kürtlere yapılan saldırıyı işaret ederek, 'bu saldırıları konuştuğumuz zaman da esasında 6 - 7 Eylül'ü konuşmuş oluruz' dedi. 

BESLENEN REFLEKSLER VAR

Konuşmacılar ve salondakilerin ortak kaygısı tartışmalara da yansıdı. Konjektür ve uluslararası bağlam bakımından bugün Türkiye'de Kürtler, Suriyeliler gibi toplumsal grupların pogrom tehdidi altında olduğu belirtilirken, bunun işaretlerini Hakan Yücel şöyle özetledi: Kırılmalar, konjektür ve uluslararası bağlam bu tip saldırıların zeminine işaret eder. Çözüme en yakın süreçler ardından gelen geri dönüşler bu saldırılar için uygun zemini sağlar. Türkiye'de atıl bir barış süreci sonrası beslenen refleksler var." dedi.

Bu tehdide karşı salondan yönelen bir soru üzerine Foti Benlisoy, "2017 Türkiyesi tekerrür için yeterince birikime sahiptir. Yüzleşmediğimiz sürece bu evre yeniden ve yeniden buraya atlar." ifadelerini kullandı.

TOPLUMUN ASLİ UNSURLARININ ÖTEKİLEŞTİRİLME ÇABASI

Mehmet Ö. Alkan'ın, 1955'te saldırıya uğrayan Rumların ve Ermenilerin toplumun asli unsuru olduğuna vurgu yaptığı konuşmasında, gayri müslimlerin yaratılan toplumsal söylemde yan ögelere dönüştürülmesini eleştirerek, 'buraya ait değilsin' algısının gayri müslimleri mozaik olarak adlandırmaktan başladığına dikkat çekti: "Gayrimüslimler, asli unsurdur ve 'Musevi vatandaşlarımız' sözü, 'kültürel mozaiğimiz sözü' bunlar bu asli unsurları yan unsurlar olarak aktarmak çabasının ürünüdür." şeklinde konuştu ve "Gayrimüslimlere mösyo - madam demek, bu da bir suçtur, yabancılaştırmadır." dedi.

6-7 Eylül ve sonrasındaki bakış açısında, seküler milliyetçi kesimler ve toplumsal form ile muhafazakar milliyetçilik açısından bakış açısı olarak ciddi farklılar olmadığını belirten tarihçiler, devlet aklındaki süreklilik ve ders alınmamışlığa dikkat çektiler.

'Demokrat Parti 6- 7 Eylül'ün neresindeydi?' sorusu üzerine, seferberlik mekanizmalarının DP'ye yakınlığına işaret eden tarihçiler, bugün de AKP eliyle oluşturulan seferberlik mekanizmalarının benzerliklerine dikkat çekti.

Yoğun ilgi çeken panelde çok sayıda kişi dışarda kaldı. Tarih Vakfı önümüzdeki dönemde panel ve etkinliklerini arttıracak.