Artı TV'de yayımlanan ve Erk Acarer'in sunduğu Haber Peşinde programında Sezgin Baran Korkmaz'ın yargılandığı davada yer alan dosyalar yayımlandı. Programın konuğu, CHP Amerika Temsilcisi Yurter Özcan oldu. Özcan, 2018 yılında Twitter'dan yaptığı paylaşımda, "3 senedir ikinci bir Reza Zarrab olayı geliyor diye uyardık ama dinletemedik" ifadelerini kullanmıştı. 

Özcan, "Sezgin Baran Korkmaz'ın adını ilk olarak 2016 yılında duymuştum. Kendisi sürekli Amerika'ya gidip geliyordu. Türkiye'de büyük paralara götürülmesinde aracılık ettiği ve yaklaşık bir milyar dolarlık hedefi olduğunu, ilk demeçlerinde ABD'de de yatırım fonları olarak bahsettiği, sonrasında Mormor Tarikatı'na üye olduğu aileler ile ilişkilerini anlatmaya başlayınca hikaye bana çok mantıklı gelmedi. Neden gelmedi; Önceden Amerika'da hiç yaşamamış bir insan, İngilizcesi olmayan bir insanın Türkiye'den kalkıp Utah'da Mormon Tarikatı bir aile nasıl bir iş ilişkisi kurabilir, o bağlantıyı kurduktan sonra Türkiye'ye bir milyar dolar gibi bir para götürmesine nasıl ikna edebilir hikayesi anlamsız gelmişti. Bu hikayeleri araştırdıktan sonra kendisi özellikle hükümete, AKP'ye, Erdoğan'a ve ismi geçen bir kaç tane bakana sürekli yakınlığı ile övünen, onlarla fotoğraf veren, onlarla yan yana gözüken, O Amerikalı gruplara da, 'Türkiye'de bize kimse dokunamaz, hükümetin koruması altındayız' mesajı vererek ve biraz da bu şekilde güç gösterisi yaptığını görünce 2018'in Ağustos'unda o ifadeyi yazma ihtiyacı hissettim" açıklamasında bulundu.     

 

FOTOĞRAF İLK KEZ YAYINLANIYOR

"Bir kaç tahminim var diyen" Özcan, "O dönemin Ulaştırma Bakanı Ahmet Aslan kendisi ile çok yakın olduğunu söylüyor. Külliye'deki yani Cumhurbaşkanlığı'nda danışmanlar ile çok yakın ilişkileri var, Berat Albayrak ile çok yakın ilişkileri var. Ama şunun da altını çizmek istiyorum, burada yapılan suçlar ve suçların da tekrar tekrar yapılmasından dolayı kendisiyle alakalı 225 yıl hapis cezası isteniyor. Reza Zerrab'ın bile 130 sene ile yargılandığı bir ülkede, kara para aklamak ile banka işlemi ve sahtekarlık, hali hazırda devam eden soruşturmayı karartma... Kendisi bu işleri Türkiye'de yapıp ve Türkiye'den çıkmasaydı büyük ihtimalle kanunu çiğneyip, para ile kendini kurtaran sözde iş adamları kervanına katılabilirdi. Ama tabii Avrupa'da olduğu için ve Amerika'da peşinde olduğu için bu hikaye böyle sona erdi" ifadelerini kullandı. 

Sezgin Baran Korkmaz'ın parasını aklayan baş kişilerden olan Jacob Kingston ile Erdoğan'ın fotoğrafının iddianamede olduğunu ve ilk kez yayınlandığını söyleyen Erk Acerer, "Kingston'ın Erdoğan ile fotoğrafı olmasından dolayı bizim aklımıza soru işaretleri geliyor" diyerek, programa katılan Özcan'ın fotoğrafı yorumlamasını talep etti. 

Bu konuda soru işaretleri oluşmasına hak veren Özcan, "Sezgin Bey, 'Ben bu insanları düzgün iş adamları olarak tanıyorum' diyor ancak bu Kingston kardeşler, daha öncesinde de sahte akar yakıt üretimi imalatından ceza alıp, 5 milyon dolar ceza ödemiş insanlar. Türkiye'de Erdoğan bir yere gittiğinde binlerce koruma ile gidiyor ve değil halk, kendi bakanları, kendi milletvekilleri dahi Tayyip beye yaklaşıp fotoğraf çekemiyor. Peki bu Amerika'da ceza yemiş, kriminal bir grubun üyeleri Tayyip bey ile bu fotoğrafı nasıl çekilebilir" ifadelerini kullandı. 

"Normalde Tayyip Bey'e yaklaşmak bu kadar kolay mı?" diyen Özcan, "'Yoksa arkada siyaset ile bu kriminal grubu bir araya getiren başka motivasyonlar mı var?' soruları sorgulamaya değer" ifadelerini kullandı. 

BELGEDE BÜYÜK İDDİA

Kingston kardeşlerden birinin Lev Derman'a getirdiği suçlamada, "Derman bir çanta dolusu parayı yargıçın odasında dağıttı" ifadesi yer alıyor.

Bu belgeye ilişkin Özcan, "Bu gösterdiğiniz belgede de Kingston kardeşlerden bir tanesi orada yaşadıkları olayı anlatıyor. 'İcradan satışa çıkan varlığın alışı yapılmadan bir gün önce diyor, bir çanta dolusu para ile adliyede yargıça verdik' diyor. Sonrasında da nasıl olduğunu detaylı anlatmış. Ve ertesi gün o taşınmazları oldukça kelepir bir fiyata alıyorlar" ifadelerini kullandı. İşin garip tarafı Sezgin Baran Korkmaz, Türkiye'den kaçtıktan sonra bile yaklaşık bir ay önce davalık olduğu Yalçın Ayazlı'nın çocuklarına ait olduğu 3 yalıyı, şirketi üzerinden yaklaşık yüzde 90 indirim ile 3 tane yalı aldı. Yaklaşık 1 ay önce. İstanbul'un en güzel yerinde expert değeri üçünün yaklaşık 100 milyon dolarken, Sezgin Baran Korkmaz'ın şirketi üçüne 14 milyon dolar vererek satın almıştır. Türkiye'den kaçmış, gitmesine izin verilmiş bir insanın hala siyasi pazarlık yaptığı çok açık. Sezgin Baran Korkmaz, sadece bir ay öncesine kadar böyle bir operasyon çekebiliyordu . Böyle bir durumda acaba Avusturya makamları Sezgin Baran Korkmaz'ı Türkiye'ye mi iade eder, yoksa Amerika'ya mı teslim eder?" şeklinde konuştu. 

'PARA NEREDEN GELİRSE GELSİN'  

"Kara para aklamak Türkiye'de artık suç bile değil" diyen Özcan şöyle devam etti:

"Ekonomi o kadar tıkanmış durumda ki, AKP hükümetinde 'Para gelsin de nereden gelirse gelsin' mantığı var. İnsanlar soruyor, 'Acaba Türkiye'ye teslim edilir mi?' Aslında şu tabloya baktığımızda tabii ki Türkiye'ye teslim edilmez. Biliyorlar ki, Sezgin Baran Korkmaz Türkiye'ye geldiğinde bazı pazarlıklar yapılacak, bazı işler dönecek AKP ile siyaset ile, bir şekilde yargıya etki ederek... Belki hiç de hapis de yatmadan elini kolunu sallayarak çıkacak. Bunun ne yazık örnekleri fazlasıyla var."

TÜRKİYE'YE İADE EDİLMEZ

Sezgin Baran Korkmaz'ın Türkiye'ye iade edilmeyeceğini düşündüğünü aktaran Özcan, "Viyana'daki süreç bittikten sonra ABD'ye iade edileceğini, orada Utah'da 225 yıl ile yargılanacağını düşünüyorum" dedi. 

TÜRKİYE'DE KARA PARAYI NASIL AKLAMIŞ?

Sezgin Baran Korkmaz'a ait tapular Artı TV'de yayımlanırken, programın sunucu Acarer, "Tapular tapular... Bir sürü isim var tapularda, araştırılması gereken isimler var. Tapular, kara paranın ne şekilde aklandığını gösteren tapular..." ifadelerini kullandı. 

Tapu işlerini de değerlendiren Özcan şunları söyledi:

"15 sayfalık iddianamede önemli bölümler var. diyorlar ki 'ABD'deki Hazine Bakanlığı 511 milyon dolar dolandırıldı, o paranın 205 milyon doları Türkiye ve Lüksenburg'a yollandı. O para başka şirketler arasında gezdirildi ve 95 milyon doları ABD'ye geri yollandı.' Aradaki fark 110 milyon dolar. Yani Türkiye'de ve Lüksenburg'da kalan para 110 milyon dolar. Onun da bir kısmı bazı taşınmazlar alınmış, tapular var, İstanbul'un en güzide yerlerinde. Biliyorsunuz Sezgin Baran Korkmaz'ın sözde gazeteciyi ağırladığı, kendi PR işlerini yaptığı yerlerin arasındaydı o tapular. İşin ilginç tarafı, ABD makamları geçtiğimiz Eylül ayında ve Ekim ayında ABD Adalet Bakanlığı, Türkiye'deki Adalet Bakanlığı ile irtibata geçiyor ve diyorlar ki, 'Bizim dolandırıldığımız şu kadar para var ve bu paralar şu bankalarınızda duruyor, bazıları ile de şu taşınmazlar alınmış. Bizim sizden talebimiz bunlara tedbir koydurun, Sezgin Baran Korkmaz ve ortakları bize o paraları yollasın. Gayrimenkul olarak tutulan paraları satarak paralarımızı geri yollasın.' Hatta New York'da bir banka hesabı veriyorlar. Ama Sezgin Baran Korkmaz hiç oralı olmuyor. Ve en sonunda giriştiği pazarlıktan dolayı Avrupa'ya kaçıyor 6 ay sonrada ABD makamlarının talebi üzerine yakalanıyor."