Can DÜNDAR


ARTI GERÇEK- Polis, her yıl olduğu gibi bu yıl da LGBT’nin Onur Yürüyüşü’nü, devletin şiddet gösterisine dönüştürmeyi başardı. Şehrinin caddelerinde yürümek isteyen insanlara düşmanmış gibi saldırarak, yerlere yatırıp boğazlarına basarak, dayakla gözaltına alarak adeta Türkiye Cumhuriyeti’nin bir polis devletine dönüştüğünü tescilledi.  

Uyguladıkları şiddet, ta Amerika’da Madonna’nın bile dikkatini çekti. Sadece yürümek isteyenler değil, kenarda bir kafede oturanlar ya da evinde bebeğini uyutanlar bile bu zorbalıktan payını aldı. Bir polis şefinin, kameralara takılan, “Ağzını açanı alıyoruz” sözü, adeta polisin neyle görevli olduğunun itirafı gibiydi.

Madonna, "Neden bu kadar polis var" diye soruyor ya, cevabı biz verelim: Korkudan…

Siyaset literatüründe 'Agorafobi' denilen bir korku türü, kalabalıktan, toplu yürüyüşlerden, meydanlardan korkmayı ifade ediyor ki, bu, Erdoğan’ın korkusuna tıpatıp uyuyor. Gün be gün yoksullaşan kitlelerin, ülkenin nasıl bir avuç yandaş tarafından yağmalandığını görüp öfkeyle yollara taşmasından korkan Saray rejimi, daha çok polisi daha çok silahla yollara salarak, halkın öfkesini ve kendi korkusunu bastırmaya çalışıyor. 

Dün dünya basınının manşetinde özellikle iki fotoğraf vardı:

AKP polisinin boğazladığı AFP muhabiri ve türbanlı bir kadın polisin sürüklediği LGBT aktivisti... İlki basın özgürlüğüne açık saldırıydı, ikincisi tam bir şeriat polisi görüntüsü veriyordu.

Polis, sırtını Saray’a ve Soylu’ya dayıyor olmanın güveni ve elindeki gücü insafsızca kullanmasına onay verilmesinin şehveti ve pervasızlığıyla saldırdıkça saldırıyor. Cezasızlık politikası, cüretlerini artırıyor. Olay yoksa da yaratıyorlar.

Erdoğan devrildikten sonra Türkiye’yi bekleyen büyük sorunlardan beri, 250 bin polis içine 'Saray bekçisi' olarak yetiştirilmiş bu zorbaların ıslah ve rehabilitasyonu olacak. Geçenlerde konuştuğum bir eski güvenlik uzmanı, "Merak etmeyin, amirleri değişince tavırları da değişir" dedi. Umarım o kadar kolay olur.