Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve bağlı kuruluşların bütçeleri görüşülmeye başlandı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, enerji alanında yüksek performans sergilediklerini vurgulayarak, “Eylül ayı sonu itibarıyla 9 8,789 megavatlık elektrik enerjisi kurulu gücümüzle 100 bin megavata doğru geri sayıma başlamış bulunmaktayız. Ülkemizin son yirmi yıllık tüketim verilerine göre, elektrik tüketiminde yıllık ortalama yüzde 5 oranında artış gerçekleşmiştir. 2000’li yıllarda 130 milyar kilovat saat seviyelerinde olan elektrik tüketimimiz yaklaşık 2,5 kata çıkarak 2020 yılında 306,1 milyar kilovat saate ulaşmıştır. 2021 yılı tüketimimizin de geçen yıla göre yaklaşık yüzde 8 artış göstermesini öngörüyoruz. Bu tüketim artışı hayata geçirilen yatırımlar ve zam anında alınan tedbirlerle sorunsuz şekilde karşılanmış olup bu alanda arz güvenliğimiz tahkim edilmiştir” dedi.

ELEKTRİĞİN YÜZDE 37’Sİ YENİLEBİLİR ENERJİDEN

2021 yılında üretilen elektriğin yüzde 37’sinin yenilebilir enerji kaynaklarından sağlandığını kaydeden Dönmez, “Yüzde 31’i kömürden, yüzde 32’si doğal gazdan, geri kalanı ise diğer kaynaklardan sağlanmış olup yerli ve yenilenebilir kaynakların payı yüzde 52 olarak gerçekleşmiştir. Eylül ayı TÜFE ’sine göre 2006 -2020 yılları arasında toplam 88 milyar liralık yatırım yapılmış olup 2021 -2025 yıllarını kapsayan 4’üncü uygulama döneminde ise 78 milyar liralık yatırım yapılması planlanmıştır. İletim tarafında ise 2021 -2023 yıllarını kapsayan 6’ncı uygulama döneminde eylül ayı TÜFE’sine göre 20 milyar liralık bir yatırım gerçekleştirilecektir. Bu yatırımlarla birlikte dağıtım hattı uzunluğu 1 milyon 382 bin 906 kilometre, iletim hattı uzunluğu ise 72 bin 104 kilometre seviyesine ulaşmıştır. Bir başka deyişle, şu an işletilen elektrik şebekemizin toplam uzunluğu dünyanın çevresinin 36 katından fazladır” diye belirtti.

‘2023’TE KULLANIMA SUNULACAK’

Karadeniz’de bulunan doğalgaz rezervine dair de konuşan Dönmez, şunları söyledi: “Deniz alanlarımızda millî gemilerimizde 15 adet sondaj tamamlanmıştır. Kara alanlarımızda ise 2021 yılı ilk dokuz ayında 99 adet arama, üretim ve tespit kuyusu açılmış olup yaklaşık 224 bin metre sondaj yapılmıştır. Bu yoğun arama çalışmalarımızın neticesi olarak, Fatih sondaj gemimizle Karadeniz’in Sakarya Havzası’nda hem kendi tarihimizdeki hem de 2020 yılında dünya denizlerindeki en büyük doğalgaz keşfini gerçekleştirdik, hamdolsun. Keşfi yapılan 540 milyar metre küplük doğal gaz rezervini cumhuriyetimizin 100’üncü yılı olan 2023 yılında vatandaşlarımızın kullanımına sunmak için çalışmalarımız planlanan şekilde ilerlemektedir.”

NÜKLEER ENERJİ SAVUNMASI

Nükleer enerjinin emisyon salınımını düşürdüğünü savunan Dönmez, “Dünyada yarısı Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, Çin ve Rusya olmak üzere 32 ülkede 442 adet nükleer güç reaktörü işletme, 19 ülkede 51 tanesi de inşa hâlindedir. Dünya genelinde elektrik üretiminin yüzde 10,4’ü nükleer santrallerden elde edilmekte olup Fransa elektrik üretiminin yüzde 71’in i, Rus ya yüzde 21’ini, ABD ise yüzde 20 ’sini nükleer enerjiden karşılamaktadır. Nükleer güç santralleri karbonsuz enerji üretimi yaptıkları için doğaya herhangi bir emisyon salımı yapmazlar; bu özellikleri sayesinde iklim değişikliyle mücadelede de rol üstlenmektedirler. Devreye alacağımız Akkuyu NGS’yle yıllık yaklaşık 35 milyon ton karbondioksit salımı engellenmiş olacaktır. Bu doğrultuda, nükleer güç santralleri enerji üretim kaynaklı karbon salımı azaltımı hedefimize ulaşmada önemli katkı sunacaktır” ifadelerini kullandı.

Dönmez, Eylül ayı itibarıyla en ucuz doğalgazı sunan ülkenin Türkiye olduğunu ileri sürdü. Nükleer Düzenleme Kurumu ve Enerji Piyasa Düzenleme Kurumu (EPDK) sunumlarını yaptı. Yapılan sunumlar ardından muhalefet partileri bütçeye dair eleştirilerini sundu.

CHP: YANLIŞ POLİTİKALARI ÖRTMEK İÇİN ANLATIYORSUNUZ

CHP adına söz alan komisyon üyesi Ahmet Akın, bugün doğalgaza yapılan zammı hatırlatarak, “Ak Parti yaparsa ancak zam yapıyor, bu konuda vatandaşımızın büyük şikayet ve sorun yaşıyor” dedi.

Bakan Dönmez’in Avrupa üzerinden yaptığı değerlendirmeleri de eleştiren Akın, “Sunumda her şey pozitif ama maalesef hayat öyle değil. Yanlış politikaları örtmek için anlatıyorsunuz, Avrupa’da ‘şöyle, böyle..’ bir de diyorsunuz bizde ‘ucuz’ ancak vatandaşımızın satın alma gücü diye bir şey kalmadı. 3 dolabı olan kasabın elektrik faturası kirayı geçmiş durumda. Vatandaşlarımız TKİ’den direk kömür alamıyor, orada da ton fiyatı yüzde 30 yükseldi.1 Ekim 2020’de 12 kilogramlık mutfak tüpünün fiyatı 116 liradan, 165,5’e yükseldi” diye konuştu.

‘MİLLETE BUNU YAŞATMAYA NE HAKKINIZ VAR?’

AKP’nin halkı yoksullaştırmanın yanı sıra enerji yoksulluğuyla da tanıştırdığını dile getiren Akın, “Doğalgaza bakıyoruz rakamlar patlama yapmış, 2-3 kat artmış. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı ‘fedakârlık yapıyoruz’ dedi, o gün zam geldi. ‘Avrupa’da kuyruklar var’ dedi, kendim, gittim, gördüm petrol ofislerinin önündeki kuyrukları. Bu millete bunu yaşatmaya ne hakkınız var” diye sordu.

‘KDV’Yİ KALDIRIN’

“Gelen kışa dair düşünceniz nedir” diye soran Akın, “Elektrik üretiminde, faturalarda, TRT fonunu, KDV’yi kaldırın. Buradakilerin de bizlerle aynı fikirde olduğunu biliyorum, bunu yapmamız gerekiyor. Buna ‘kara kış fonu’ diyoruz, anlatıyoruz size ama siz de tık yok Neden? Bir tek Ak Parti’den mi oluşuyor bu ülke? MHP, İYİ Parti, CHP var. Hepimiz birlikteyiz. Gelin kara kış fonunu kuralım, isim babası siz olun. KDV’yi kış boyunca kaldıralım” önerisinde bulundu.

ÖZELLEŞTİRME ELEŞTİRİSİ

HDP komisyon üyesi Erol Katırcıoğlu da Türkiye Elektrik İletim Şirketi’nin özelleştirilmesine dair eleştirileriyle konuşmaya başladı. Katırcıoğlu, doğalgaza yapılan zamlara değindi. Katırcıoğlu, “2017-2020 yılında elektrik faturalarında şikayet arttı. Elektrik üretiyorsunuz ama enerjiyi kullananların çok da onayladığı bir şey yapmıyorsunuz. Arz güvenliğini sağlamış olabilirsiniz ama vatandaşların elektrik kullanımında memnun olmadığını söyleyebiliriz. Türkiye halkının elektrik kullanımında gayri memnuniyeti doğrudan doğruya elektrik piyasasının yapılanma biçiminde kaynaklanıyor. Öyle bir yapılaştırdık ki kamu tekelinden daha büyük bir tekel oluşturduk. Bunun çokça işaretleri var. DEDAŞ gibi bölgesel tekeller oluşturuldu.2011 yılından sonra EPDK gibi kurumlar bakanlıklara bağlandı ve bağımsızlıkları yok oldu. Bu esas itibariyle Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminin getirdiği bir yer. Dolayısıyla merkezileşme 2011’de başladı. Bağımsız kurumları bakanlıklara bağlayarak, devlet adına iyi işler yapan kurum kalmadı. TRT 1. Devlet kuruluşu mudur? Hayır, Hükümet kuruluşudur. RTÜK, hükümet kuruluşudur. Rekabet Kurumu da son kararıyla hükümete bağlı olduğunu göstermiştir. TEİŞ bir iletim şirketi. Dolayısıyla bunun devlette kalması gereklidir. Bunu da özelleştirirseniz; hiç kimse atılan adımlara güvenemez” dedi.

HDP grubu adına söz alan Ali Kenanoğlu ise madenler üzerinde değerlendirmede bulundu. Zenginlik tanımı, maden ve madencilik tanımına iktidardan farklı baktıklarını belirten Kenanoğlu, “Maalesef madenlere rant, para, zenginlik olarak bakılıyor. Kapitalizm hikayesini burada görebiliyoruz. Bir sömürü düzeni söz konusu, insanlar için değil, doğadaki tüm canlılar için geçerlidir. Yasalar yapılırken, şirketlerini talebi esas alınıyor” şeklinde konuştu.

KENT KENT TAHRİBATLARI SAYDI

Doğanın korunması gerektiğini vurgulayan Kenanoğlu, Zonguldak ve Bartın’ın yüzde 72’sinin maden ruhsatına verildiğini kaydetti. Kenanoğlu, “Zonguldak Bartın’ın ormanlık alanın yüzde 64’ü, önemli doğa alanın yüzde 61, tarım alanlarının yüzde 66’sı madenlere verilmiş. Afyon, yüzde 52’si, ormanlarının yüzde 50’si, önemli doğa alanlarının yüzde 36’sı, tarım alanlarının yüzde 66’sı maden ruhsatına açılmış” dedi.  Kenanoğlu, Maraş, Erzincan, Eskişehir, Kazdağları, Ordu, İskenderun, Uşak ve Artvin’deki madenlerin yarattığı tahribatlara dikkat çekti.

ÇED SÜREÇLERİ

ÇED süreçlerine dair de konuşan Kenanoğlu, şunları söyledi: “ÇED sürecinde 2009’daki değişikliklerle 25 dönümden küçük alanlarda ruhsat alınmıyor. Ruhsatları bölüyor ve ÇED süreçlerine gerek kalmadan ruhsat alıyor. Zaten ÇED gerekli değildir kararlarıyla da bu süreç yürütülüyor. Şırnak’ta 22 alana ÇED gerekli değildir, diyerek izin verildi. Burada yapıldığı gibi manipülasyonlarla üstü örtülüyor.”

Kenanoğlu, “Maden işletmelerinde kamu denetimi sağlanmalıdır. Doğa ve doğal yaşamı tahrip etmeden yapılmalıdır” diye ekledi.

Bütçe görüşmeleri devam ediyor. (MA)