ARTI GERÇEK- Gare harekatına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ahmet Faruk Ünsal, "Eğer Bilal Erdoğan rehin olsaydı Erdoğan operasyon talimatı verir miydi? " dedi. 

Artı TV'de yayınlanan Erdoğan Aydın, Fikri Sağlar ve Ahmet Faruk Ünsal ile Çetele'de Gare harekatı, HDP'nin kapatılma tartışmaları ve AKP iktidarının giderek artan baskısı tüm yönleriyle mercek altına alındı. 

'İKTİDAR, HAREKAT KONUSUNDA MUHALEFETİ İKNA EDEBİLSEYDİ HDP'YE KAPATMA DAVASI GELECEKTİ'

Ahmet Faruk Ünsal, Gare harekatına toplum ve muhalefet ikna edilebilseydi parti kapatma davalarının gelebileceğini söyledi . Ünsal, "İktidar, harekat konusunda muhalefeti ikna edebilseleydi HDP'ye kapatma davası gelecekti. Fakat CHP ve İYİ Parti'nin sağlam durmasıyla iktidar yapmayı planladığı şeyi Gare operasyonu üzerinden yapamadı" dedi. 

'İKTİDAR BİR SIKIŞMIŞLIK İÇERİSİNDE'

Ünsal, Gare harekatının askeri ve siyasi hedeflerine dair yaptığı konuşmasında, iktidarın sıkışmışlık içerisinde olduğunu ve bu sebeple askeri bir zafere ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Ünsal sözlerini şöyle sürdürdü: "Benim bildiğim kadarıyla PKK elinde bulundurduğu rehineleri şimdiye kadar hiç öldürmedi. Belli süreçler işleterek rehineler hep serbest bırakıldı. Dünyada ve Türkiye'de rehinelerin bir hava operasyonuyla veya büyük bir askeri yığınakla kurtarılmaya çalışılmasının büyük bir felaket olduğuna dair yeterince bir bilgi birikimi var. Bir pazarlık süreci ve diplomasi yürütüldüğünde rehinelerin sağ salim kurtarılacağına dair de yeterince bilgi birikimi var. İktidar bunu yapmadı. Çünkü iktidar sıkışmışlık içerisinde.  Ancak askeri bir zaferle bu sıkışmışlığı görünmez kılabilirse toplumdaki siyasal meşruiyetini tekrar inşa edebileceğini düşünüyor."

'SINIRÖTESİ OPERASYONUN SORUMLUSU İCRANIN BAŞIDIR'

Gare harekatında sorumlunun Erdoğan olduğunun altını çizen Ünsal, "Sınırötesi operasyonun sorumlusu icranın başıdır. O imza atmamış olsa o uçaklar sınırötesi operasyon yapamayacaktı. Hükümet sınırötesine askeri harekat yapmak için belli aralıklarla Meclis'ten teskere alır. Cumhurbaşkanı'nın sorumluluğu önce CHP Genel Başkanı'na atması sonrasında da operasyonda silsile ile yer alan kendi memurlarına atması Cumhurbaşkanı'nın siyasi anlamda sorumlu olduğunu gösterir. Eğer Bilal Erdoğan rehin olsaydı Erdoğan operasyon talimatı verir miydi?" dedi. 

'AKP LAİK CUMHURİYET'TEN ÖÇ ALMAK İSTİYOR'

Fikri Sağlar ise yaptığı değerlendirmelerde AKP'nin giderek artan baskısına dair yorumlarda bulundu. AKP'nin  çağdaş, laik ve demokratik Cumhuriyet'ten öç almak istediğini ifade etti. Sağlar sözlerini şöyle sürdürdü: "AKP 18 yıldır nasıl idare ediyor ona bir bakalım. Aslında bu ANAP için söylenirdi, "ANAP bir şirket gibi yönetilir ve bir şirket anlayışıyla kar etmek için ülkede iktidar oldu" denilmişti. AKP bunun bir kademe ilerisinde.  AKP ciddi bir şekilde çağdaş, laik ve demokratik Cumhuriyet'ten öç almak istiyor. O nedenle siyasi yapılanmasını, ilkelerini, siyasi vizyonunu demokrasiyle olan göreceli de olsa şeffaflaşmış yapısından ve hukuk devleti olmaktan çıkararak o yönde hareket eden, yolsuzluklarla, hırsızlıklarla, şaibelerle yoğrulmuş durumda. Hukuğu ve yargıyı ele geçirdiği için yapılanlar bugün ortaya çıkmıyor. Sonunda mutlaka yakalanacaklar, hesap verecekler. İktidarda kalmak istiyor, İstanbul'u kaybetmeleri onlar için çok büyük yaraydı. Nitekim 2 yıl içerisinde İBB'nin yandaşlara ne kadar büyük para aktardığı ortaya çıktı."

'AKP'NİN DEMOKRASİ YANLISI SEÇİLMİŞ KÜRTLERE ALERJİSİ VAR'

HDP'nin kapatılma tartışmalarına dair de konuşan Sağlar, "AKP'nin demokrasi yanlısı seçilmiş Kürtlere alerjisi var. AKP ve MHP, Kürt-Türk çatışmasıyla varlıklarını sürdürmeye çalışıyor. Demokrasi talebinde bulunan Kürtlerin taleplerini kimse ellerinden alamaz" yorumlarını yaptı. Sağlar şöyle konuştu: "7 Haziran seçimlerinden itibaren AKP'nin karşısına başka bir şey çıktı. Türkiye'de Kürt kökenli yurttaşlarımızın ne kadar bilinçli olduğu, demokrasiye, insan haklarına, hukuğa, yargıya ne kadar bağlı olduğu ortaya çıktı. Kürt seçmen kime oy verirse o iktidar oluyor. AKP'nin demokrasi yanlısı seçilmiş Kürtlere alerjisi var. Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca alenen bu kadar dışlama politikası uygulanmamıştır. Siyasi partiyi yok etmenin yanı sıra ona oy verenlerin de artık dışlanması gerektiği söylenmeye başladı. Bu büyük bir tehlike. HDP'nin kapatılması Türkiye için ciddi bir tehlike olur. 31 Mart seçimleri sırasında AKP, Osman Öcalan'ı TRT'ye çıkardı. Sonra ben değil TRT yetkilileri çıkardı dedi. Bir akademisyen mektup getirdi ve o mektup okundu. Amaç AKP'ye oy verdirmekti. Selahattin Demirtaş Edirne'den haber gönderdi "biz demokrasiden yanayız" dedi. Kürt kökenli yurttaşlar Demirtaş'ın sözünü dinledi ve oyunu demokrasiden yana kullanıdı. Bunu bilen AKP ve yok olacağının farkına varan MHP, Kürt-Türk çatışmasıyla varlıklarını sürdürmeye çalışıyorlar. HDP'nin kapatılması mümkün değildir. Şeklen kapatilabilir ama demokrasi talebinde bulunan Kürtlerin taleplerini kimse ellerinden alamaz" 

'İKTİDAR'IN SÖYLEMLERİ 1930'LU YILLARIN ALMANYASI'NDAKİ EGEMEN DÜŞÜNCENİN SÖYLEMLERİNİ HATIRLATIYOR'

Erdoğan Aydın ise yaptığı değerlendirmelerde AKP'nin söylemlerinin Nazi Almanyası söylemlerine benzediğini vurguladı. Aydın, "İktidarın söylemleri 1930'lu yılların Almanya'sındaki egemen düşüncenin Yahudilere ve komünistlere söylediği sözleri hatırlatıyor. Bu noktada HDP'nin kapatılmasının en azından MHP kadar olmasa bile daha ciddiyetle telafuz edildiği sözleri AKP'den duymaya başladık. Bu durum sadece Türkiye'nin demokrasisini değil ekonomisini de ciddi anlamda tahrip edecek sonuçları beraberinde getirecek. Ülkenin vatandaşlarının bir kesimi ısrarla, ortak vatan ve ortak vatanda kardeşlik derken, ısrarla yönlerini Mersin'e, İstanbul'a, Ankara'ya yönlendirip ve burada yaşama tutunmaya çalışırken sürekli onları bölünme, beka, düşman kavramlarıyla özdeşleştirmek Türklük açısından da çok büyük sıkıntılı. Bu Türk halkının ciddi anlamda bir zehirlenmesi hali. Vicdanlı bir Türk nasıl kardeşinin dışlandığı bir durumu normal hale getirmekte ısrarcı olur anlamak mümkün değil. Hem vicdan açısından hem de ekonomik sorunlar açısından kapatma girişminin Türkiye'ye bedellerinin çok ağır olacağını hatırlamak lazım" dedi.