Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında İHD Diyarbakır Şubesi Başkanı ve Diyarbakır Demokrasi Platformu sözcüsü olduğu 2005 yılında Roj TV’de yaptığı konuşma nedeniyle mahkûm edildiği davayla ilgili ihlal kararı sonrası yerel mahkemeler başvuruları reddetti. Demirtaş için Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapıldı.

Gazete Duvar'dan Deniz Tekin'in haberine göre, Selahattin Demirtaş'ın, düşünce ve ifade özgürlüğü hakkının engellediği gerekçesiyle yaptığı başvuruda AİHM, Türkiye’yi tazminat ödemeye mahkûm etmişti. AİHM tarafından verilen ihlal kararı sonrası Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvuran Demirtaş’ın avukatı Mesut Beştaş, ihlal sonuçlarının ortadan kaldırılması için yargılamanın yenilenerek Demirtaş hakkında beraat kararı verilmesini talep etti. Mahkeme ise yapılan başvuruyu reddetti.

MAHKEMENİN GEREKÇESİ

Başvuruyu reddeden mahkeme kararını "her ne kadar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 9 Temmuz 2019 tarihinde vermiş olduğu kararında ihlal kararı vermiş ise de sanık hakkında verilen kovuşturmanın ertelenmesi kararı kamu davasını sonuçlandıran kesin nitelikte bir karar olmadığı, kovuşturma aşamasının devam ettiği, ortada verilmiş ve kesinleşmiş bir hükmün bulunmadığından sanık müdafilerinin yargılanmasının yenilenmesi taleplerinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Yargılanmanın yenilenmesi talebinin 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 311. maddesinde öngörülen şartları taşımaması sebebiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 318/1-3 maddesi gereğince kabul değer bulunmadığından reddine" sözleri ile gerekçelendirdi.

DAVA AYM'YE TAŞINDI

Demirtaş'ın avukatı Mesut Beştaş, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararının kaldırılması için davayı Anayasa Mahkemesi'ne taşıdı.

Avukat Mesut Beştaş tarafından yapılan başvuruda, AİHM’in ihlal kararı gereğince Demirtaş hakkında yeniden yargılama kararı verilmesi yasal bir zorunluluk olması gerekirken yerel mahkemenin başvuru dilekçesi ve AİHM kararını incelemeden bu talebi keyfi ve hukuka aykırı bir şekilde reddettiğine vurgu yapıldı.

Karara ilişkin değerlendirme yapan Mesut Beştaş, "Kamuoyuna yansıyan davanın küçük kısmından da anlaşılacağı üzere Türk yargısı ciddi bir dağılma sürecine girmiştir. Bu davada görüldüğü gibi mahkemelerin ne şekilde karar vereceği öngörülemez bir noktaya gelmiştir. Bu öngörülemezlik, mahkemelerin yasanın ve hukukun gerektiği gibi uygulamamasından kaynaklanıyor. Türk yargı mercilerinin yetki ve görev sınırlarının nelerden ibaret olduğunun birileri tarafından hatırlatılması gerektiğine inanıyorum. Yaşanan hukuksuzluklara ve haksızlıklara karşı koyma ve önüne geçme görevinin yargı mercilerine bırakılmasının ne yazık ki yakıcı bir ihtiyaç haline geldiğini düşünüyorum” dedi.