Akademisyen, eski milletvekili ve siyasetçi Binnaz Toprak, “Boğaziçi’nde akademisyenlerin ve öğrencilerin itirazları AKP iktidarının üniversitelerin yönetim tarzına müdahalesi ile ilgili” diyor.

Bu itirazın hem Boğaziçi’ndeki hem de diğer üniversitelerdeki öğretim üyelerinin 1980 darbesinden sonra YÖK’ün kurulmasıyla birlikte sürekli dile getirdikleri bir husus olduğunun altını çiziyor.

1946’da kabul edilen bir kanunla seçimle işbaşına gelen üniversite rektörlerinin YÖK’le birlikte atanır olduğunu, bir dönem kendisinin de yönetim kurulu üyesi olduğu Öğretim Üyeleri Derneği’nin o gün bugündür üniversite özerkliği için mücadele ettiğini söylüyor. Toprak’ın sözleri şöyle

“Yıllar içinde her parti ki 2002 seçim beyannamesiyle bunu AKP’de vaat etmişti, YÖK’ü kaldırma sözü verdi, ancak iktidara gelen hiçbir parti bu sözü tutmadı. Bu dönemde atanan rektörlerin profiline baktığınızda büyük çoğunluğunun AKP milletvekili adayı ya da milletvekili ya da yakınlarının aday veya milletvekili olduğunu görürsünüz. Bunca üniversite liyakat sahibi kişilerin sadece AKP taraftarları arasında olduğunu düşünmek imkânsız. Bu tarafgir rektörler meselesi ise doğal olarak iktidarın kendi ideolojisini üniversiteler üzerinde hâkim kılma amacını akla getiriyor.”

ATAMA ÖZGÜRLÜK ORTAMINA ZARAR VERİR

Toprak, Boğaziçi’nde yapılmak istenenin Cumhurbaşkanı kararnamesiyle kurulan iki yeni fakülte ve atanan rektör kanalıyla üniversiteye hâkim olup, üniversitedeki özgür ortamı dönüştürmek olduğunu söylüyor.

Boğaziçi’ndeki öğretim üyelerinin ve öğrencilerin bunun farkında oldukları için bu atamalara karşı olduklarının da altını çiziyor. Toprak şöyle devam ediyor

“Ancak, onun da ötesinde, hangi iktidar eliyle olursa olsun rektörlerin atamayla göreve gelmelerinin üniversitede olması gereken özgürlük ortamına zarar vereceğinin bilincindeler, rektör seçimini tüm üniversiteler için talep ediyorlar. Otuz iki yıl ders verdiğim ve kampüse her geldiğimde “burası benim evim” diye düşündüğüm bir kurumun bizzat iktidar tarafından bu şekilde bir kargaşaya sürüklenip yıpratılıyor olmasından tabii ki çok üzgünüm.

Kurumsallaşma ve kurum kültürü elinizin tersiyle bir kenara itebileceğiniz bir mesele değil. 1980 darbesi sonrası askeri yönetim ve o dönemde çok güçlü olan YÖK bile Boğaziçi’ni zapt u rapt altına almayı başaramadı. Eylem ve protestolar devam edecektir. Benim kanaatim, sonunda yıpranan Boğaziçi’nden çok AKP iktidarı olacak. Bu ülkedeki milyonlarca aile için üniversite eğitimi, çocuklarının kendi yaşadıkları hayattan daha iyi bir hayat yaşamalarının anahtarı. Hiçbir siyasi parti ya da iktidar için üniversitelerle uğraşmak akıllıca bir politika değil”