Elçi krizi, ABD, Almanya ve Fransa'nın da aralarında bulunduğu 10 ülke büyükelçisinin, Türkiye'nin iç işlerine karışmadığı taahhüdü sonrasında sakinleşti. Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı devam ederken ABD Büyükelçiliği'nin Twitter hesabından "ABD, Diplomatik İlişkiler Hakkındaki Viyana Sözleşmesi'nin 41'inci maddesine riayet etmeyi teyit eder" açıklaması yapıldı. Aynı açıklamayı diğer büyükelçilikleri de art arda paylaşması, Erdoğan tarafından, , "Bugün büyükelçiliklerden yapılan açıklamayla yanlışlıklarından geri dönülmüştür" şeklinde değerlendirmişti.

AKP'nin ilk Dışişleri Bakanı ve eski diplomat emekli Büyükelçi Yaşar Yakış ise durumu, "Aslında geri adım atan Türkiye. Kriz çözüldü, ama kalıntıları ortada kalacak. Erdoğan'ın diplomasiyi bilmediğini bir kez daha gördük" şeklinde değerlendirdi.

Yakış sözlerini şöyle sürdürdü:

"Geri adım atan Türkiye'dir. Erdoğan, istenmeyen adam inadını kırmak durumunda kalmıştır. Türkiye'yi bundan böyle kurtaracak olan AİHM kararlarını uygulamak ve Kavala'yı, Demirtaş'ı serbest bırakmaktır."

ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve Dış Politika Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Bağcı ise konuya dair, "İstenmeyen adam krizinde hem Türkiye hem de 10 ülke geri adım attı. Krizi geçici olarak çözdüler, ama Ankara'nın bundan böyle Batı'yla işbirliğini sürdürmesi ortadaki güven bunalımını kaldıracak adımlar atmasına bağlı. Neden buna Kavala serbest bırakılarak başlanmıyor?" ifadelerini kullandı.

DW Türkçe’den Hilal Köylü’nün haberine göre; Erdoğan'ın "istenmeyen kişi" ilan edilmesi kararına Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun sıcak bakmadığı ve Çavuşoğlu'nun, Erdoğan'a "büyükelçiler 'istenmeyen kişi' ilan edilirse, ben de bakanlıktan gitmek zorunda kalırım" mesajını ilettiği iddia edildi. 

Büyükelçilerin "istenmeyen kişi" ilan edilmesinin Türkiye'nin önemli işbirliklerine zarar vereceğinden endişe eden AKP'li kurmayların ise Erdoğan'la temas kurup krizin çözümü için formül arayışına girdiği ifade ediliyor. Ardından Cumhurbaşkanlığı ve Dışişleri'nin devreye girdiği ve büyükelçiliklerin Türkiye'nin iç işlerine karışmamayı kabul etmelerinin sağlandığı da belirtiliyor.