ARTI GERÇEK - Dünya gazetesi yazarı Alaattin Aktaş, bugünkü yazısında, "Son yedi yılda çalışma yaşına gelen her 100 kişiden 36'sı "Ben çalışmak istemiyorum" diyerek işgücüne dahil olmadı. Çalışmak istemeyenlerin sayısı 2.4 milyon. Eğer bu kişiler de işgücüne katılsaydı şu an işsiz sayımız yaklaşık 6.5 milyona ulaşacaktı" değerlendirmesi yaptı.

Aktaş, "Bir kıyaslama yapabilmek için geçen yılın ağustosuna bakıyoruz, durum çok farklı. Geçen yılın ağustosundaki istihdam yine mevsim etkisinden arındırılmış verilere göre bir ayda 468 bin artmış ve bu artış tümüyle hizmetlerden kaynaklanmış. Hizmetlerdeki istihdam artışı 465 bin. Tarımda 104 bin azalma, sanayi ve inşaatta 102 bin ve 4 bin artış olmuş. Geçen yıl ağustosta 465 bin artan hizmetler sektörü istihdamı bu yıl nasıl oldu da 341 bin geriledi acaba? Geçen yılki hareket mi yanıltıcıydı, bu yılki mi öyle?" diye sordu.

Dün açıklanan işsizlik verilerini ele alan Aktaş, yazısında şu ifadeleri kullandı:

"Aydan aya olan hareketler de önemli tabii ki ama ağaca bakmaktan ormanı görememe durumuna düşmemek gerek.

İşgücü istatistiklerinde veri seti 2014 yılından bu yana olan dönemi kapsıyor. Dolayısıyla son yedi yıldaki hareketi görme şansımız var.

Ağustos ayları itibarıyla yaptığımız kıyaslama bize şunu gösteriyor:

- Yedi yılda 15 ve daha yukarı yaştaki nüfus 6.7 milyon arttı.

- Çalışabilir nüfus bu kadar arttı ama bu nüfusun 2.4 milyonu işgücüne katılmadı, yani çalışmak istemedi. Oran tam yüzde 36. Çalışma çağına giren her 100 kişiden 36’sı çalışmak istememiş.

- Diğer yandan 6.7 milyon kişinin 4.3 milyonu çalışmak istemiş ve işgücüne katılmış. Ancak bunların yaklaşık 3.2 milyonuna iş bulunabilmiş, böylece 1.1 milyon kişi işsiz kalmış. Yani son yedi yılda işsiz sayısı 1.1 milyona yakın artmış.

- Üstelik son iki yılda işsiz sayısında belirgin bir düşüş gözleniyor. Değerlendirme 2014-2019 dönemi için yapılmış olsaydı işsiz sayısındaki artış 1.7 milyon düzeyinde hesaplanacaktı.

- Peki, çeşitli nedenlerle işgücüne dahil olmayanlar çalışmak isteseydi... O durumda işsiz sayısında 2.4 milyon daha artış olacak ve yedi yıldaki artış da böylece 3.5 milyonu bulacaktı.

Büyük fotoğrafa bakalım bakmaya da, aslında bu fotoğraf da gerçek durumu çok net göstermiyor ki...

İşgücüyle ilgili verileri çok sağlıklı olarak ortaya koymak hiç kolay değil. Ama açıklanan verilerin Türkiye gerçeğini yansıtmaktan çok uzak olduğu da yalın bir gerçek olarak karşımızda duruyor.

Sokaktaki gerçek, TÜİK’in verileriyle uyuşmuyor.

Üç beş kişilik iş için binlerce başvuru yapılıyor olması herhalde bir gösterge.

Üniversite mezunlarının moto kurye olarak çalışmak durumunda kaldığı bir ülkede gerçek işsiz sayısı 4 milyon, işsizlik oranı da yüzde 12 dolayında olabilir mi?

İnşaat mühendisi olmuş genç moto kurye olarak çalışıyor. İktisat ya da işletme mezunu genç kızlar bir markette kasiyer olabilmeye uğraşıyor. Bazı bölümleri tercih edenler belki üniversite sınavını kazandıklarında mutlu oluyor ama daha okula adım attıkları gün mezun olduklarında ne yapacaklarının kaygısına düşüyor.

En küçük ilde bile birkaç üniversite... Niteliği giderek düşen öğretim üyesi kadrosu... Bazı bölümlerin hiç tercih edilmez hale gelmesi... Ve hekimlerin bile işsiz kalacağı bir döneme doğru koşar adım ilerleyen bir sistem...

Ama olsun; en azından görünürde işsiz sayımız 4 milyonun altında ya, işsizlik oranımızı da yüzde 12’lerde tutuyoruz ya, yeter!"