HABER MERKEZİ - Adana'nın Aladağ ilçesindeki Özel Aladağ Kız Öğrenci Yurdu'nda, 29 Kasım 2016'da çıkan yangın sonucu 11'i öğrenci olmak üzere 12 kişinin yaşamını yitirdiği, 24 çocuğun da yaralandığı faciayla ilgili yargılamaya bugün devam edildi. , Aralarında Yurt Müdürü Cumali Ali Genç’in de bulunduğu 6’sı tutuklu 7 kişi hakkında açılan dava ile İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilisi 7 isim hakkında açılan davanın birleştirilmesi sonrası 6'sı tutuklu 14 sanıklı davanın 4'ncü duruşması, Kozan Ticaret Odası Konferans Salonu'nda görüldü. Duruşmada ifade veren denetmenler, yangın konusunda hiç bir eğitimleri olmadığı halde kaymakamlık tarafından denetim için görevlendirildiklerini ve denetimi kağıt üzerinde yaptıklarını anlattı. 

Duruşma öncesinde faciada yaşamını yitirenlerin aileleri, salon önünde bir açıklama yaptı. Aileler adına yapılan açıklamada, ölümlerde sorumluluğu olan kamu görevlilerinin bugün mahkemeye çıkacağını dile getiren Avukat  Ömer Gökhan Çelik, aileler ve hayatını kaybeden çocuklar için bir kez daha hukuk talep etmek için burada olduklarını söyledi.

'ÇOCUKLARIMIZ CEMAATLERE TESLİM EDİLDİ'

Eğitim Sen Adana Şube Başkanı Feray Aytekin Aydoğan ise kamusal kaynakların cemaatlere peşkeş çekildiğini belirterek, "2 milyonun üzerinde çocuk, okul öncesi ve ilkokul döneminden itibaren ailesinden uzak her türlü istismara açık, eğitimci niteliği olmayan kişilerin, cemaatlerin eline teslim edilmeye devam ediyor" dedi. Açıklamaların ardından duruşma salonuna geçildi. Duruşmaya tutuklu sanıklar ile bazı tutuksuz sanıklar, mağdur ve sanık yakınları ile çok sayıda avukat katıldı.

GAZETECİ SALONDAN ÇIKARILDI

Duruşma öncesi kimlik kontrolü yapan polisler, hakaretlerde bulunduğu Mezopotamya Ajansı muhabirini salondan çıkardı. Müşteki avukatların araya girmesi üzerine muhabir yeniden salona alındı. ,

BİLİRKİŞİ RAPORUNA İLİŞKİN TALEPLERE CEVAP VERİLMEDİ

Kimlik tespiti ile başlayan duruşmada mahkemede, yurt faciasında ihmalleri olduğu gerekçesiyle İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Aktaş ve Şube Müdürü Davut Gökçeli ile yurtta denetim yapıp, rapor hazırlayan görevliler Ramazan Arı, Cihan Ünal, Bayram Aydın, Mehmet İpek ve Zeki Yılmaz hakkında açılan dava dosyasının, görülmekte olan davayla birleştirilmesine dair kararı açıkladı. Ardından iddianamenin özeti ve dosyaya eklenen yaralı mağdur çocukların sağlık raporları okundu. Mahkemenin geçen duruşmada istediği bilirkişi raporuna ilişkin talebine ise herhangi bir cevap verilmediği belirtildi. Geçen duruşmalarda kayıt alınırken bu duruşmada kayıt alınmadığı görüldü.

'SADECE YANGIN LEVHASINA VE YANGIN TÜPÜNE BAKTIK'

Duruşmada ifadesi alınan sanık Bayram Aydın, Kaymakamlık'ta görevli olduğunu ve yangın ya da iş güvenliği konusunda eğitim almadığını söyledi. Kaymakamlık görevlendirmesiyle 2014 ve 2015 yıllarında sanıklar arasında bulunan İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Ramazan Arı ile birlikte denetim için Aladağ Özel Kız Öğrenci Yurdu'na gittiğini söyleyen Aydın, "İlçe Milli Eğitim'in verdiği 45 maddelik formu, evet-hayır diye cevaplandırarak denetimi gerçekleştiriyoruz. Herhangi bir yangın denetimi olduğunu bile bilmiyordum. Bu konuda eğitim de almadım" dedi. Yangınla ilgili neye bakması gerektiğini dahi kimsenin söylemediğini ifade eden Aydın, "Yangın levhaları, yangın tüpleri olduğuna bakıyorduk. Formda olmadığı için yangın tatbikatı olup olmadığını sormadık" dedi. Denetimleri sırasında yangın merdiveninin olup olmadığına baktıklarını, kapıların açık ve kullanılır durumda olduğunu ileri süren Aydın, kapıların hangi maddeden yapıldığını ise hatırlayamadığını söyledi. Aydın, çocukların olmadığını söylediği kapı kollarının ise olduğunu iddia etti.

Verdiği ifadesinin ardından müşteki avukatların sorularını yanıtlayan Aydın, resmi olarak veri hazırlama ve işleme ile görevli olduğunu söyledi. Müşteki avukatlar, hazırlanan toplam 10 raporda, Denetim Kurulu üyesi veya başkanı olduğu görülen Aydın'a, raporları neye göre hazırladığı ve raporlarda yer alan artırılmasını istediği tedbirlerin neler olduğunu da sordu. Yeterli personel çalıştırılmasıyla ilgili maddelere ilişkin sorulara 'evet ' yanıtı veren Aydın, birçok madde için ise 'hatırlamıyorum' yanıtı verdi. Aydın, yine kendisine 30 Mayıs 2013 ve 6 Haziran 2013 tarihli raporların birebir aynı olmasının nedeni sorulduğunda da 'hatırlamıyorum' dedi.

'TEKNİK OLARAK BİR ŞEY BİLMİYORDUK'

Kaymakamlık'ta bilgisayar işletmeni olarak görev yaptığını söyleyen sanıklardan Cihan Ünal da, Şube Müdürü Davut Gökçe ile birlikte yurtta denetleme yaptıklarını söyledi. Denetim için bir eğitim almadıklarını belirten Ünal, savunmasında şunları söyledi: "Denetimi Şube Müdürü yapıyordu. Ben sadece imza atıyordum. Denetimden sonra hazırlanan raporun ne olduğu veya ne yapıldığını bilmiyorum. Yangın levhaları vardı. Yangın çıkışı merdivenlerinin yanında perde yoktu. Teknik olarak bir şey bilmiyorduk. Yangından sonra bunların olacağını öğrendik. Yangın tatbikatı ile ilgili ne ben ne de başkası bir şey sormadı. Diğer yurtlarda da denetim yapılıyordu. Raporlar düzenlendiğinde bilgim oldu. Ben raporu düzenledim ve şube müdürüne verip gittim." Mağdur avukatlarının 'yangınla ilgili eğitim almamanıza rağmen neden göreve gittiniz' sorusu karşısında da Ünal, kendisini "Kaymakamlığın oluru ile görevlendirildim. Bunun reddedilmesi mümkün değil" dedi.

'MİLLİ EĞİTİM ŞUBE MÜDÜRÜ: KAĞIT ÜZERİNDE DENETİM YAPTIM'

Savunması alınan İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Davut Gökçeli ise, Kaymakamlığın görevlendirilmesiyle Özel Öğrenci Yurtları Yönetmenliği kapsamında denetim yaptıklarını söyledi. Gökçeli, savunmasının devamında şunları söyledi: "Yangınla ilgili bir eğitim almadım. Benim yaptığım denetim özel öğrenci yurtları yönetmenliği ile yaptığım bir denetimdir. Ben teknik personel değilim, eğitim almadım. Yurt açılması sırasında özel yurtlarla ilgili 18 şart yerine getirilmeden açılmasına izin verilmemesi gerekiyor. Bu yurt 2010 yılında dönüştürülmüş. Dönüştürülmesi sırasında sağlık, bayındırlık ve iskan müdürlüğü’nden olumlu raporlar alarak açılmıştır. O zamandan beri Bayındırlık’tan, itfaiye konusunda değişiklik anlamında herhangi bir talep gelmemiştir."

Alınan sanık ifadelerinin ardından duruşmada mağdur avukatlarından Sosyal Haklar Derneği (SHD) üyesi Can Atalay’ın facianın yaşandığı yurdun Süleymancılar Cemaati'nin denetimi altında olduğunu dile getirmesi üzerine salonda kısa süreli gerginlik yaşandı. Duruşma savcısının da Atalay'a tepki göstermesi dikkat çekti. Bunun üzerine mağdur yakını Salih Aydoğdu, "Nerede bizi savunmaya çalışan biri varsa dışarı atılmak isteniyor" diye bağırarak Av. Atalay’a destek verdi.  (Mezopotamya Ajansı)