Ayşegül KARAKÜLHANCI


ARTI GERÇEK - Geçtiğimiz çarşamba günü Almanya’da Sosyal Demokrat Parti (SPD), Yeşiller ve Hür Demokrat Parti’nin (FDP) üzerinde uzlaşma sağladığı koalisyon sözleşmesi kamuoyuna tanıtıldı.

Partilerin renklerinden dolayı 'trafik lambası' olarak da adlandırılan koalisyon hükümetinin üzerinde anlaştığı 173 sayfalık sözleşme 4-5 Aralık tarihleri arasında Federal Meclis’te oylanacak. 6 Aralık’ta ise SPD’nin başbakan adayı hem Büyük Koalisyon’nun hem de şu andaki geçici hükümetin Maliye Bakanı olan Olaf Scholz’un yine Federal Meclis tarafından şansölye olarak seçilmesi bekleniyor. Dört yıl boyunca AB’nin motor gücü Almanya’yı bu üç parti yönetecek.

KOALİSYON’UN GÖÇMEN POLİTİKASI NE OLACAK?

Angela Merkel’in başbakanlığı döneminde bir göç ülkesi olduğunu kabul etmiş olsa da ağır bürokrasisi ile ün salmış olan Almanya göçmenler için oldukça zor bir ülke. Bu koalisyonda ne yazık ki çok gerekli olmasına rağmen bir göçmen bakanlığı kurmadı. Henüz SPD bakanlar listesini açıklamadı ancak şu anda trafik lambası koalisyonunun tek göçmen kökenli bakanı Yeşiller’in tarım bakanı olarak ilan ettiği 55 yaşındaki tecrübeli siyasetçi Cem Özdemir. Özdemir’in de bu bakanlığa gelebilmesi oldukça zor oldu. Son dakikaya kadar Yeşiller’in sol kanadı ve Cem Özdemir’in içinde olduğu reel kanadı (realo) arasında parti içi ciddi bir çekişme yaşandı.

Yeni koalisyonun ilan ettiği sözleşme göç bakanlığı olmamasına karşın göçmenler için ciddi atılımları barındırıyor. “Daha fazla ilerleme için cesaret” (Mehr Fortschritt wagen) başlıklı hükümet sözleşmesinde misafirperver bir anlayış oturtuyor.

Sözleşmede yabancı kökenli vatandaşlar için çifte vatandaşlığın mümkün olması gerektiği ifade ediliyor ki bu yıllardır SPD'nin yabancılara ve en çok göçmen nüfus olan Türkiyelilere her seçimde verdiği bir sözdü. Aynı şekilde Yeşiller de çifte vatandaşlığı savunuyordu. Ek olarak, Almanya vatandaşlığına giden yol basitleştirilecek ve özellikle iyi entegre olunması durumunda Alman vatandaşı olmak ülkeye geldikten üç yıl sonra mümkün olacak.

Anne veya babanın beş yıl yasal olarak Almanya'da yaşıyor olması durumunda, ebeveynler yabancı uyruklu olsalar da Almanya'da doğan çocuklar doğumdan sonra Alman vatandaşı olabilecek.

Sözleşmede sığınma talebi reddedilmiş kişiler için çok önemli bir cümle yer alıyor. Eğer iltica talebi reddedilmiş biri Almanca öğrenmiş, çalışıp kendi geçimini sağlayabiliyorsa ve suç işlememişse, Almanya'da kalıcı olabilmesi için yeni fırsatlara sahip olmalıdır deniliyor. Tabii bu yeni fırsatların ne olacağının detaylarını daha sonra öğrenebileceğiz.

Oturma hakkının planlı bir şekilde hafifletilmesinden sonra anlaşılan bu kolaylıktan yararlanabilmesi için söz konusu göçmenin Almanya için ekonomik açıdan faydalı olup olmadığı temel bakılacak nokta olacak.

Ülkeye iyi entegre olmuş,  üç yıl yaşamış gençlere 27 yaşına kadar ülkede kalma fırsatı verilecek. Mülteciler için ise aile birleşimi genişletilecek. Bu sorunun çözülmesi Suriye savaşından, Afganistan'dan ve Afrika'dan gelenler için çok önemliydi. Aileler bütün varını yoğunu ailenden bir erkeğin Almanya'ya ulaşması için harcıyor ama gelen aile ferdi eşi ve çocukları dışında aile üyelerini yasal olarak getiremiyordu. Bu durumda aile birleşimi sadece çekirdek aileyi kapsamayacak görünüyor.

Pasaport veya kimlik kartı olmadan Almanya'ya gelen insanlar için prosedür daha kolay hale getirilecek. Sığınmacılar halen geldikleri ülkenin gerçekte söyledikleri ülke olup olmadığını kanıtlamak zorundalar. Bu durum konsolosluklara gidemeyenler, siyasi sığınmacılar, hükümet sistemi ve bürokrasisi oturmamış ülkelerden gelenler, savaştan, çatışmadan kaçanlar için büyük bir zorluk oluşturuyor. Şimdi yeni koalisyon partileri bir yabancının geldiği yer ve kimliği hakkında “yeminle taahhüt” etme yeniliğini getirecek.

Kaçmanın ve sığınmanın ötesinde, göçmenlerin önünde engel oluşturan konular düzenlenecek. Puan sistemine dayalı bir "şans kartı" ile göçmenlik yasasında ikinci bir ayak oluşturulacak. Bununla iş arayanların Alman işgücü piyasasına kontrollü erişimleri sağlanacak.

Göç ve mülteci politikasında koalisyonun projesi önemli sinyaller barındırıyor. Avrupa’ya gelmek için yola çıkan insanların yollarda ölmesini engellemek hedefleniyor. Almanya’nın yeni hükümetinin atacağı bu adımlar bu ölümleri azaltabilecek mi bunu yaşayarak göreceğiz. Ayrıca Avrupa'nın dış sınırlarında şiddet kullanılarak yapılan geri itmelere son vermenin ve AB'ye düzensiz göçü azaltmanın mümkün olup olmayacağı da Almanya’nın atacağı bu adımlarla yeni süreçte görülebilir.

Göç uzmanları yasal göç, mültecilerin yeniden yerleşim yoluyla kabulü, entegrasyon perspektifleri, suçluların ve 'terör' şüphelilerinin sınır dışı edilmesi konularında koalisyonun doğru yolda olduğunu düşünüyor.

Koalisyonun sözleşemeye aldığı tüm maddeler, AB'nin dış sınırlarında yeniden insan hakları yasalarına uygun davranmanın, hukukun üstünlüğünün korunmasının geri gelmesini sağlamaya yönelik hedefler olarak yorumlanabilir.

SPD, Yeşiller ve FDP’den oluşan koalisyon bu sözleşmedeki maddeleri uygulayabilir, hayata geçirebilirse düzensiz göçü ve buna bağlı yaşanan problemleri azaltmak konusunda hem AB’nin diğer ülkelerine hem Avrupa ülkelerine hem de göç alan tüm ülkelere örnek teşkil edebilir ve cesaret verebilir.

NOT: Koalisyon sözleşmesinin içeriğini ileriki yazılarda irdelemeye devam edeceğiz.