Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi (AK BK), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Daire’nin Selahattin Demirtaş ve insan hakları savunucusu Osman Kavala hakkında verdiği tahliye kararının biran önce gerçekleştirmesini istedi. AK Bakanlar Komitesi tarafından yapılan açıklamada HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın şu an ikinci kez mükerrer olarak tutuklandığı ve yargılandığı Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nin de ismi yer almıştı. 

Kobanê Davası avukatlarından Cahit Kırkazak, komite ve AİHM Büyük Dairesi kararının HDP’li tutuklu siyasetçilere yansıması ile devam eden Kobanê Davası’nı değerlendirdi. 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının üye devletler tarafından uygulanıp, uygulanmadığını denetleme yetkisinin Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nde olduğunu hatırlatan Kırkazak, AİHM’in Demirtaş kararını verdiği 22 Aralık 2020’den bu yana komite tarafından 3 oturumdur gündeme geldiğini hatırlattı. Eylül ayında yapılan 3’üncü oturumda Komite tarafından tespitin net yapıldığına işaret eden Kırkazak, “AİHM Büyük Daire Kararı, Demirtaş’ın sadece 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki kararını değil. Aynı zamanda şu anda mevcut olan 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki kararı da etkilediğini, mahkemenin ilk kararının tutukluluğunun devamı olduğunu ve dolayısıyla derhal tahliye olması gerektiğini aksi halde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5’inci maddesi olan ‘özgürlük ve güvenlik hakkı’ ihlal edildiğine ilişkin tespitte bulundu” dedi.

SEÇİLME HAKKINA MÜDAHALE

AİHM’in Demirtaş kararında yer alan Mayıs 2016’da getirilen geçici düzenleme ardından kaldırılan dokunulmazlıklar sürecine dair de önemli tespitler bulunduğunu belirten Kırkazak, “Bu pratiklerin de ortadan kaldırılmasını istiyor. Mesela en temel tartıştığı ‘Hukuki Öngörülebilirlik’ ilkesidir. Nedir bu öngörülebilirlik ilkesi. İnsanlar bugün mevcut mevzuata ve hukuka göre davranırlarken yarın bunların aleyhinde başlarına bir şey gelmeyeceğini ya da hukukla muhatap olamayacaklarının güvencesi olması gerekiyor. AİHM, 20 Mayıs 2016’da kaldırılan dokunulmazlıklara dair 83’üncü madde yapılan geçici değişiklikle öngörülemeyen ve usule aykırı bir işlem yapıldığını belirtiyor. Bunun da AİHM sözleşmesinin ek 1 nolu protokolünün 3. maddesine göre seçme ve seçilme hakkının ihlal edildiği tespitini yapıyor ve bu ihlalin ortadan kaldırılmasını talep ediyor” diye belirtti.  

DOKUNULMAZLIK İHLALİNİN KALDIRILMASI İSTENİYOR

Komite tarafından Türkiye’ye verilen süreye ilişkin de konuşan Kırkazak, şöyle devam etti: “Demirtaş’ın tahliyesi ihlal ediliyor, suç işleniyor ama 30 Eylül’ kadar da Türkiye’den bir yol haritası istiyor. AİHM, ‘sen Anayasa değişikliği yaparken, seçilmişlerin dokunulmazlığını kaldırırken bir ihlal yarattın ve bu ihlali ortadan kaldırırken nasıl bir yol izleyeceksin’ diyor. AİHM’in bu yol haritasını istemesi çok önemli. Her ne kadar Demirtaş kararı gibi olmuş gözükse de özgürlükleri elinden alınan herkesi kapsayacak bir düzenlemedir. Figen Yüksekdağ için de İdris Baluken için de bu böyledir. Bu karar zaten pilot bir karardı, ilerde diğer vekiller için de bu kararlar tek tek gelecek.”

KOBANÊ DAVASI MAHKEMESİNE MESAJ

Komite tarafından yapılan açıklamanın bir diğer muhatabının da Kobanê Davası’nın görüldüğü Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi olduğunu kaydeden Kırkazak, “AİHM Demirtaş’ın ikinci tutukluluğunu biliyordu ve kararında ikinci tutukluluk birincinin devamı şeklinde tespitte bulundu. Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nin iddiası bu kararının kendilerini bağlamadığını iddia ediyor. AK Bakanlar Komitesi Eylül toplantısında 22. Ağır Ceza Mahkemesi’ne ilişkin tahliye kararı verilmesi gerektiğini belirtiyor” diye konuştu.

AYM ETKİLİ Mİ DEĞİL Mİ?

Demirtaş’ın ikinci tutukluluğuna ilişkin de yakın zamanda bir karar çıkmasını beklediklerini ifade eden Kırkazak, bu kararda Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) etkili bir iç hukuk yolu olup, olmadığına ilişkin önemli bir tespit beklediklerini söyledi. AİHM’in Türkiye hükümetine “AYM’nin etkili bir iç hukuk yolu olduğunu düşünüyor musunuz?” yönelttiği bu sorunun önemine dikkati çeken Kırkazak, “AİHM kararları genelde sorduğu sorular üzerinden bir değerlendirmeye tabi tutar. Demirtaş’ın iki yıldır özgürlük ve güvenlik hakkı ihlal ediliyor. AYM etkili bir iç hukuk yolu olmaktan çıkmıştır. Özgürlük ihlal edildikten sonra tazminat vermenin bir anlamı yok. AİHM bunu gördüğü için hükümete AYM’nin etkili bir iç hukuk yolu olup, olmadığını soruyor. AİHM, AYM’nin pratiğini gördü. AYM’nin tüm muhalifler açısından etkili bir hukuk yolu olmadığına karar verecek” dedi.

‘MUHALEFET BOĞULMAK İSTENİYOR’

Türkiye’de yargının iktidarın elinde bağımlı hale geldiğini sadece AYM’nin değil, İstinaf ve Yargıtay’ın da muhalifler açısından etkili bir iç hukuk yolu olmaktan çıktığını vurgulayan Kırkazak, yargının iktidarın talimatıyla hareket eden muhalifleri baskılama aracına dönüştüğünü hatırlattı. HDP’li siyasetçilere açılan Kobanê Davası’nın da bu sürecin bir parçası olduğuna dikkati çeken Kırkazak, “Kobanê Davası siyasi saiklerle hazırlanan bir dava ve Kürtler üzerinden HDP’yi, HDP üzerinden muhalefeti boğmaya yönelik bir davadır. Bu davanın bir ajandası var ve bu ajandaya göre hareket ediyor” diye belirtti.  

‘TALİMATLA ADIM ADIM İLERLEDİLER’

Kobanê Davası’nda Ankara TEM imzalı 5 sayfalık belgenin 2018 yılında savcıya gönderildiğini ve savcı tarafından yapılan çalışmalar sırasında dosyada unutulduğunu anımsatan Kırkazak, belge içerisinde siyasetçilerin isimlerinin sayıldığını ve Türk Ceza Kanunu (TCK) 302’den (Devletin birliği ve ülkenin bütünlüğünü bozma) dava açılması halinde bunun partiyi kapatma içinde gerekçe yapılacağına vurgu yapıldığını yineledi. Bu amaç doğrultusunda Kobanê Davası üzerinden adım adım HDP’nin kapatılmasına gidecek sürece dair sahte delil arayışına başvurulduğunu aktaran Kırkazak, “İkinci olarak Kürt siyasetçiler ve HDP’li siyasetçileri rehin alma ve AİHM kararını boşa çıkarma için kullanılan bir araçsal davadır” dedi. (MA / Berivan Altan)