Bilgehan Uçak


+GerçekTV’de yayınlanan Gündemin Gerçekleri programında konuğum akademisyen Prof. Baskın Oran ile iç ve dış politikadaki son gelişmelerini konuştuk. Türk dış politikasının son on senede sadece "Tayyip Erdoğan dış politikası" olduğunu söyleyen Prof. Baskın Oran, Diyarbakır'a açılması planlanan Devlet Bahçeli Hatıra Ormanı'nı da iç politikadaki "yönetememe" krizinin en somut örneği olduğunu söylüyor.

"DİPSİZ BİR KUYUYA DÜŞÜYORUZ"

Türkiye, dünyayla mukayese edildiği listelerde çok hızlı hareket ediyor. Eğer bu listeler enflasyon ya da faiz gibi olumsuz şeylerse, Surinam olsun, Haiti olsun geçerek zirveye oynuyoruz.

“En yüksek enflasyonun” Venezuella’da olmasını memleketçe içimize sindiremediğimizden birkaç ayda bir, “dünyanın en kötü yönetilen” ülkesi denen Venezuella’ya biraz daha yaklaşıyoruz.

Ama konu eğer “hukuk devleti” olmak, “ifade hürriyeti”, “yaşayanların mutluluğu”, “basın özgürlüğü” gibi “tali” konular ise gene benzer ülkelerle yarışıyoruz ama bu sefer sıranın sonundan.

Dipsiz bir kuyuya düşmekteymişçesine Kara Afrika’nın milli geliri neredeyse olmayan ülkelerine omuz atıp gene Venezuella’yı yakalamaya çalışıyoruz.

“MECBURİ VE GÖNÜLLÜ VATANDAŞLAR" 

Baskın Oran da Türkiye’nin en önemli konusunun “mecburi vatandaşlar”ı “gönüllü vatandaşlar”a çevirmek olduğunu söylüyor.

Bunlardan birincisi, malum Baskın Hoca kitaplarında sıkça anlatır, “objektif kimlik”tir. Değiştirilemez. Nerede doğduysan oralısın, işte. Oysa diğeri, “subjektif kimlik”tir ki kişinin isteği doğrultusunda değiştirilebilir.

Misal, ben istesem gidip Japonyalı olabilirim -ama tabii ki Japon olamam. Bu ikincisi, “gönüllü vatandaşlığın” yeridir. En büyük başarı da insanların doğruları yerlerde “mecburi vatandaş” olarak değil, “gönüllü yurttaş” olarak yaşamalarını sağlamaktır.

Baskın Oran, bu yakındalarda Diyarbakır’da açılması planlanan “Devlet Bahçeli Hatıra Ormanı”nı Kürtleri çıldırmanın en akla gelmez uç örneklerinden biri olarak nitelendiriyor. Türkiye’nin bu zihniyet ile bırakın bir sorunu çözmeyi, işleri daha da işin içinden çıkılamaz bir noktaya getireceğini söylüyor.

“TÜRK DIŞ POLİTİKASI YOK, ERDOĞAN DIŞ POLİTİKASI VAR" 

İç politika böyle de dış politikada durum farklı mı? Yooo. İşte dün yediğimiz hurmaların bugün başımıza açtığı felaketleri günbegün görüyoruz. Baskın Oran, 2011’e kadar içerde ve dışarda Türkiye’nin olabildiğince iyi yönetildiği iddia ederken 2013’te her şeyin bozulmaya başladığını hatırlatıyor ve son yıllarda “Türk Dış Politikası” yerine “Erdoğan Dış Politikası” izlendiğinin altını çiziyor.

Erdoğan Dış Politikası’nın hiçbir şart altında tevarüs edilen bir dış politika geleneği olmadığını ifade eden Oran, bu coğrafyadaki devletin “dengeli” olması gerektiğini, aksi takdirde büyük devletler tarafından başına birçok iş açılabileceğini ikaz ederken, Osmanlı’nın Bizans’tan, bizim de Osmanlı’dan aldığımız yüzlerce yıllık bu “denge politikasının” asla iki büyük kuvveti birbirine kırdırmak olarak yorumlanmaması gerektiğini de vurguluyor.

“ARABULUCU OLUNUR, GARANTÖRLÜK ÇOK RİSKLİ"

Türkiye’nin Rusya ile Ukrayna arasında “arabulucu” olmasına da değinen Oran, bu tavrın Türkiyelilerin gururunu okşadığını ama bu işin bir sonraki aşamaya, yani “garantörlüğe” götürülmesi haline ilerde çok ciddi sorunlara yol açabileceğini de hatırlatıyor. Türkiye’nin garantör olması durumunda benzeri bir müdahalede Rusya ile sıcak savaşa girmesi gerekeceğini söyleyen Baskın Oran, Suriye’deki askerlerin orada Rusya’nın izniyle konuşlandığının da altını çiziyor.

Sohbetimizin tamamı burada: