Bekir Ağırdır, seçim öncesi güven inşa etmenin önemine vurgu yaparak, "Yoksa “Adı en çok bilineni aday yapalım, harika da bir seçim sloganı bulalım” kolaycılığı çok kez yaşadığımız iktidarın siyasi manevralardaki mahareti karşısında büyük hayal kırıklığı yaratabilir" ifadelerini kullandı.

T24'deki köşe yazısında seçim öncesi atmosferin kritiğini yapan Ağırdır, bu kış toplum düzeyinde ayrımcılığın artacağını belirterek şu sözleri ekledi:

"Bu karamsarlığımın birkaç nedeni var. Ülkenin işsizlik ve enflasyon dâhil birçok temel sorunu var ve bunlar yönetilemiyor. Küresel bölüşüm kavgasının hem sahnesi hem öznesiyiz, ama iktidar meselelere ya inatlaşma ya kendi iktidarı üzerindeki risk ve fırsatlar açısından bakıyor. Suriye, Libya, Doğu Akdeniz, Kıbrıs, ABD, Rusya derken problemleri çözmeye değil bilek bükme yarışına ve silaha yatırıma odaklanmış durumdayız.

Ekonomi, siyaset, dış politika gibi bir dizi çok aktörlü, çok boyutlu yönetilemeyen sorunlar nedeniyle toplumsal desteğinin azalıyor olduğunu artık iktidar da görüyor. Muhafazakâr dünyanın aydınları ve aklıselim siyasetçileri daha yüksek sesle sorunlara, toplumsal destekteki eksilmeye dikkat çekmeye çabalıyorlar.

İktidar ise mekanizmalara hâkimiyeti ile toplumsal destekteki azalma arasında her gün biraz daha büyüyen yarığı şoven, dinci, ayrımcı dille doldurmaya çalışıyor. Sorunlar ya “yokmuş” gibi davranılıyor ya da “dış ve iç düşmanların manipülasyonları” gibi bir söylemle açıklanmaya çalışılıyor.

Daha önemlisi toplum gündelik hayatın içinde her alanda hissedilen yönetimsizlik, kuralsızlık ikliminde giderek kendisini daha sahipsiz, umutsuz, çaresiz hissediyor.

İktidarın bugünkü politika ve söylemlerinde radikal değişim artık neredeyse olanaksız. Her hak talebinin şiddetle bastırıldığı, değişimin kaos üreteceği algısının güçlenmesine yaslanan iktidar politikalarının yaygınlaşacağını öngörebiliriz. İktidar sorunlarla değil muhalif aktörlerle, fikirlerle, eylemlerle kavgayı, gerektiğinde şiddetle susturmayı ana politika yapmaya devam edecek. Seçime kadar geçecek sürede seçmenin algısını ve kanaatlerini bu dilden manipüle edebileceği varsayımına yaslanıldığı anlaşılıyor."