Can DÜNDAR 


ARTI GERÇEK- Bütün gün sosyal medyada gezinen çizgi çocuklar, kâğıda çizilmiş istismarcı adamlar, kadınlar derimizi, zihnimizi, ruhumuzu çizdi sanki… 

Sadece Antalya’da iki kardeşi istismara sürükleyen anne ile üvey babanın serbest bırakılması değildi ruhları kanatan

Siyasetçilere kadın bulmakla görevli danışmanın Saray’a terfi etmesi de eklendi buna…

Öz oğluna istismardan tutuklanan AKP’nin eski Selçuk Gençlik Kolları Başkanı Refik Yakıt’la ilgili habere erişim yasağı da… 

Daha geçen hafta 12 yaşında çocuğa istismardan tutuklanan Uşşaki tarikatı lideri Eyyup Fatih Şağban’ın 10 yıllık hapis cezası haberini almıştık. 

Muhafazakâr-milliyetçi hükümet, Onur Yürüyüşü’ndekilere homofobi saldırısı yapadursun; toplumun dip köşesinden ağır bir ahlaki çürümenin kokuları geliyor.

Üstelik AKP, yeni yargı paketinde cinsel istismarla suçlananları kollayan bir madde getiriyor. Artık istismarcılara yönelik “kuvvetli suç şüphesi”nin tutuklama için yeterli olmayacağı, “somut delil” aranacağı hükme bağlanıyor. Çocukların istismarı çizmesi bile tutuklu kalmaya yetmemişken nasıl bir somut delil bekleniyor acaba?

Gün boyu sosyal medyada haklı tepkiler yükseldi. Ancak çoğunlukla hedefi belirsiz bir tepkiydi bu; bir tür öfke ve yılgınlık patlaması… Oysa artık sosyal medyadaki gücümüzü, linçe dönüştürmeden, sonuç alıcı hedeflere yönlendirmemiz gerekiyor. 

Tacizcilere tahliye kararını veren mahkeme heyetindekilerin isimlerini bilmek hakkımız değil mi mesela?

Tacizcilerin tutuklanmasını zorlaştıran yargı paketine imza atan vekilleri fotoğraflarıyla tanıtsak iyi olmaz mı?

Siyasetçilere kadın bulanları ve kadın bulunan siyasetçileri deşifre eden, tecrit eden bir kampanya işe yaramaz mı? 

Elbette sosyal medyanın yargının yerini almasından ya da yargısız infazdan yana değilim; ama yargı, suçluların suç ortağına dönüştüyse, bizim de mağdurlara ses olmamız gerekiyor. 

“Yetti artık” tweeti atmak yetmiyor artık; bu suçun ortaklarını mahkeme önüne çıkaramıyoruz ama, insan içine çıkamaz hale getirebiliriz.