HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, 2022 Newroz meydanlarına işaret ederek, “Milyonlar, İmralı’yla diyalog kapılarının bir an önce açılması talebini haykırdı” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Meclis Grup Toplantısı’nı düzenledi. Toplantıda HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Buldan’ın konuşması öncesi Newroz kutlamalarının yer aldığı sinevizyon gösterimi yapıldı. Ardından söz alan Buldan, görkemli bir Newroz’u geride bıraktıklarını söyledi. Buldan, “Hakkâri’den Edirne’ye, Amed’den İzmir’e, Cizre’den Hatay’a, Şırnak’tan Bursa’ya, Van’dan Aydın’a, Cizre’den Muğla’ya, Mardin’den İstanbul’a kadar Türkiye’nin her yerinde 76 merkezde milyonlar alanlara aktı, iradesini ortaya koydu. Kürt halkının öncülük ettiği Newroz kutlamaları ülke sınırlarını da aştı. Frankfurt’tan Paris’e ve Londra’ya kadar milyonlarca insan Avrupa merkezlerinde de muhteşem Newroz mitinglerinde bir araya geldi. Milyonlar faşizme ve karanlığa inat tarihi bir coşkuyla Newroz alanlarında yekvücut oldu, ‘Zulüm varsa direniş de var’ diyerek inancı ve cesareti her alanda büyüttü. Kadınlar ve gençler başta olmak üzere milyonlar, barış ve özgürlüğü haykırdı, halk iradesinin yenilmez olduğunu bir kez daha alanlarda gösterdi” dedi. 

Buldan'ın konuşmasından satır başları şöyle:

Milyonlar, 2013 Çözüm Mektubu ve Dolmabahçe Mutabakatı’nın arkasında olduğunu bir kez daha gösterdi. İmralı’yla diyalog kapılarının bir an önce açılması talebini Nevroz’da haykırdı.

Kürt halkı ana dillerinin üzerindeki baskı ve asimilasyonlarının kaldırılmasını istedi. Ana dilimiz onurumuzdur, sonuna kadar sahip çıkacağız.  Nevroz, HDP’nin üçüncü yol siyasetinin, stratejisinin, ortak ve eşit geleceği inşa edecek en güçlü yol olduğunu gösterdi. Demokrasi ittifakı daha fazla büyüterek yolumuza devam edeceğiz.

Rotası demokrasi ve hukuk olmayan bir iktidar karanlıklardan beslenir.  Furkan Vakfı’nın Adana’da yapmak istediği basın açıklamasına, demokratik bir hakkın kullanımına kolluk güçlerinin yapmış olduğu insanlık dışı, hukuk dışı saldırı, AKP- MHP iktidarının sokaktaki, siyasetteki gerçek yüzünü bir kez daha göstermiştir.  Bu uygulamayı kınıyoruz. Adana’daki tablo uzun bir süredir karakollarda, cezaevlerinde görünmez kapılar ardında rutin hale getirilen işkencenin sokaklara taşmış halidir.

AKP - MHP iktidarı ölümün, işkencenin cezasızlığın kol gezdiği bir ülkenin ortamını ne yazık ki yaratmış durumda. İşkenceye sıfır tolerans dediler, işkenceciye tolerans iktidarı oldular.  28 Şubat’ın mağduruyuz dediler, zulüm yarışında 28 Şubatçıların önüne geçmeyi başardılar.

Ölüm siyaseti, hasta tutuklulara yönelik düşmanlık hukuku AKP- MHP’nin iktidar siyaseti olarak karşımıza çıkmaktadır. Cezaevlerinin zulüm ve ölüm evlerine döndüğünü anlamak için sadece son 15 güne bakmak yeterlidir.

Iğdır S Tipi Kapalı Cezaevi’nde tek başına hücrede tutulan 28 yaşındaki Sinan Kaya şüpheli şekilde hayatını kaybetti. Şervancan Güder, henüz 20 yaşındaydı. Van F tipi cezaevinden kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi. Diyarbakır D tipi cezaevinde tutulan ve yaşamını yitirmek üzereyken tahliye edilen hasta tutsak Hayri Karaş, tahliyesinden 10 gün sonra tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Bu ölümlerin siyasi sorumlusu AKP iktidarıdır.

Sincan Cezaevi’nde tutulan yüzde 80 engelli Mehtap Şentürk hakkında mevcut tedaviden yeterli yarar görmediği saptanmasına rağmen cezaevinde kalabilir raporu verildi. Diyarbakır’da son 20 günde infazları ertelenen  4 tutukludan 2’si yaşamını yitirdi, diğer ikisi de tutuklanıp yeniden cezaevine konuldu.

Aysel Tuğluk da ağır hasta tutuklu olan bir arkadaşımız. Kendisine demans tanısı konulmasının, cezaevinde tek başına yaşamını idame ettiremeyecek olmasına rağmen tahliyesi engellenmektedir. Kinle, intikamla, düşmanlıkla hareket eden bir iktidar ve devlet aklı sadece insanlığı değil adaleti öldürmektedir. Hukuk ortadan kalktığında ülke, toplum, insanlık, vicdanlar çöker.

Buradan Adalet Bakanı’na bir kez daha seslenmek istiyorum: Cezaevlerini toplama kampına dönüştüren bu işkence uygulamasına bir an önce son verin.

Aysel Tuğluk arkadaşımız başta olmak üzere tüm hasta tutukluları derhal tahliye edin. Onların tahliyesini gerçekleştirin.

AKP Genel Başkanı, hayat pahalılığının farkında olduklarını söylüyor. Sanırsınız ki 20 yıldır bu ülkeyi yönetenler onlar değil, sanki muhalefette olan bir parti olarak konuşmaya devam ediyorlar.  Bir zamanlar bir mermi kaç para diyen zihniyet şimdi hayat pahalılığından bahşediyor. Krizin nedeni sizin bu mermi siyasetinizdir.

Millet kuru ekmek bulamıyor o manda yoğurdu, kestane balı, medine hurması, yulaf yiyin diye halkımıza bunu söylemekten utanmıyor.

Et ve Süt Kurumu Başkanı gitti ama zamlar yerinde duruyor.  Zengine kur-faiz garantisi halka ise yoksulluk dayatması. Geçen hafta müjde verir gibi Çanakkale Köprüsü’nü açtılar. Yaptıkları köprüler soygun köprüsüdür.

Çeteye çete demeye devam edeceğiz.  İnsanlara sadece suyla açılabilecek bir iftar sofrası bıraktılar. Gelin Ramazan’dan önce Meclis’i etkin bir şekilde çalıştıralım ve eriyen asgari ücreti hemen yeniden belirleyelim. Tek başına KDV indirimi halkı rahatlatmaz. Akaryakıt ve ulaşımdaki ÖTV kaldırılsın, mazot fiyatları indirilsin."