Remzi BUDANCİR


+GERÇEK-Türkiye’nin Irak Federe Kürdistan Bölgesi’nde Zap, Avaşîn ve Metîna’ya yönelik başlattığı askeri harekât devam ediyor. Yoğun çatışmaların yaşandığı bölgeden can kayıpları haberleri gelirken, diğer taraftan Irak ordusu da Şengal’e askeri yığınak yapıyor. Bölgede gerginlik giderek tırmanıyor. Bölgede artan askeri harekatlara tepkiler de yükseliyor. Bölgede devam eden askeri harekâta ilişkin yazılı açıklama yapan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi, Alevi toplumsallığı ve kadınları olarak içinde bulunduğumuz savaş halini kabul etmediklerini bildirdi.

'SAVAŞ HALİNİ REDDEDİYORUZ'

Savaş halinin Alevi inancına ters, yol düsturlarına aykırı olduğunun belirtildiği açıklamada, “Evrenin ikrarlı akış halini salisenin onda biri bir süre müdahale; kaos halini ve yok oluşa sebep olur. Toplumsal barışı da; savaş hali kaosa sürüklemektedir. Alevi kadınlar olarak; savaş halini reddediyoruz, doğumu Haq kapısı bilen bizler yaşamayı, yaşatmayı, üretmeyi, paylaşmayı, cümle canı ve doğayı koruyup kollamayı yaşam düsturu olarak algılar ve böyle yaşarız. Savaş hali inancımıza ters yol düsturumuza aykırıdır” denildi.

'ULUS DEVLET ZİHNİYETİ SAVAŞI DAYATIYOR'

Kapitalist modernitenin ulus devlet zihniyetinin barışı, özgürlüğü, demokrasiyi talep edenlere savaşı dayattığının vurgulandığı açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Ulus devlet zihniyetiyle bizlere yoksulluk, doğa talanını, kadın kırımını, eğitimsiz toplumu, yurtsuz insanları, mutsuz ve umutsuz yaşamı ayrıca barışı, özgürlüğü, demokrasiyi talep edenlere de savaşı dayatmaktadır. Bizimle birlikte bu savaş etrafımızdaki diğer halkları da savaş sarmalının içine çekmiştir.

'YENİ BİR KATLİAM KABUL ETMİYORUZ'

Bu sarmal içerisinde yetmiş dört ferman gören Ezidi halkı; inancı ve ulusal kimliğinden dolayı katliama uğradı, kadınları ve çocukları köle pazarlarında satıldı. Akıbeti bilinmeyen yüzlercesi de var.  Bir yenisini asla kabul etmiyoruz. Kendi içimizde de Ortak yaşamı kuramadığımız tüm halklar ve inançlar bu durumun ortadan kalkması için mücadele halindedirler. Hala da kendilerine özgür ve onurlu yaşamı sağlayamadılar, sağlayamadık. Halklar ve inançların kadim beşiği olan Orta Doğu, Mezopotamya topraklarında sürüp giden savaş hali çözümsüz bir halde devam etmektedir. Sorun adeta evrensel bir boyut kazandı. Deyim yerindeyse  eldeki düğüm dişe düşmüştür. 

'İNSANLIĞA DAYATILAN SAVAŞ BİR AN EVVEL SONLANDIRILMALIDIR'

Her savaşın sonu barışla sonuçlanmak zorundadır. İktidar, rant ve kirli geçmişlerini kapatmak için insanlığa dayatılan savaş bir an evvel sonlandırılmalıdır. Akan kan, gözyaşı bir an evvel durmalıdır. Yurdundan edilenleri yerine,  toplumu barışa ve sükunete bir an evvel kavuşturmak için herkesi barışa davet ediyoruz. Gücü olan tüm toplumsal yapıları da barışa ve barışın inşasına çağırıyoruz. Zaman sahipsiz, mekân rızasız, mazlum çaresiz değildir”.