Can DÜNDAR


ARTI GERÇEK- "Dün, bir grup 68’li ile ilginç bir toplantıya katıldım. Çoğu, o dönem öğrenci hareketinin içinde yer almış, ağır bedeller ödemiş, bugün 70 yaşına ermiş isimlerdi. Hayatlarına damgasını vuran harekete bugün daha soğukkanlı ve eleştirel bakıyorlardı.

Deniz’i, Hüseyin’i, Yusuf’u saygıyla anarken, 68’in kazanım ve hatalarından konuştuk. Söz alanlardan biri şöyle dedi:

“68’den bugüne bıraktığımız acı bir miras, bir araya gelememe geleneğidir. Bu gelenek, 78’lilere devredildi. Bu yüzden 70’lerin sonunda, toplamda 4 milyonu aşan genç insanı mobilize edebilen bu hareketler, siyasete ağırlık koyamadı. Aynısını bu kuşakta Gezi’de gördük. Orada da ortak bir hedef için, bir meydanda buluşabilen, farklı görüşten birçok hareket, sonrasında bir arada devam edemedi ve dağıldı. Hala bunun acısını yaşıyoruz.”

Neden bazı ülkelerde bir ittifak şemsiyesi altında, asgari müştereklerde buluşabilen sol, Türkiye’de bunu yapamıyor? Neden en geniş ortak paydada uzlaşmak yerine, en küçük detayda ayrışma yoluna gidiyor. Bu bölünmüşlüğün acısı her darbede yaşandığı halde neden her kuşakta aynı hata tekrarlanıyor?

Güçlü bir parti veya sendika önderliğinin olmamasından, devletin, muhtemel bir güç birliğinin önüne geçmek için komando kamplarından istihbarat faaliyetlerine kadar her yolu kullanmasına değin birçok neden sayılabilir. Ayrıca sağdaki koşulsuz itaat geleneği, solda yoktur; solda sorgulama esastır. Maalesef bu sağlıklı gelenek, bitmek bilmez kavgalara yol açıp uzlaşmanın önünde bir engele dönüştü. Bu sayede, 60’ların ortalarında, yükselen solun önüne set çekmek için kurulan Milli Türk Talebe Birliği geleneği, güç birliği içinde büyüdü ve iktidara yürüdü. Türkiye’nin son iki cumhurbaşkanı o gelenekten gelen insanlar…

Bugün Deniz’lerin şahsında 68 hareketini saygıyla selamlarken, bu mirası da sorgulamak, dört kuşaktır süren bu dağınıklığı gidermenin, en geniş ortak paydada bir araya gelmenin, güçleri birleştirmenin yollarını aramak zorundayız.";