Remzi BUDANCİR


ARTI GERÇEK-Konya'nın Meram ilçesine bağlı Hasanköy Mahallesi’nde 30 Temmuz’da gerçekleşen ırkçı saldırıda Karslı Dedeoğlu ailesinin 7 üyesi öldürüldü. Olayın üzerinden 5 gün geçmesine rağmen saldırgan olduğu belirtilen Mehmet Altun hala yakalanmadı. Katledilen Dedoğlulları ailesinin yakınları bir yandan gelen taziyeleri kabul ederken, diğer yandan olayla ilgili devam eden soruşturmayı takip ediyor.

AİLE ETKİN SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMESİNİ İSTİYOR

Etkin bir soruşturma yürütülmesini isteyen aile, failin bir an önce yakalanıp katliamın tüm yönleri ile aydınlatılmasını istiyor. Önceki saldırıda aileye saldıran 60 kişiden sadece 2 kişinin tek tutuklu kaldığını belirten aile, bu olayda da benzer bir durumun yaşanmasından kaygılı.  Bu saldırıda sorumlunun tek başına bu şahsın olmayabileceğini belirten Deoğlulları’nın bir yakını, saldırganın aileye saldıran 60 kişilik grubun içinde olup tutuklandıktan sonra geçenlerde serbest bırakılan birinin yakını olduğunu hatırlattı. Bu saldırganı azmettiren, yönlendiren kişilerin de mutlaka açığa çıkarılması gerektiğini vurguladı.   Önceki saldırıdan sonra aileye mutlaka koruma verilmesi gerektiğini belirten bir başka yakını şunları söyledi: “Biri buna git bu olayı yap demişse suçlu bununla beraber onu yönlendirendir. Buradan şunu sormak isterim. Devlet bu psikopatı niye salıyor sokağa. Senin psikopatın gelip benim 20 yaşındaki kızımı neden katlediyor?  Neden bu aileyi korumuyorsun. Neden koruma verilmedi? Vali vermiyor, emniyet amiri vermiyor, kaymakam vermiyor, peki kime gideceğiz biz. Tek umudumuz duyarlı insanlar. Kamuoyu oluştuğunda adım atılıyor.”

İTİK: YAŞAR BURADA YALNIZDI

İstanbul’dan Konya’ya gelerek aileye taziye ziyaretinde bulunan Şahismail İtik, Yaşar Dedeoğulları ile aynı köyden.  Yaşar Dedeoğlulları’nın yıllar önce memleketten Konya’ya taşındığını anlatan İtik, “İlkokulda birlikte okuduk, arkadaşımdı. Köyde sevilen bir aileydi. 1990’lı yıllarda aile göç etti. Bir kısmı Kıbrıs'a, bir kısmı da Adana ve Konya’ya taşındı. Yaşar burada yalnızdı. Daha doğrusu evinin olduğu yerde Kürt olarak bir tek o vardı.  Kadına kurşun sıkılır mı? Dört kadın kurşunlanarak katledildi. Burada yedi insan hunharca katledildi. Acımız büyük, içimiz kan ağlıyor.  Daha önce bu aileye yapılan saldırı üzerinde durulsaydı, o saldırganlar hak ettiği ceza almış olsalardı belki bu gün bu olay yaşanmazdı. Bakın serbest bırakılanlar tekrar bu aileyi tehdit ediyor. Bunların arkası, önü araştırılmadan gerçekten kardeşlikten dostluktan, akrabalıktan birlikte yaşamdan nasıl bahsederiz. Dün Deniz Poyraz’a yapılan saldırı araştırılsaydı, önü arkası ortaya çıkarılsaydı faillerin üzerine gidilmiş olsaydı bugün bu katliam yaşanmayabilirdi” dedi.

ÇETİN: EKİLEN IRKÇILIK TOHUMU TOPRAĞIN ALTINDA KALMIYOR, FİLİZLENİYOR

Artı Gerçek’e konuşan HDP Konya İl Eş Başkanı Songül Çetin,  Türkiye'nin siyasi atmosferine dikkat çekti. “Bir yanda faşizmle mücadele den taraf, bir yandan da faşizmi körükleyen taraf var” diyen Çetin, “AKP-MHP’nin uçları sivriltici dili, medyaya, bu dilin insanlarda oluşturdu algı, bu olayın körükleyicidir. Bugün Dedeoğlları’na yapılan saldırıyla, Ege ve Akdeniz’de yanan ormanların sebebinin Kürtler olarak görülmesinin hiçbir farkı yok. Ortaya ciddi bir ırkçılık tohumu ekilmiştir. Bu tohum toprağın altında kalmıyor, şu anda toprakta filizlenmiş durumda. Kürtler ve Türkler çok ciddi bir şekilde, medyanın, hükümetin, iktidarın diliyle ayrışmaya başlamak üzere. Bizler duyuyoruz, işte ‘Yaşasın hakların kardeşliği, Türkler ve Kürtler kardeştir’ diye. Bu kardeşlik artık keskin çizgilerle ayrışmaya başlamış. Biz bu keskin çizgiyi tekrar ortadan kaldırmaya, hakların yüzyıllardır beraber kardeşçe yaşadığı bu topraklarda tekrardan o kardeşliğin filizlerini ekilmesine yardımcı olmamız gerekiyor” diye konuştu.

SALDIRILAR KAYGILARA NEDEN OLUYOR?

Konya’da yaşanan saldırılan batı kentlerinde yaşayan Kürtlerde ciddi kaygılar oluşturduğunu ifade eden Çetin, şunları söyledi: “İnsanlarda ‘acaba bana saldırı olacak mı, evimiz başka mahalleye taşıyayım mı, sadece Kürtlerin yaşadığı mahallelere taşınsam daha güven içerisinde olur muyum…’ gibi kaygılar var. Ciddi korkular oluşturmaya başladılar. Aslında bunu 2015’ten beri yaşıyoruz. HDP’nin özellikle barajı aşması faşizm cephesinde çok büyük travma yarattı. Biz o travmanın ceremesini çekiyoruz şu anda.  Son 6 yıldır çok ciddi bir baskı var. Bu baskıdan en çok zarar gören yine Kürt toplumu. Tabi ki bu baskıdan Türklerde zarar görür, Kürt olmayan toplumda zarar görür ama onların gördüğü zararla Kürtlerin gördüğü zarar arasında gerçekten çok ciddi bir fark var. Hem Türk'ler hem de Kürtler artık kendi yaşam tarzlarını, kendi arkadaşlık ilişkileri, dostluklarını artık sorgulamaya başladılar. Bu çok ciddi kırılmalara neden olur gibi görünüyor.”

AYBER: BU SADECE KÜRTLERİN DEĞİL, HALKLARIMIZIN ORTAK ACISIDIR

Emek Partisi (EMEP) Merkez Disiplin Kurulu üyesi Fevzi Ayber, bu tür saldırıları bu topraklarda neredeyse gelenekselleştirme yönünde bir çaba olduğu söyledi. Kin ve nefret söylemlerinin bu katliamlarda önemli bir payı olduğunu ifade eden Ayber, şunları söyledi: “Biz bu olayı sıradan bir iki aile arasındaki çıkar olayından öteye, halklar arasındaki kamplaştırma ve düşmanlaştırmaya da hizmet eden söylemlerin bu tür sonuçlara kadar vardırdığını düşünüyoruz. Bunu bir katliam olarak değerlendiriyoruz. Bu sadece Kürt halkının acısı değildir, bu Trakya'daki işçi ve emekçinin acısıdır, bu Ege’de, orta Anadolu’da,  Karadeniz’deki işçi ve emekçilerin acısıdır. Bu halklarımızın ortak acısıdır. Biz bu topraklarda bütün halklar olarak, tam hak eşitliğinde kardeşçe bir arada yaşayacağız. Bunu yaşamanın bir yolunu mutlaka bulacağız.  Bu tür kin ve nefret tohumlarının ekildiği, böylesi kirli, çirkef sistemden kurtuldukça bu halklarda kardeşçe bir arada yaşayacaktır. Gerçekten çok acı bir olay. Başsağlığı diliyoruz. Tüm Anadolu halkına başsağlığı diliyoruz. Bu katliamları önlemek zorundayız ve bunun için her türlü mücadelenin içinde olacağız, taraf olacağız.”