Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen Dışişleri Bakanlığı bütçesine dair HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları konuştu. Hatimoğulları, sözlerine bakanlığın kurumsal sorunlarına dikkat çekerek, sözlerine başladı. Büyükelçi atamalarındaki liyakatsizliğe dikkat çeken Hatimoğulları, AKP’ye ve saraya yakın kişilerin atandığını vurguladı. Kadın büyükelçi sayısının azlığını da eleştiren Hatimoğulları, kadın büyükelçilerin sayılarının arttırılması gerektiğini belirtti.

AB İLİŞKİLERİ

Büyükelçilik krizine dair de Hatimoğulları, şöyle konuştu: “Sayın Bakan size sürekli tek adam rejiminin kırıp döktüklerini toplamak düşüyor. Bu konuda siz bir çaba harcadınız ve bir yere geldi ama bu şu anlama gelmiyor: Taraf olduğumuz, imza atmış olduğumuz uluslararası sözleşmeleri dikkate almayacağız anlamına gelmiyor. Mesela AİHM kararları yerli yerinde duruyor. 10  büyükelçinin talebi olan Kavala'nın serbest bırakılmasının yanı sıra Sayın Demirtaş'la ilgili AİHM Büyük Daire'nin aldığı karar ortadadır ve bu karar uygulanmadığı sürece bu ve bunun gibi kararlar uygulanmadığı sürece AB ile ilişkilerin düzelemeyeceğini sanıyorum ki siz benden daha iyi biliyorsunuz.”

YAYILMACILIK POLİTİKASI

Libya’dan Azerbaycan’a kadar bölgesel meselelerde Dışişleri Bakanlığı yerine Savunma Bakanlığı ve MİT’in faaliyet gösterdiğinin altını çizen Hatimoğulları, “İktidarın yürüttüğü siyaset ekseni çok net Neo Osmanlıcılık yani yayılmacılık politikası. Bununla beraber bunun karşılığını bizler nasıl aldık? Mesela AKP iktidara ilk geldiğinde Arap dünyasında sempati ile karşılanan bir partiydi, Türkiye'de öyle ama şuan baktığımızda Osmanlıcılık duygularıyla hareket edildiği için inanın Arap sokakların da sadece devlet düzeyinde değil, halklar nezdinde de sizler de gidiyorsunuz, görüyorsunuzdur çok büyük tepkiler söz konusudur” dedi.

Tülay Hatimoğulları, iktidarın politikasını şu sözlerle teşhir etti: “Kürdistan kavramının coğrafik bir kavram  ve Osmanlı döneminde kullanılmış ve günümüzde de dünyanın bir çok yerinde kullanılan bir kavram. Buna bu kadar refleksif yaklaşımda bir coğrafik ve tarihsel bilgi bağlamında baktığımızda böyle bakılmaması gerekir. En nihayetinde Türkiye dahil olmak üzere 4 parça Kürdistan’da Kürt halkı yaşıyor, yaşam mücadelesi veriyor. " 

KÜRT SORUNU

Kürt sorununa dair de konuşan Hatimoğulları, HDP olarak Kürt sorunun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesinin Türkiye’nin iç siyaseti, hem Ortadoğu ve Kuzey Afrika hatta Avrupa Birliği ve ABD ilişkileri bağlamında Türkiye’nin daha fazla olumlu yönde yol alabileceğini kanaatinde olduklarını söyledi. Hatimoğulları, Türkiye’nin dış siyasetinin Rusya ile ABD arasında gitgellere dönüştüğünü kaydetti. Hatimoğulları, Kürt sorunun çözülmesinin önemli bir mesele olduğunun altını çizdi.

SURİYE GÜNDEMİ

Suriye politikalarını ise Hatimoğulları, şöyle eleştirdi: “Suriye’de yürütülen vekalet savaşında Türkiye ‘dostum Esad’tan küçümsenen Esed’e gelindi ve IŞİD, El Nusra uzantısı çeteler eğitildiği, donatıldı, bu topraklar onlara açıldı. Erdoğan yasama yılı başında bundan sonraki siyasetimiz daha fazla savaş, şiddet ve çatışma mesajı verdi. En kötü senaryo, Suriye devletiyle bir savaş ilanı, bir ülkede OHAL ilan etmek ve ülkeyi seçime götürmemek. Bir tık daha merhametli olan senaryo; Barış Pınarı, Fırat Kalkanı gibi Kürtlerin yoğun yaşadığı Rojava bölgesine ve elbette Araplarında yaşadığı bir bölgeye sınır ötesi operasyonuyla ‘vatan, millet, Sakarya’ propagandası yaparak; ülkede derinleşmiş olan iç sorunları, ekonomik sorunları bastırmak. Bakın İdlib’de katledilen 33 askerin hala açıklaması yapılmadı. Til Rıfat, Tıl Temir, Ayn İsa  ve Minbic’e operasyon yapılacağı söyleniyor, bizi aydınlatır mısınız?”

KİMYASAL SİLAH VURGUSU

Irak’ta Kürtlerin yaşadığı bölgelerde kimyasal yanıcı maddelerin kullanıldığı yönünde iddialara dair de Hatimoğulları, “Şimdi burada Lahey Adalet Divanı, Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’nün devreye girmesi gerekiyor. Bu konunun sizin tarafınızdan da ciddiyetle araştırılması gerekiyor.”

Hatimoğulları’nın konuşması ardından Komisyon Başkanı Cevdet Yılmaz, bir kez daha “Kürdistan” kelimesini inkar etmeyi tercih etti. (MA)