Remzi BUDANCİR


ARTI GERÇEK-Kadına yönelik şiddet artarak devam ediyor. Her gün yeni bir şiddet ve cinayet olayı yaşanmasına rağmen, kadına yönelik şiddetin önüne geçilmiş değil. Diyarbakır’da çok sayıda kadın örgütünden oluşan Dicle Amed Kadın Platformu üyesi kadınlar, Kayapınar ilçesi Dünya Kavşağı’nda bir araya gelerek son dönemde artan kadın cinayetlerine dikkat çekti. Kadınların açıklama yapacağı Dünya Kavşağı’nda polis yoğun önlem aldı. Kavşağa çıkan yollara ve açıklamanın yapılacağı alana çok sayıda TOMA, zırhlı araç ve çevik kuvvet polisleri konuşlandırıldı. Kadınlar, “Boyun Eğmiyoruz, Hesap Soruyoruz” yazılı pankartı açtı.

ULUĞ: KADIN CİNAYETLERİ POLİTİKTİR

Kadınlar adına basın metnini okuyan Dicle Amed Kadın Platformu üyesi Bahar Karakaş Uluğ iktidarı eleştirdi. Pınar Gültekin başta olmak üzere son dönemde artan kadın katliamları ve cinsel istismar vakalarından iktidarın sorumlu olduğunu söyleyen Uluğ, “Pınar Gültekin ‘hayır’ dediği bir erkek tarafından işkenceyle öldürüldü. Pınar maalesef ilk değil, ama son olması için biz kadınlar dün nasıl sokakları doldurduysak bugün de Türkiye’nin dört bir yanında sokakları dolduruyoruz. Çünkü erkek şiddetinin münferit olmadığını biliyoruz; çünkü kadın cinayetlerinin politik olduğunu biliyoruz. Pandemiyi fırsata çevirmeye çalışıp infaz yasasıyla şiddet faillerini kadınların yanına geri gönderen iktidar erkek şiddetinin sorumlusudur/failidir! Çocuk istismarına af getirmeye çalışan iktidar, çocuk istismarlarının sorumlusudur/failidir! İstanbul Sözleşmesi’ni hedef gösteren, uygulamayan, kaldırmaya çalışan bu iktidar yaşadığımız her türlü erkek şiddetinin sorumlusudur/failidir” dedi.

“İKİTAR İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN ÇIKMAYI TARTIŞMAYA AÇIYOR”

İktidarın İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmayı tartışmaya açtığını hatırlatan Uluğ, İstanbul Sözleşmesi’nin içeriğine ilişkin şunları söyledi: “İstanbul Sözleşmesi diyor ki, ilk başta şiddeti önleyici politikalar geliştirin. Şiddet, eşitsizliğin sonucu olarak ortaya çıkar bu yüzden de toplumsal cinsiyet eşitliğini tanıyın diyor. Yani, çıkıp kürsülerden “kadın erkek eşit değildir” diyemezsiniz; erkeklere kadınlara şiddet uygulaması için “mırıldanma” nasihatları veremezsiniz diyor!

İstanbul Sözleşmesi diyor ki, eğer şiddeti önleyemediyseniz, o zaman şiddete maruz bırakılanı koruyacak mekanizmalar geliştirin. Yani, bir kadın karakola gelip şiddete maruz kaldığını söylediyse, onu şiddet failinin yanına geri göndermeyin, kaldığı sığınma evinin adresini şiddet failine vermeyin, yeterli sayıda güvenli sığınma evleri, tecavüz kriz merkezleri açın diyor!

“İSTANBUL SÖZLEŞMESİ  ‘FAİLLERİ AKLAMAYIN’, ‘BİR KEREDEN BİR ŞEY OLMAZ’ DEMEYİN DİYOR”

İstanbul Sözleşmesi diyor ki, kovuşturma sürecini etkin yürütün. Yani şiddet failine takım elbise giydi diye iyi hal indirimi vermeyin, haksız tahrik indirimleri vermeyin, konuyla bağlantısı olmayan kadının özel yaşamına dair bilgileri mahkemenin konusu yapmayın, failleri aklamayın, “bir kereden bir şey olmaz” demeyin diyor!

İstanbul Sözleşmesi diyor ki, politika geliştirin, ulusal ve uluslararası düzeydeki tüm kurumlarla koordinasyon kurun. Yani diyor ki, erkek şiddetine karşı mücadele eden kurumların sözlerini dinleyin, bununla ilgili bir politika geliştirin ve tüm kurumlarda bunun uygulanmasını garanti altına alın.”