1. 21 Ekim 2021’de Fransa’nın başşehri Paris’te FATF Genel Kurulu’nda beyaz listeden gri listeye düşürülen Türkiye; Zimbabwe, Kamboçya ve Yemen gibi ülkelerle aynı ligde top koşturacak.
  2. Avukatların “Halkbank’ı yargılama yetkiniz yok” itirazını karara bağlan New York 2’nci Temyiz Mahkemesi, “İran’a dönük müeyyidileri deldi, Halkbank yargılanabilir” hükmünü verdi.
  3. Bu da yetmedi Adalet ve Kalkınma Partisi Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na “işadamı Osman Kavala’yı tahliye edin” çağrısında bulunan 10 büyükelçiyi “istenmeyen kişi ilan edin” talimatı verdi.

Turhan Bozkurt’un kronos34.news sitesindeki yazısı peş peşe sıraladığı kötü olaylardan sonra şu tespiti yapıyor:

“Almanya, Türkiye’nin ihracatında lokomotif. 10 ülkeden Türkiye’ye 2002-2020 yılları arasında 80 milyar dolardan fazla doğrudan yabancı sermaye geldi. ‘personanongrata’ hamlesi kısa sürede bumeranga dönüşüp hükûmeti vuracaktır.”

Bozkurt’un yazısının bazı bölümleri şöyle:

“Türkiye ihracat gelirlerinin dörtte biri 10 ülkeden elde ediyor. 2020 yılında Almanya’ya dönük ihracat 14,5 milyar doları buldu. Almanya’yı 10,4 milyar dolar ile ABD takip etti. Fransa 7’nci, Hollanda 8’inci en büyük ihracat pazarı.

Yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgınında biraz gerilese de turizm sektörünü ayakta tutanlar Almanlardı. Almanya’da 3,5 milyon vatandaşı ikamet eden bir devlet oradaki vatandaşlarını huzursuz edebilecek böylesine absürt bir karar almamalıydı.

Erdoğan’ın büyükelçilerini ‘istenmeyen adam’ ilan etmeye hazırlandığı 10 ülkeden Türkiye’ye 2002-2020 yılları arasında 80 milyar dolardan fazla doğrudan yabancı sermaye geldi. Gelen sermaye iş, üretim ve ihracat olarak iktisadi kalkınmada can suyu oldu.

Elbette yatırım için Türkiye’yi tercih eden ülkeler kat be kat kazançlı çıktı. Muhtemel bir krizde Türkiye kadar 10 ülke de ekonomik olarak zarar görecektir. Amma velâkin dışa doğru bir patlama olarak planlanan ‘personanongrata’ hamlesi kısa sürede bumeranga dönüşüp hükûmeti vuracaktır.

Neticede muhataplar da mütekabiliyet esasına göre Türkiye’nin büyükelçilerini ‘personanongrata’ ilan edecek, diplomasi yara alacak.

2’NCİ BRUNSON KRİZİ: TÜRKİYE BU DEFA DAHA AĞIR YARALI

2018 yılı ağustos ayında patlak veren Pastör Andrew Brunson Krizi’nde başlangıçta milliyetçi ve hamasi nutuklarla psikolojik üstünlüğü ele geçiren Erdoğan, dönemin Amerikan başkanı Donald Trump’ın “Aptal olma, derhal Brunson’ı bırak!” mektubundan sonra Brunson’ı bırakmak mecburiyetinde kaldı.

Okyanus ötesinden gelen muhtıraya iki ay bile mukavemet edilemezken, dolar Türk Lirası’na mukabil yüzde 35 değer kazandı. Döviz krizi devam ediyor.

Bugün o güne kıyasla daha ağır yaralı bir ekonomik tablo var. Dolar 9,60 TL’ye kadar yükseldi, kamu borcu 2,2 trilyon TL’yi buldu. Borcun yüzde 58’ini döviz cinsi borçlar teşkil ediyor. Merkez Bankası’nın net döviz rezervleri -51 milyar dolara geriledi.

Erdoğan ateşle oynadığını idrak etmez ve hatadan dönmezse büyükelçiler krizi, Türkiye’nin bütün kurumsal kapasitesini tahrip edebilir. Batı kulübünden tamamen uzaklaşabiliriz.

DOLAR SON SÜRAT 10 TL’Yİ GEÇEBİLİR

Tehlikeli restleşme özel sektör için 9 büyüklüğünde bir depreme dönüşebilir. Yıl sonu için 10,50 TL tahmini bile hayli iyimser kalabilir. 83 milyon 2022’ye yarı yarıya fakirleşmiş olarak girebilir.

Böyle bir lüksümüz var mı? Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre Türkiye’de 11 milyon kişi mutlak yoksulluk (günlük 5,5 dolar ile geçinmeye çalışıyor) sınırının altında.

Türkiye’nin sadece ekonomik menfaati bile ABD ve Avrupa Birliği ile yola devam etmesini mecburi kılıyor. Hal böyle iken Rusya ve Çin ekseninde bir istikbal tasavvurunun neticesi hüsrandır. Böyle bir eksen değişikliğinin zerre kadar makuliyeti yoktur.

Hem pazar, sermaye ve teknoloji transferi için hem de demokrasi açığını kapatabilmesi için Türkiye’nin yüzünü Batı’ya dönük olması şart.

25 Ekim 2021 Pazartesi gününün kapkaranlık bir gün olup olmayacağı Erdoğan’ın hangi yolu tercih edeceğine bağlı. Piyasalarda fay hatları kırıldı zaten. Artçılarının şiddeti Erdoğan’ın geri adım atmayacağına bağlı olarak değişecek.

Hata bir yanılgıdır. Her insanın başına gelebilir. Ancak bir insan aynı hatayı sık sık tekrar ediyorsa bu hata olmaktan çıkar ve buna “yanlış yapmak” denir.

Erdoğan’ın yanlış yapmaktaki ısrarı sebepsiz olamaz. Umalım ki ‘pabuç pahalı” diyerek anlamsız bilek güreşine son versin.

Aksi hâlde İngiltere’nin eski başbakanlarından Winston Churchill’in şu sözlerine göre herkes kendisine mukayyet olsun: “Cehenneme doğru gidiyorsanız, gitmeye devam edin.”