Seda TAŞKIN 


ARTI GERÇEK - İnsan Hakları Savunucularının Korunması için Gözlemevi, TTB Yüksek Onur Kurulu üyesi ve TİHV gönüllüsü, hekim Dr. Şeyhmus Gökalp’in durumuna ilişkin acil çağrı yayınladı. Çağrıda, Gökalp’e ve tüm insan hakları savunucularına yönelik yargısal tacizin son bulması gerektiği belirtildi. 

Dr. Şeyhmus Gökalp, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında 20 Ekim 2020 tarihinde gözaltına alınıp tutuklanmıştı. 80 günden uzun süren tutukluluğunun ardından Gökalp, Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 10 Şubat 2021 tarihinde verdiği kararla serbest bırakılmıştı. Davanın 15 Ekim 2021 tarihinde görülen ikinci duruşmasında, Gökalp’in “silahlı örgüt üyeliği” ve “terör örgütü üyeliği” suçlarından 7 ila 15 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti. Gökalp, 19 Kasım 2021 tarihinde gerçekleşecek duruşmada bir kez daha hakim karşısına çıkacak.

Dünya İşkenceyle Mücadele Örgütü (OMCT) ve Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH) ortaklığıyla oluşturulan İnsan Hakları Savunucularının Korunması için Gözlemevi, konuyla ilgili bir acil çağrı yayınlayarak, ilgili uluslararası kurumları Gökalp’in durumuyla ilgili harekete geçmeye davet etti. 

Gözlemevi, Türk Tabipler Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu üyesi ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) gönüllüsü, hekim Dr. Şeyhmus Gökalp’in barışçıl ve meşru insan hakları faaliyetleri nedeniyle yargı taciziyle karşı karşıya kaldığını ve bunun ilk olmadığını belirtti. 

Çağrıda şunlar ifade edildi: 

“Bu uygulamalar, hukukun üstünlüğünün ortadan kalktığı ve yargının bağımsız olmadığı koşullar altında sivil topluma tehdit olarak kullanılmaktadır. Gözlemevi, Dr. Şeyhmus Gökalp’e ve Türkiye’deki tüm insan hakları savunucularına karşı yargı düzeyi de dahil olmak üzere her türlü tacize derhal ve koşulsuz olarak son verilmesi yönünde Türkiye yetkililerine çağrıda bulunmaktadır.”

Gözlemevi, ilgili uluslararası kuruluşları şu başlıklarda Türkiye yetkilerine çağrı yapmaya davet etti: 

* Ülkedeki insan hakları savunucularının korunmasının teminat altına alınması, 

* Hak savunucularına yönelik her türlü tacize son verilmesi, 

* Terörle mücadele mevzuatının muhalefeti susturmak ve insan hakları faaliyetleri üzerindeki baskıyı arttırmak için kötüye kullanılmasından kaçınılması.