ARTI GERÇEK - Dünya gazetesi yazarı ve ekonomist Emrah Lafçı, bugünkü yazısında, Merkez Bankası'nın faiz indirimine gittiği toplantılara ilişkin olarak, "Eylül toplantısında da olan oldu, enflasyon politika faizinin üstünde olmasına rağmen 100 baz puan faiz indirimi geldi. Metne baktığımızda ilginç bir şekilde enflasyona ilişkin birçok risk sayılmasına rağmen faiz indirimine gidildiğini gördük. Zaten bu karardan sonra alınan kararlarda bir rasyonalite bekleyen de pek kalmadı. Nitekim ekim toplantısında da gönlünce oynayamadığını düşünen Merkez topuklu ayakkabılarını da bir kenara attı ve 200 baz puan indirime gitti, böylece çekirdeğin de altına inilmiş oldu" dedi.

Lafçı, "200 baz puan faiz artırımı gerçekleştirilen ve hemen ertesi günü Başkan Naci Ağbal’ın görevden alındığı mart toplantısının yapıldığı gün dolar kuru 7.46 TL ve gösterge tahvil faizi yüzde 16.37 seviyesindeydi. Son açıklanan şubat ayı yıllık enflasyon rakamı da yüzde 15.61’ydi. Bu arada da 2021’in 28 Ocak tarihli ilk enflasyon raporuna göre 2021 yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 9.4 ve 2022 yıl sonu tahminiyse yüzde 7. Bir ara hatırlatma yapayım, bahsettiğim raporun üzerinden sadece dokuz ay geçti ve ülkenin son açıklanan yıllık enflasyonu yüzde 19.58" diyerek, şöyle devam etti:

"Enflasyonu tahmin etme ve enflasyonla mücadele etme konularında ne kadar başarılı(!) olduğumuzu sadece buradan bile görebilirsiniz. Mart PPK notundaki faiz indirimiyle birlikte özellikle; 2020’deki kredi genişlemesinin birikimli etkileri, cari dengeye ilişkin riskler gibi ülkemize özgü konuların yanında yukarıda bahsettiğim küresel enflasyonu yukarı iten unsurlar sayılmıştı. Ve bu risklere karşılık da enflasyonla mücadele için önden yüklemeli olarak faiz artırımına gidildiği belirtilmişti. Zaten küresel enflasyon riskleri o tarihten sonraki bütün PPK metinlerinde yer alıyor. Bu metindeki önemli konulardan biri de gerekirse ek bir sıkılaştırmanın da yapılabileceğiydi. Bu metinden ve karardan kaynaklı mı bilinmez, Cumhurbaşkanı ertesi gün Başkan’ı görevden aldı."

Lafçı, yakın geçmiş dönemde alınan kararlara ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

"15 Nisan tarihli toplantıda artık başkan kelimesinin yanında Şahap Kavcıoğlu yazıyordu. PPK metni de tamamen değişmişti. En dikkat çeken değişiklik ise gerekirse ilave sıkılaştırma yapılabilir ibaresinin çıkarılmasııydı. Peki bu toplantı tarihinde rakamlar ne durumdaydı? Dolar kuru 8.06, gösterge tahvil faizi yüzde 18.24 ve son açıklanan yıllık enflasyonsa yüzde 16.19’du. Bu toplantı dahil ylül PPK toplantısına kadar Merkez Bankası faize hiç dokunmadı ve metinde de sıkı politikaya devam edilmektedir ibaresi tutuldu. Burada kurdaki ve faizdeki harekete dikkatiniz çekmek isterim. Kur bir ayda yüzde 8 yukarı giderken tahvil faizlerinde yaklaşık 2 puanlık artış gördük. Bu hareketlerin başkan değişkliği kaynaklı olduğunu da belirtelim hemen.

DOLAR VE ENFLASYONDA SÜREKLİ KÖTÜYE GİDİŞ SÖZ KONUSU

Nisan sonunda ikinci enflasyon raporu yayımlandı. Merkez Bankası yıl sonu tahminini yüzde 12.2’ye, 2022 sonu tahminini de yüzde 7.5’e yükseltti. Hem bu toplantı sonrası soru cevap seansında hem de Başkan’ın katıldığı televizyon programlarında kamuoyunu ikna etmekten çok uzak olduğunu gördük.

Mayıs PPK’sı da mutedil geçtikten sonra haziran başında Cumhurbaşkanı bir TV programında Merkez Bankası Başkanı’yla görüştüğünü temmuz-ağustos gibi faizlerin ineceğini söyledi. İki ay gecikmeyle de olsa gerçekten Erdoğan’ın dediği gibi gerçekleşti olaylar. Ki bu da hiç kimse için sanıyorum şaşırtıcı değildir. Burada şaşırtıcı olay olsa olsa iki aylık gecikmedir. Mayıs PPK zamanında, yani 6 Mayıs’ta rakamlarımızsa şöyleydi. Dolar 8.31, faiz yüzde 17.94 ve son açıklanan enflasyon yüzde 17.14 oldu. Gördüğünüz gibi dolar ve enflasyonda özellikle sürekli bir kötüye gidiş durumu söz konusu.

Haziran, temmuz ve ağustos toplantıları da mayıs toplantısı gibi sakin geçti. Ekonomi kamuoyu metnin içindeki küçük değişikliklerle yetinmek durumunda kaldı. Temmuzda ayrıca üçüncü enflasyon raporu yayımlandı. Yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 14.1’e, 2022 yıl sonu tahminiyse yüzde 7.8’e yükseldi. Bu arada enflasyon temmuzda yıllık yüzde 17.53 olarak gerçekleşti. Merkez Bankası Başkanı’nın politka faizi enflasyonun üstünde olacak açıklaması haklı olrak “ya olmazsa?” sorularını beraberinde getirdi. Fakat Başkan bu soruları yanıtlamaktan kaçındı.

YERİM DAR, OYNAYAMIYORUM

Eylül toplantısına doğru yaklaşırken belli ki siyasi baskıdaki artışla birlikte, söylem de değişmeye başladı. Bu arada enflasyon yüzde 19.25’e yükseldi. Başkan şapkadan çekirdek enflasyonu çıkardı. “Yerim dar, ben bu manşet enflasyonla oynayamıyorum, çekirdekle şöyle bir yerimi genişletin” dedi. Ve eylül toplantısında da olan oldu, enflasyon politika faizinin üstünde olmasına ragmen 100 baz puan faiz indirimi geldi. Metne baktığımızda ilginç bir şekilde enflasyona ilişkin birçok risk sayılmasına rağmen faiz indirimine gidildiğini gördük. Zaten bu karardan sonra alınan kararlarda bir rasyonalite bekleyen de pek kalmadı. Nitekim ekim toplantısında da gönlünce oynayamadığını düşünen Merkez topuklu ayakkabılarını da bir kenara attı ve 200 baz puan indirime gitti, böylece çekirdeğin de altına inilmiş oldu.

RASYONEL KARARLAR ALINMASI MÜMKÜN DEĞİL

Tabii bu kadar sorumsuzca alınan kararlar sonucunda piyasanın tepkisi de sert oldu. Son rakamlara da bakalım. Kur 9.60’a geldi, son açıklanan enflasyon yüzde 19.58 ve tahvil faiziyse yüzde 18.50’lere yaklaştı. Artık işin ucu kaçmıştır. Bu saatten sonra Merkez Bankası’nın rasyonel bir karar almasını beklemek kolay değil. Böyle bir karar alınacak olsa bile etkisi olmayacaktır. Çünkü ilk fırsatta yine garip kararların alınacağına ilişkin genel bir kanı oluşmuştur. Tarih bu dönemi, “kimsenin anlamadığı bir takım kararların alındığı bir dönem” olarak anacaktır."