Millet İttifakı'nın içinde HDP'nin yer almaması seçmeni arafta bırakıyor. Erdoğan ve AKP'ye karşı bir masa etrafında birleşen muhalefetin en büyük eksiğinin HDP'ye 'vebalı parti' muamelesi yapması olarak öne çıktığına dikkat çeken Erdal Doğan, Gazete Karınca'da yayımlanan "Muhalefet Yanılsaması" başlıklı yazısında, Erdoğan'ın neden hem ülke içinde hem de imaj tazelemeye başladığı dünya genelinde güçlü bir görüntü çizdiğine dair değerlendirmelerini yazdı.

Muhalefet kanadının eksikliklerine de değinen yazı şöyle:

"Millet Cephesi, zamlara ve baskılara rağmen rejimi değiştirme gücüne sahip midir? Tüm veriler gösteriyor ki henüz değil!

Ama neden ki tüm anketler Millet Cephesini Cumhur İttifakına karşı hep 3-5 puan önde gösteriyor. Bu anketlere göre bile olası erken seçim veya normal seçimde Millet Cephesi ne ortak adayla Cumhurbaşkanı adaylığını kazanabilir ne de mecliste Anayasa’yı değiştirme çoğunluğunu!

Altılı partiden oluşan Millet İttifakı içinde HDP yok biliyorsunuz. Yok çünkü HDP onlar için sanki vebalı bir kitle partisi ve uzak durulması gereken ama onlara muhtaç gibi düşünülen bir parametre! İşte bu nedenle başlangıçta kaybedilen başlangıç noktası burası.

Buna ek aşağıdaki nedenlerle Erdoğan ve Ak Parti halen önümüzdeki seçimin en önemli kazanını ve yine belirleyeni.

Çünkü yeri ve zamanı geldiğinde Kürt meselesini çözmekten ziyade de olsa pragmatik siyasal nedenlerle “umut yaratmada” ve Kürt siyasal cephesinin tüm aktörleriyle görüşebilme, diyalog kurabilme cesaret ve yeteneği halen Erdoğan’ın tekelinde de ondan.

Yalnız o mu? Tabii ki yalnız o değil!

Millet İttifakının Rusya’nın Ukrayna işgali ve savaşında söylem ve uygulaması “Yurtta Sulh, Dünya’da Sulh” sloganın ötesine geçmezken, Erdoğan’ın şu ana kadar aldığı pozisyon hem ülke seçmeni üzerinde hem de Dünya’da yıpranan imaj ve rolünü tazelemesiyle siyasetteki dalgası anketlerin ötesinde şimdiden güçlü bir etki yaratma potansiyeline sahip de ondan.

Bu gerçeklik karşısında Millet İttifakının savaşa, işgale ve barışa dair ne somut sözü var ne de projesi!

Nasıl olsun ki de denilebilir elbette! Çünkü sınır dışı operasyonlara (CHP’nin son oylama dışında) iktidarla birlikte her daim onay vermiş bir muhalefetin buradan nasıl bir siyasal perspektif sunabilir diye sorulabilir. Buna rağmen yine sunabilir fakat bunu yapmaktan kendini alıkoyan statükodan kurtulmaya, silkelenmeye niyet ve gücü olmadıktan sonra iktidar kuyrukçuluğunda hep nal toplayacak gibi görünüyor!

Öte yandan ülke topyekûn ekonomik buhranla savaşırken, halk dalga dalga, sınıf sınıf her geçen gün fakirleşirken, Türk Lirası değer olarak bile kendi maliyetinden bile daha değersizleşirken tüm bu gelişmeleri iktidar şimdiden savaşın getirdiği sonuçlara bağlayarak halkta yarattığı yanılsama şimdiden tutmuşken, Millet İttifakının söylem, önerme ve muhalefeti haber sitelerinin bile gerisine düşmüşken..

Hele ki yargının yakın tarihte hiç olmadığı kadar güvenirliliğini yitirdiği şu yakın dönemde cumhurbaşkanlığı tek kişilik başkanlık rejiminde parlamenterlerin siyasal kimlik ve eylemlerinden dolayı dokunulmazlıklarının kaldırılmasında Millet İttifakı iktidara halen tam destek verdikçe icraatlarının tümünün Ak Parti ve küçük ortağının varlığına varlık katmaya devam ettiğini fark etmiyorsa!

Yetmezmiş gibi HDP eski eş başkanları, parlamenterleri, belediye başkanları, siyasi üye ve yöneticileri cezaevinde siyasal rehin tutulduğunda dahi aynı karede yer almamak için elinden geleni yapmaya devam eden Millet İttifakının ne iktidar olma şansı var ne de güçlü bir muhalefet etme gücü!

Üstüne üstlük HDP’den seçilmiş belediye başkanlarının seçimin hemen ardından önceden hazırlanan siyasi talimat ve fezlekelerle tutuklanarak yerlerine kayyum atamalarını; Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nde CHP’li Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, “Doğudaki terör eylemleri devam ettikçe bu önlemler hükümet tarafından alınmaya devam edecek” savunusu yaptığında partisi genel merkezinin suskunluğu iktidarın hukuksuz uygulamalarına meşruluk kattıkça.

Yalnızca bu mu? Tabii ki değil. Son seçim yasasında daha önem arz eden seçim güvenliğinde örgütlenememiş böyle bir muhalefet birlikteliği var oldukça! Hatırlayın lütfen son yerel seçimlerde İstanbul dışında sandık ve hukuki güvenliğini örgütlenme bazında hazırlığı olmadığını kanıtlayan bir muhalefetin gelecek seçimde hiç şansı yok.

Yani sözün kısası Erdoğan’a söz yetiştirmekle ne iktidara aday olunur ne de halkta güven oluşturacak bir muhalefet.

Kayyum politikalarını savunarak ne demokratik bir umut olunur ne de muhalefet!

İşgale, savaşa, barışa yerelde ve uluslararasında sözü olmayanın ne iktidar nezdinde şansı olur ne de umut veren bir muhalefette varlığa !

Düşünün ki F tipi cezaevlerinin daha ağır tecrit koşullarının yaratılarak açılan yeni S tipi cezaevlerine karşı söz ve eylemi olmayan bir Millet İttifakı rakibinin 3-5 puan önde oluşunun ne önemi var ne de cürmü! Aynı şekilde gün geçtikçe yok edilen akademik dünyaya seyirci kalmış oluşuna da!

Yalnızca bu mu?

2013 yılından beri ülkede azınlıklar olarak adlanıp/kodlanan ülkenin kadim halklarının vakıf yönetim seçimlerinin yönetmelik bahanesiyle yaptırılmayarak kurumsal ve yaşamsal varlıkları adım adım yok ediliş sürecine dahi müdahale edemeyen bir Millet İttifakı ne iktidar olabilir ne de muhalefet!

Yalnızca bu mu? Maalesef değil…

Buna rağmen halk muhalefet yanılsamasıyla öngörülemez geleceğine mahkum biçimde umuda tutunmuş yaşama direncinde.."