Yağmur KAYA


ARTI GERÇEK- Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Profesör Dr. Şebnem Korur Fincancı'nın Gezi döneminde attığı bir tweet gerekçe gösterilerek dönemin başbakanı Erdoğan’a hakaret iddiasıyla yargılandığı dava bugün Anadolu 42. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.

Duruşma öncesi adliye önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamaya Çağdaş Hukukçular Derneği, Barış Akademisyenleri, Özgürlük için Hukukçular Derneği dayanışma amacıyla katıldı.

Açıklamada konuşan Şebnem Korur Fincancı, barış, adalet, insan hakları için mücadelede edenlerin hakikati dile getirdiği için cezalandırıldığını ifade ederek şunları söyledi:

'HAKİKATİ DİLE GETİRMEK BU ÜLKEDE EPEYDİR SORUN VE CEZALANDIRILMA NEDENİ'

"'Emri ben verdim' dediği için, bütün yaşananlara duyulan öfkenin de verdiği duyguyla 'Katliam emrini RTE verdi, polis de canla başla yerine getiriyor' demiştik. Aslında bir hakikati dile getirmiştik. Hakikati dile getirmek bu ülkede epeydir sorun ve cezalandırılma nedeni. Dün de sevgili Keskin ve Kızılkaya'ya 'silahlı terör örgütü üyeliği'nden ceza verildi. Sevgili Eren'in insan hakları savunucusu olarak bu ilk terör örgütü üyeliği cezası. Ama yılmıyoruz ve mücadeleye devam ediyoruz. Hakikati dile getirmeyi sürdüreceğiz."

Druşmaya salonunun küçük olması nedeniyle sınırlı sayıda gazeteci ve izleyici alındı. Duruşmada savunma yapacak olan avukatlar Ömer Kavili, Meriç Eyüboğlu, Levent Pişkin, Feraşin Çelebi, Sevil Akad hazır bulundu. 

Mahkeme Başkanı savcının bir önceki celse mütalaa verdiğini hatırlattı. Savcının duruşmada yeniden okuduğu mütalaaya karşı savunma yapan Fincancı şunları söyledi: 

'POLİSİN GÖREVİ İNSANLARI YARALAMAK DEĞİLDİR'

"Ortada bir hakaret değil, hakikat var; çünkü 15 Haziran 2013'te, bu tweete attığım dönemde, Türkiye'de Gezi sürecinde 8 insanı kaybetmiştik, 10'un üzerinde insan görme yeteneğini kaybetti, binlerce insan ciddi bir biçimde yaralanmıştı. O dönemde TİHV Başkanıydım. Aynı zamanda İstanbul'da sağlık sorunu yaşayan insanların tedavisine katkı sunmak üzere tabip odalarının oluşturduğu gezici revirlerde görevliydim. İstanbul Tabip Odası ile revirlerde görev yaparken kolluk görevlileri, doğrudan revirin içerisine gaz fişekleri hedef gözetilerek atıldı. İnsanların tedavi edildiğini görüyorlardı, o kadar yakın mesafeden atıldı.

"Hemen birkaç gün önce dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Emri ben verdim, polisimiz destan yazdı' dedi. Polisin görevi insanları yaralamak, öldürmek, kör etmek değildir. Eğer polis böyle bir eylemde bulunuyorsa insan hakları mücadelesinde bunun adı katliamdır. Dolayısıyla bir hakikati dile getirdim."

Fincancı, savunmasının ardından beraat verilmesi talep etti. Mahkeme Başkanı Fincancı'ya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul edip etmediğini sordu.

'FİNCANCI ULUSLARARASI ÖLÇEKTE TANINAN BİLİM İNSANIDIR'

Suçlamaları kabul etmediğini belirten Fincancı, "Bunun sonucunda ceza çıkarsa onu da kabul etmiyorum. Dolayısıyla hükmün açıklanmasını kabul etmiyorum" dedi.

Ardından Avukat Meriç Eyüboğlu söz aldı. Eyüboğlu, "Müvekkilim kendisi TİHV Başkanı ve gönüllü hekim aynı zamanda bir adli tıp uzmanı. Uluslararası ölçekte bilinen bir bilim insanıdır ve olaylara tanıklık etmiştir. Uzmanlık alanı işkencedir ve uluslararası alanda da bu konuda çalışmaktadır. BM'nin İstanbul Protokolü'nü hazırlayan ekibin içerisindedir. Bunları müvekkilimin bilim insanı olduğunu anlatmak için değil, bilimsel olarak tüm bunların tanığı ve gözlemcisi olduğunu söylemek için belirtti. 

"2013'te atılmış bir tweetten yargılanmaktayız. Aynı dönemdeki tweetlerden belki başka zaman da karşınıza çıkacağız. 2013'te tweeten atıldığı o döneme ait hak ihlalleri raporları var. Müvekkilimin bahsettiği ölümler tüm bu raporlarda yer almaktadır. Aynı zamanda dönemin Meclis Başkanı Bülent Arınç ile Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından da kabul edilmiş ve özür dilenmiştir. Af Örgütü, var olan bir yıllık gaz stoklarının 20 günde tükendiğini raporlamıştır.

"Bu gazların gaz olarak öldürücü olmasının yanında hedef alınarak kullanılması sonucu insanlar hayatını kaybetmiş, görme yetisini yitirmiştir. Ve böyle bir davada AYM yakın zamandaki bir davada 50 bin liralık tazminat cezası verilmesine hükmetti.

'GERÇEKTEN SÖZ ETMİŞTİR VE GERÇEĞİ SÖYLEMEK HAKARET OLAMAZ'

"Bütün bunlar nedeniyle mütalaaya katılmıyoruz, gerçekten söz etmiştir ve gerçeği söylemek hakaret olamaz. Dönemin başbakanı polise talimatı kendisinin verdiğini zaten beyan etmiştir, dolayısıyla müvekkilim olan bir şeyi söylemektedir. Öyleyse polise talimat verilmiştir, ölçüsüz olduğu kabul edilen bir saldırı tablosu var. O zaman bu tabloda bu tweetin neresi suçtur? Katliam sözcüğü mü suçtur?"

Barış için akademisyenlerin imzaladığı barış bildirisini de hatırlatan Eyüboğlu, şöyle devam etti:

"Bu metinde 'devletin katliam yapması' geçiyordu. Bunlar yargının önüne geldi ve AYM burada bir suç olmadığını tespit etti. Öyle ise burda atılan tweette hukuka aykırı, suç kabul edilen hiçbir şey olmaz. Zira katliam kelimesi defalarca yargılanmış ve aklanmıştır. Müvekkilimin paylaşımı ifade özgürlüğü kapsamındadır. O nedenle burada bir ifade özgürlüğü davası görülmektedir. Bu nedenle sadece yargılama yapılması bile ifade özgürlüğü hakkının ihlalidir. Türkiye, insanlar görüşlerini açıkça ifade ederlerse başlarının belaya gireceğini düşünenler açısından birinci sıradadır. Bu dava da böyle düşünülmelidir ve buradan çıkacak olumsuz  bir karar bunu perçinleyecektir."

'KAMU GÖREVLİSİNE HAKARET DENİLİYOR, BURADA ELEŞTİRİLEN BİR SİYASETÇİDİR'

Son olarak söz alan Fincancı, "Kamu görevlisine hakaret deniliyor, burada eleştirilen bir siyasetçidir. Aynı zamanda eleştirmek bir yurttaş hakkıdır. 90'larda yargılandım ben kamu görevlisine hakaretten. O zaman bu haber Milliyet gazetesinde çıkabiliyordu. Ama bugün çıkmaz. Keşke daha fazla eleştiren olsa, hakaret değil eleştiridir" dedi. 

Mahkeme, Prof. Fincancı'yı 7 bin 80 TL adli para cezası ödemeye mahkûm etti.