Federe Kürdistan Bölgesi’nde yaşayan gazeteci-yazar ve çevirmen Takor Zerdeşt, AKP-KDP’nin işbirliğinde süren saldırıları değerlendirdi. Federe Kürdistan Bölgesi’ne yönelik saldırıların Kürtlere yönelik yüzyıllık savaşın bir parçası olduğunu söyleyen Zerdeşt, “Bu sadece PKK ile Türkiye arasındaki bir savaş değil. Kürt halkına yönelik komplonun bir parçasıdır” dedi.

NATO'NUN ENVANTERİNDE OLAN BÜTÜN SİLAHLAR KULLANILIYOR 

Savaşın Kürtlerin kazanımlarına yönelik olduğunu ve KDP’nin de kendi çıkarları ve sermayesi için Türkiye’nin yanında yer aldığını dile getiren Zerdeşt, “2013 yılından bu yana Kürt halkına karşı kesintisiz bir savaş yürütülüyor. Bu aşamada çok çetin bir dönemece gelindi. Bugüne kadar hiçbir planları istedikleri doğrultuda ilerlemedi. 2023 yılına doğru giderken, Misak-ı Milli sınırları için bütün ordusuyla Kürdistan’a yönelik bir işgal girişimine girdi. Barbar bir şekilde Kürt kazanımlarını yok etmek için her taraftan saldırıyor. NATO’nun envanterinde olan bütün silahları kullanmaktan ve hatta kimyasal silahları bile kullanmaktan geri durmuyor. Tüm bunları çaresizlikten dolayı yapıyor. Dünya tüm bunları ikiyüzlülükle izliyor” diye konuştu.

SAVAŞIN FİNANSMASI 

Kürt gücü olmasına rağmen KDP’nin Türkiye’ye entegre olduğuna dikkat çeken Zerdeşt, şunları söyledi: “KDP Türkiye’ye benzedi. Türkiye’nin yürüttüğü savaşın finansı KDP üzerinden sağlanıyor. Bunun yanında askeri ve istihbari bilgilerde yine KDP tarafından sağlanıyor. KDP resmi olarak Kürt’tür fakat içerik olarak Kürt halkı için karanlık bir çukurdur. KDP, özellikle Başûr kamuoyunda demagoji yaparak halkını kandırıyor. Toplumu gerçeklerden uzaklaştırıyor. Halkı korkutarak sindirmeye çalışıyor. ‘Gerilla Duhok’u bombalayacak’, ‘Gerilla yollara bomba döşüyor’ şeklinde yalan bilgiler servis ederek, halkı yanıltmaya çalışıyor. Bu dili kullanarak algı oluşturmaya çalışıyorlar. Kamuoyunda Hitler’in Joseph Goebbels’i gibi demagoji yapıyorlar. 20 yıl Duhok’ta yaşadım ve halkın bu yalanlarla nasıl kandırıldığını gördüm. Onların yanlış bilgilendirmelerine karşı her türlü sansür uygulanıyor.” 

IŞİD’LİLER SINIRA GÖNDERİLİYOR 

KDP’nin iktidarın zorbalık ile sağladığını belirten Zerdeşt, “Eskiden de oportünist, kendi halkına düşman, feodal, aşiret lideri, bey ve ağaları etrafında toplardı. Şimdi de etrafına El-Nusra, El-Kaide, Roj, Zêrewanî, Pilingêr, Gûrgê Bozo gibi gruplar kurup, bunlara pêşmerge adı vererek, kahraman gibi lanse etmeye çalışıyor. Son edindiğimiz bilgilere göre; Türkiye’nin yardımıyla 5 bin IŞİD’liyi toplayarak, pêşmerge adı vererek bölgenin sınırına götürdüler. Musul, Kerkük, Telafer çevresindeki Arap ve Türkmenleri de topluyorlar. Bunların hepsi IŞİD'li, atılmış kişiler, kimse bunları kabul etmiyor. Bunları sınır bölgesine gönderip, Kürt halkına karşı kullanıyor. Çünkü Başûr halkı, çocuklarının Türkiye ile birlikte Kürt halkının çocuklarına karşı savaşmasını istemiyor ve kabul etmiyor” dedi. 

KDP’NİN DÜŞMAN SİYASETİ 

KDP’nin Kürtlere yönelik düşman siyaseti yürüttüğünü vurgulayan Zerdeşt, sözlerini şöyle sürdürdü: “Başûr halkının çok önemli bir dönemeçten geçildiğinin farkına varması gerekiyor. Yüzyılın finali yaşanıyor. Yüzyıldır devam eden bu savaşlara karşı Kürtler daima direnişle mücadele etmiştir. Daha önceki saldırılarda Kürt halkının yenilmesinin tek nedeni halkının örgütsüz olmasıydı. Bugün ise Kürt halkı hem bilinçli hem de örgütlüdür. Bugün aydın, yazar, gazeteci, sanatçı, öğretmen, eylemciler ve şerefli pêşmergelerin üzerine tarihi bir rol düşüyor. KDP’nin tüm politikalarına karşı halkı bilinçlendirmek için mücadele etmelidir. Kimse ‘maaşım gidecek, işimden olacağım, beni tutuklayacaklar’ gibi fikirlere kapılıp susmasın. Eğer bugün susulursa, yarın daha büyük kayıplar yaşayacağız. Tekrar katliamların yaşanmaması için sesimizi yükseltmeliyiz” çağrısında bulundu. (MA)