Halkların Demokratik Partisi (HDP) tarafından AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla getirilen “Ek Bütçe Kanun Teklifi”ne şerh düşüldü.

Plan ve Bütçe Komisyonu’nun HDP’li üyeleri Garo Paylan, Necdet İpekyüz ve Erol Katırcıoğlu imzasıyla verilen şerhte, “Yıllık bütçeyi altı ayda batıran iktidara ek bütçe emanet edilemez” denildi. Şerhte, bir ekonomik planlama yöntemi olan bütçelerin ancak demokratik katılımcı ve kapsayıcı olması halinde eşit dağılım yoluyla toplumdaki eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasına katkıda bulunacağı vurgulandı.

“Bütün eşitsizlikler göz önünde bulundurularak yurttaşların ihtiyaçlarının tespit edilmesinde halkın bütçe sürecine ilişkin yaklaşımı ve ortaya koyduğu talepler bütçelerin oluşmasında hayati öneme sahiptir” denilen şerhte, katılım hakkının esas ilke olarak kabul edilmesi gerektiği savunuldu. Türkiye’de derin eşitsizlikleri yok sayan, katılımcılık ve çoğulculuktan uzak bir bütçeleme anlayışı hâkim olduğu ifade edilen şerhte, yıllardır Türkiye’de halkın taleplerinin dinlenmediği gibi muhalefetinde uyarılarının esas alınmadığı vurgulandı.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin hayata geçmesiyle birlikte sarayda hazırlanan bütçe teklifinin tek bir virgülü dahi değiştirilmeden parlamentodan geçirildiğine dikkat çekilen şerhte, “Nitekim halihazırda oluşturulan ek bütçe kaynağının tamamı vergilerden karşılanacak, böylece iktidarın suç ekonomisine, rant ve talana dayalı, sermayeyi koruyan politikalarının ağır faturası halka kesilecektir” diye belirtildi.

‘HALKA AĞIR FATURA OLARAK DÖNECEK’

“2022 Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nde kadınların, emekçilerin, gençlerin, çiftçilerin, işsizlerin, işçilerin, çocukların, kadınların, esnafın talep ve ihtiyaçlarına kulak tıkanmıştır” denilerek, şerhte şu noktalara dikkat çekildi:

“Meclis’e sunulan ek bütçe teklifindeki ödeneğin tamamı vergilerden karşılanacağı göz önünde bulundurulduğunda halkın taleplerinin, iradesinin ve katılımının yok sayılması yine halka ağır bir fatura olarak dönmektedir. Bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda getirilen bu ek bütçenin, halkın sorunlarını da yoksulluğu da çözemeyeceği açıktır. Bu bütçe, yoksulu daha yoksul, zengini daha zengin yapacaktır. Bütçe yapım aşamalarında yurttaşların sesine kulak vermeyen, taleplerini esas almayan bütün bütçeler halka ait bütçeler değil belli gruplara yönelik hazırlanan mevcut durumda Sarayın bütçeleridir. HDP olarak ekonomi politikaları oluşturulurken katılımcı, demokratik ve kapsayıcı ilkelerinin esas alınması gerektiğini savunuyoruz. Bu amaçla yurttaşların yaşam gereksinimi için kullanılan kaynakların merkezi ve yerel bölüşümünü düzenleyen kamusal bütçelemede halkın söz ve kar sahibi olması sağlanmalıdır.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde, Plan ve Bütçe Komisyonu dahil TBMM’nin tüm birimleri bir prosedürü gerçekleştirme ve onay mercine dönüştürülmüş, üyelerin denetim yetkileri nerdeyse tamamen elinden alınmış, muhalefetin dönüştürücü gücü yok edilmiştir. Meclis, tamamen önüne sunulan dosyayı tüm haklı eleştiri, uyarı ve önerilere rağmen noktası virgülüne onaylayan bir merciye indirgenmiş, komisyonlarda önergelerimiz yok sayılmıştır. İktidar milletvekillerinin tek işlevi de gerektiğinde sandalyesine geçip elini kaldırıp indirerek değişiklikleri mümkün kılmak ile Cumhurbaşkanını ve marifetlerini övmekle kısıtlı kalmıştır.

Bu bütçe neresinden bakılırsa bakılsın, sunulduğunun dışında sebeplerle masaya yatırılan ve iflasın kanıtı niteliğini taşıyan bir bütçedir. Sözde ‘ek bütçe’ olan iflasın bütçesi görüşmelerinde sadece Hazine ve Maliye Bakanını değil tüm kamu kurumlarını, bakanlıkları kurum ve kuruluşları ilgilendiren tartışmalar bulunmaktadır. Bu bütçe 2002 ve 2003 yıllarında onaylanan ek bütçelerden çok farklı koşullarda olmakla birlikte 1995 ve 2001 yıllarında uygulanan kriz bütçeleriyle çok benzerdir. Dolayısıyla, bu bir ‘ek bütçe’ değil içinde bulunduğumuz olağanüstü hali destekleyen bir OHAL bütçesidir.

‘YILIN İLK DÖRT AYINDA YÜZDE 45’İ TÜKETİLDİ’

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın resmi rakamlarına göre 2022 yılının ilk 4 ayında yapılan harcamalar toplamı 786 Milyar TL’dir. Yani 2022 yılı bütçe ödeneklerinin yüzde 45’i yılın ilk 4 ayında zaten tüketilmiştir. Oysa bu oran 2021 yılının aynı döneminde yüzde 31 olarak gerçekleşmiştir. 2022 Yılı Merkezi Bütçesinden; Personel ödeneklerinin yüzde 41’den fazlası yılın ilk 4 ayında kullanılmıştır. SGK devlet primi giderlerinin de yüzde 40’ı tüketilmiştir. Cari transferler kalemindeki ödenek kullanımı yüzde 50’ye yaklaşmıştır. Bütçenin kamburu durumunda olan, iktidarın basiretsizliğinin en net göstergesi konumundaki 240 Milyar TL tutarındaki faiz ödeneklerinin de yüzde 43,3’ü kullanılmıştır.

2022 yılı bütçesinde faiz harcamaları için 240 milyar TL ayırılmıştı. Ek bütçe kanun teklifinin gösterdiği üzere borçlar da, o borçların ödenemediği de açıkça itiraf edilmektedir. Faize karşı olduğunu söyleyen AKP Genel Başkanı’nın, faiz lobilerine 240 milyar TL’yi az bulduğu görülmekte ve ek bütçe teklifi ile faiz harcamalarına 89 milyar TL daha ayırmaktan geri durmadığı görülmektedir. Bir diğer deyişle AKP iktidarı, 2022 yılı boyunca 329 milyar TL’lik bir faiz harcaması gerçekleştirerek Türkiye’de üretime dayalı bir ekonomi yerine borç temelli bir ekonomi politikasını öncelediğini, halkın dertlerine ve taleplerine çözüm bulmak yerine faiz lobilerini ihya etmeyi tercih ettiğini ilan etmektedir. Ek bütçe kanunu ile ayrıca, Kur Korumalı Mevduat için 40 milyar TL ödenek konulduğu görülmektedir. Bu durum daha önce yapılan ödemelerin bütçe hakkına aykırı bir şekilde, ödenek olmaksızın yapıldığını da açıkça göstermektedir.

‘HÜKÜMETİN DÜŞMESİ ANLAMINDADIR’

2022 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Gider tahmini 1 Trilyon 472 milyon 583 bin 134 TL idi. Ek bütçe ile buna 1 trilyon 83 milyon 597 bin 525 lira eklenmektedir. Bunun anlamı, bütçe gider tahmininin ilk tahminin yüzde 73,6’sı oranında arttırılmasıdır. Bu oranda sapma yaşayan bir bütçe hükümetin düşmesi anlamını taşımaktadır. Hatırlanacağı üzere 2018 yılından önce bütçe kanununun TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmemesi durumunda hükümet düşmekteydi. 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile beraber bu hüküm kaldırıldı.

‘HALKIN BÜTÇESİNİ SAVUNUYORUZ’

26 Ekim-26 Kasım 2021 tarihleri arasında Plan Bütçe Komisyonunda gerçekleşen 2022 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi görüşmelerinde, partimiz tarafından toplam 34 önerge sunulmuş, bunlar arasında ‘Anadili temelli çok dilli eğitim’ önergemiz ‘Anayasa’ya aykırılık’ gerekçesiyle işleme alınmamış, kalan 33 önergemizin tamamı AKP-MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedilmişti. Ek bütçeye dair de verdiğimiz tüm önergeler AKP ve MHP eliyle reddedilmiştir.

Altı ayda bir yıllık bütçeyi çökerten AKP’nin; bütçedeki tercihlerini ‘Ek Bütçe Kanun Teklifi’ adıyla TBMM’ye sunduğu ve içinde bulunduğu yönetim krizinin son kertesine gelindiğini gösteren ‘İflasın Bütçesi’nde de değiştirmeyeceği son derece açıktır.  Halkın bütçe hakkını, toplumsal taleplerin karşılanmasını, bütçe kaynaklarının halk için ve halktan yana politikalara ayrılmasını güçlü bir itirazla savunduğumuz görüşmeler süresince iktidar temsilcileri tarafından ortaya konan net tavır; AKP iktidarının bir kez daha en iyi bildiği şeyi yapacağını; halkın bütçe hakkını yok sayarak, tercihlerini Saray’dan, güvenlikçi politikalardan, faize akan kaynaklardan, yandaşlarının karlarını artırmaktan, zengini daha zengin yoksulu ise daha yoksul yapan politikalardan yana kullanacağını ortaya koymuştur. Zengine daha fazla kâr, yoksula daha fazla vergi yükleyen, bir avuç yandaşın talep ve ihtiyaçlarını önceleyen, halkın yaşadığı ekonomik buhranı görmemeyi tercih eden, kaynakları Saray’lara, güvenlikçi politikalara, yandaşlara ve faize akıtan bu düzen değişecektir.  İktidarın mevcut bütçe tercihlerini reddediyoruz. HDP olarak ‘Halkın Bütçesi’ni savunuyoruz." (MA)