Şimdi gençliğe her gün bayram hediye etseniz neye yarar!



Artı Gerçek

Gençliğin bir yarısının avcı kalan öteki yarısının da av yapıldığı bir ülkede, her gün gençlik bayramı olsa neye yarar.


Mazlum ÇETİNKAYA


Gençliğin bir yarısının avcı kalan öteki yarısının da av yapıldığı bir ülkede, her gün gençlik bayramı olsa neye yarar.

Yoksulluğun, işsizliğin, geleceksizliğin hüküm sürdüğü bu coğrafyadan kaçma telaşına düşmüş, geleceğini Avrupa’da arama hayalleri kuran bir gençliğin coğrafyasında gençlik nereye koşacak, her gün bayram olsa neye yarar!

İdeallerini, yarınlarını, aşklarını söndürdüğünüz gençlerin her gününe bayram hediye etseniz neye yarar!

Yarını olmayan, ütopyaları üşüyen, ölümle yaşamın bıçak sırtı bir mesafede olduğu bir yurtta her gün bayram olsa ne yazar!

Yuvarlak rakamlarla 13 milyon olan gençler nüfusun yüzde 16’sını oluşturuyor. Acaba bu on üç milyon Türkiyeli genç sabahları hangi kaygılarla gözlerini dünyaya açıyor, hiç düşündünüz mü? 

Düşünce ve ifade özgürlüğünün neresinde yer alıyorlar, gerçekten bu on üç milyon genç kendini özgür ve güvende hissediyor mu? Hiç düşündünüz mü?

Sevgi ve şiddetin adeta iç içe geçtiği bir ülkede, hangi duygunun, hangi merhametin, hangi vicdanın, hangi özgürlüğün bayramını anlatıyorsunuz gençlerimize!

2020 Türkiye’sindeki genç sayısı, 19 Mayıs’ın gençlere bayram olarak armağan edildiği yıllardaki toplam Türkiye nüfusundan daha fazla, ama her üç gençten biri işsiz, hadi ben abarttım diyeyim, DİE verileriyle konuşalım, her dört gençten biri işsiz! 

Türkiye’de bugün 4 milyondan fazla genç geleceksiz, yani puslu bir yolda yürüyor, yani uyanınca cebinde harçlıksız uyanıyor, yani milyonlarca genç sosyal medyadan kendisine başka bir yurt arıyor…

Bu da yetmedi, hayatını kararttığınız gençlere tarikat ve cemaat şeyhlerinin rüyalarıyla yön vermeye çalıştınız, ülkeyi rüyalarla yönetiyorsunuz, bilimin B’si kalmadı.

Yeryüzünü bir cehennem sofrası yaptınız adeta, gençliğe kılıç kuşanmaktan, ok atmaktan, savaşmaktan, suç işletmekten başka ne öğrettiniz?

Bakın İstanbul’da bir örnek, bir suç oranı tablosu, yıl ikibinondokuz!

İşlenen asayiş suçu sayısı: 174.122

Şehrin nüfusu: 13.255.685

Bin kişiye düşen suç sayısı: 13,14

Neredeyse her kentte ama her bin kişiden on ikisi asayiş suçu işlemiş, bunlar resmi rakamlar, yani kayıt altına alınanlar, bu mu şimdi bayram!

Türkiye'de 449 cezaevi var. Hükümlü ve tutuklu sayısı 246 bin ve bir çoğu bizim bayram armağan ettiğimiz gençlerimiz… 114 yeni hapishanenin inşaatı ise devam ediyormuş. (Ocak 2020)

Gerçi hakkınızı yemeyelim, gazeteciler, milletvekilleri, binlerce siyasi tutsak hariç tutulmak üzere, “dolaylı bir af” da çıkarttınız, yeni “suçlar işlemek” ve yeni “suçlular yaratmak” üzere, özlediğimiz 'çetelerimizi' salıverdiniz, sağolun!

Tabii ki bu ülkeyi seviyorum, hepimiz seviyoruz. Türkler seviyor, Kürtler seviyor, Ermeniler seviyor, Araplar, Aleviler, Sünniler hepimiz seviyoruz, çünkü gidecek başka yerimiz yok. 

Yoksulluktan seviyoruz, çaresizlikten seviyoruz, tarihimizin, acılarımızın, kaderimizin ortaklığından seviyoruz…

Ama bu ülkeyi yönetenler bu ülkeyi sevmiyorlar, çünkü onların yarın gidebilecekleri başka başka ülkeleri de var, çünkü onlar çaresiz değil bizim çocuklarımız gibi!

Çünkü onların çocukları yurt dışında okuyor, çünkü onların milyon dolarları var, şirketleri var, hisseleri var, onların çocukları askere gitmiyor, çünkü onların anneleri hasret olup, geceler boyu çocuklarını beklemiyorlar…

Çünkü onların yoksulluktan ve çaresizlikten çocuğuma bakamıyorum deyip intihar eden bir babaları da yok. Onların babaları heves sahibidir, para sahibidir, mülk sahibidir… 

Onların kalbine batan bir diken yoktur, acıyı biz ve bizim gençlerimiz çekiyor…

Gençlerimiz artık bir başkasının rüyasıyla yol almak istemiyorlar. Kendi gördükleri rüyalarla yol almak istiyor gençlerimiz, kendi özgürlüklerinin rüyasıyla, demokrasinin rüyasıyla, barışın rüyasıyla, kardeşliğin rüyasıyla yol almak istiyorlar.

 

BAĞLANTILI HABERLER